Görüldüğü gibi sevgide öncelik sırası ve en geçerli olanı ALLAH ve O nun elçisine karşı beslenen sevgidir. Kur an-ı Kerim de ALLAH ı sevmenin ön şartı olarak Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize tabi olunması gerektiği bildirilmiştir: "Resûlüm ya Muhammed! De ki: Eğer ALLAH Teâlâ yı kemâl-i hulus ile seviyorsanız, bana ittiba ediniz, uyunuz ki ALLAH Teâlâ da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin bağışlasın. ALLAH Teâlâ kullarını çok mağfiret edici ve çok merhamet edicidir." (Âl-i İmran Sûresi: 31)
Bütün bunlar gösteriyor ki: ALLAH Teâlâ yı seven ve ALLAH Teâlâ tarafından da sevilen ve günahları mağfiret olunan bir kul olabilmek için tek çare: Resûlullah (S.A.V.) Efendimize ittibadır, O nu sevmek ve O na itaat etmektir. Öyle değil mi ya... Bir devlet başkanına muhabbet ve itaatta bulunan bir kimse, O nun elçisine, memuruna da itaat ve hürmette bulunur. Bunun aksine hareket etmek o devlet başkanına karşı da bir isyan değil midir Artık bir insan nasıl olur da ALLAH Teâlâ ya muhabbet iddiasında bulunduğu halde, O nun gönderdiği Resûlüne isyan eder, O na cephe alır. Binaenaleyh ALLAH ın sevgisini iddia edip de Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sünnetine muhalefette bulunan kimse, bu iddiasında samimi değildir.
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizi sevmek demek, O nun sünnetine uymak ve O nu hayata geçirmektir. Nitekim Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Sünnetimi ihya eden beni sevmiş demektir. Beni seven ise cennet te benimle beraberdir," (Taberani, el-Mu cemü l-Evsat, 9/169, No: 9439) buyurmuştur. Yüce ALLAH ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yolundan gitmektir. ALLAH ı hoşnûd etmek, O nun Peygamberine uymak ve O nu örnek almakla mümkündür. İmanın kemali ölçüsü Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizi her şeyden daha fazla sevmektir. Günümüzdeki kokuşmuşluğun en büyük sebebi sünnete aykırı bir hayat yaşandığından dolayıdır. Sevginin ölçüsü lafızla değil yaşantı ile olmalıdır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizi her şeyden üstün tutmak kamil imanın gereğidir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize ittiba kurtuluşun anahtarıdır. Sevgi çoğu zaman şehvet sebebi ile meydana gelir. Ama aşktan mücerret olan sevgi şehvet olmaksızın meydana gelir. Buna göre sevgi tabi ve nefsani olur. Tabi sevgi üç kısma ayrılır. Yüceltme ve büyütme sevgisi ki evladın ana babasına olan sevgisi, şefkat ve merhamet sevgisi ki ana babanın çocuklarına olan sevgisi, menfaat sevgisi ki insanların birbirlerini bir şey için sevmeleri.
Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bu üç itibarla kendi zatında bütün sevgileri toplamıştır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yüceliğini ve rütbesini, babadan, evlattan ve her iyilik yapandan daha fazla yüceltilmezse iman sahih olmaz ve gerçek Müslüman değildir. Binaenaleyh iman şer i muhabbeti gerektirir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sevgisi her şeyden daha üstün olmayı gerektirir. Çünkü O insanlığı dalaletten hidayete erdirmiştir. Bu böyle bilinmelidir. Bu özet açıklamadan da anlaşılacağı gibi muhabbet, ruhun kendisinden lezzet duyduğu bir şeye meyletmesidir. Anlaşılıyor ki, Kur an-ı Kerim ve Sünnet in öngördüğü bu sevgi, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimize karşı olan inancın sosyal hayatımıza yansımasıdır. Zira tarih boyunca milletimiz O na derin bir hürmet ve sevgi beslemiştir.
Gerçekten Anadolu insanının okumuşunda, okumamışında, gencinde, yaşlısında, kadınında ve erkeğinde Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bir imajını görmek mümkündür. O nu kendi hayatlarına, düşüncelerine, kültürlerine, davranışlarına ve çevrelerine yansıtmışlardır.