Hz. Musa Aleyhisselam’ın Şanlı Mücadelesi

Abone Ol

Biz Müslümanlar, bütün peygamberlere hem iman ederiz hem de hepsini çok severiz. Bütün peygamberlerin gayesi aynıydı: İnsanlara Allahu Azimüşşan’ı tanıtmak, onları Tevhidî imana davet etmek, Allah’ın hükümlerini uygulamak ve her yerde Allah’ın hükümlerinin hâkimiyetini sağlamak. İnsanları ebedî saadet yurdu olan Cennet’e davet etmek ve şekavet yurdu olan Cehennem’den sakındırmak… Bu vazifelerini yaparken sadece ve sadece Allahu Teâlâ’ya güveniyorlardı. Rabbimiz de bütün peygamberlerini mucizelerle, melekleriyle, yer unsuruyla, gök unsuruyla, hayvanat âlemiyle destekliyor, onlara güç veriyordu.

Kur’an-ı Azimüşşan bizlere bazı peygamberlerin şanlı mücadelesini bildirmektedir. Bu peygamberlerden biri de Hz. Musa Aleyhisselam’dır. Hz. Musa Aleyhisselam 40 yaşında iken peygamberlik vazifesini omuzlamıştır. Yaklaşık 40 sene Firavun ve kavmi ile mücadele etmiştir. Daha sonra da 40 sene Ben-i İsrail’e doğru İslamiyet’i ve cihadı anlatmaya çalışmış, bu uğurda çok çile çekmiştir. Biz bu şanı yüce Peygamber’in mücadelesinden bazı safhaları Kur’an’ımızdan alacağımız derslerle nazarlara sunmaya çalışacağız.

Kendisi gibi peygamber olan kardeşi Hz. Harun’la birlikte Allah’ın dini olan İslamiyet’i, dünyanın en büyük devletlerinden birinin idarecisine ve onun halkına tebliğ etmiş, o idareciyi şirkten ve zulümden vazgeçirmeye çalışmışlardır. Bu mücadelenin en dikkat çekici kısımlarını anlatmaya çalışacağız.

1) Mu’cizelerle teyid edildi: Hz. Musa ve Hz. Harun (Aleyhimüsselam) vazifelerini yaparken, hiçbir korku, hiçbir endişe duymuyorlardı. Zira, Kâinatın Sahibi olan Allahu Azimüşşan’ın gücüne, kudretine itimat ediyorlardı. Cenab-ı Hak dilerse onları bir odun parçası ile bütün düşmanlarına karşı korumaya muktedirdi. Hz. Musa (as) asasını yere attığında ejderha oluveriyordu. Bu öylesine bir ejderha idi ki, Firavun’un sarayının muhteşem kapısını ağzı ile tutuyor ve sarayın muhafızlarını yutuveriyordu. Bu manzarayı gören Firavun’un korkudan dizlerinin bağı çözülmüştü ve o andan itibaren Hz. Musa ve kardeşine dokunmaya cür’et edememişti. A’raf Sûresi’nin 107. âyetinde meâlen şöyle buyrulmaktadır: “Bunun üzerine (Mûsâ) asâsını (yere) bıraktı. Bir de baktılar ki, o, apaçık bir ejderhâ!”

[İbn-i Abbâs (ra)’dan rivâyete göre, Mûsâ Aleyhisselâm asâsını yere bırakınca asâsı, ağzını açmış büyük bir ejderhâ oldu ve süratle Firavun’a doğru hareket etti. Ejderhânın kendisine doğru geldiğini gören Firavun, derhâl tahtından atladı ve ona mâni‘ olması için Mûsâ Aleyhisselâm’a yalvarmaya başladı. Bunun üzerine Mûsâ Aleyhisselâm onu eline alınca, tekrar eski hâline döndü. (Celâleyn Şerhi, c. 3, 85)]

Hz. Musa (as) bu şanlı mücadelesinde pek çok mu’cizelerle teyit edilmiştir. Elini koltuğunun altına koyup çıkarmasıyla eli güneş gibi parlamakta, geceyi gündüz gibi aydınlatmaktaydı. (A’raf /108)

Hz. Musa Aleyhisselam Firavun kavmine Allah’ın dinini tebliğ ediyor, onlar da bu tebliği kabullenmiyorlardı. Bunun üzerine defalarca gazab-ı İlâhî tecelli etti. Bu konu ile ilgili âyet-i kerimeye meâlen bakalım:

“Artık (biz de) onların üzerine ayrı ayrı mu‘cizeler olarak; tûfan, çekirge, haşerât, kurbağalar ve (sularına) kan gönderdik, buna rağmen büyüklük tasladılar ve bir günahkârlar topluluğu oldular.” (A’raf Suresi / 133)

[Allah, Firavun kavmine evvelâ yağmur ve sel felâketini, sonra sırayla, her yeri istîlâ edecek çoklukta bulutlar hâlinde çekirge, haşerât ve kurbağa sürülerini gönderdi. Öyle ki bu hayvanların çokluğu öyle bir âfet hâlini aldı ki, Hz. Mûsâ (as)’a îmân etmeyen Kıbtî kavminin ev ve eşyâlarının en ücrâ köşelerine, hattâ ağız ve gözlerine kadar giriyorlardı. Bunun ardından, bir müddet, içtikleri sular dahi kana döndü. (İbn-i Kesîr, c. 2, 46)]

Mu’cize eseri, bu gazab-ı İlâhî tecelli ettiğinde bundan Firavun kavmi hissedar oluyor, Ben-i İsrail mensuplarına ise bu gazap isabet etmiyordu. Bu bir mucize idi. Firavun kavmi, her gazap üzerlerinden kalktığında tekrar şirke dönüp, nankörlük ediyorlardı.

Hz. Musa (as) kavmini alıp Mısır’dan giderken, Firavun 600 bin kişilik ordusuyla peşine düşmüştü. Hz. Musa (as) asasını Kızıldeniz’e vurunca denizde 12 yol açıldı. Beni İsrail’in 12 kolu bu yollardan karşıya geçtiler. Firavun ve ordusu geçmeye kalkınca deniz kapandı ve hepsi boğuldu. (A’raf Suresi / 136; Tâ-Ha Sûresi / 77-80); Yunus Sûresi /90)

Hz. Musa Aleyhisselama verilen mucizelerden bir diğerleri de çölde iken asasını vurmasıyla kayadan 12 pınarın fışkırması (A’ra f Sûresi /160) Bıldırcın eti ile kudret helvasının nimet olarak verilmesidir.