Hz. Musa (A.S.) ile kardeşi Hz. Harun’un (A.S.) tarihçe-i hayatından alacağımız çok dersler var. Allah’ın peygamberleri zahiren azınlıktılar. İlk başta topu topu iki kişiydiler. Karşılarında ise dünyanın en güçlü bir devleti ve onun idarecileri, orduları vardı. Peygamberler sadece ve sadece Allah-u Teâlâ’nın gücüne güvendiler ve o zalim inkârcıların karşılarına çıktılar. Anlattığımız gibi Allah’ın izniyle galip geldiler. Dünyanın en güçlü ordusu ve onun lideri Firavun denizde boğuldu.
Hz. Musa (A.S.) daha sonra kavmindeki münafıklarla, hainlerle, mürtetlerle, günahta ısrar edenlerle mücadele etti. Nankör kavim Allah-u Azimüşşan’ın vermiş olduğu nimetleri küçümsüyor, çölde kayadan fışkıran sudan içmelerine, kudret helvası ile bıldırcın eti yemelerine mukabil, “Biz toprağın yetiştirdiği, soğan, mercimek, hububatı isteriz” diyorlardı. Hz. Musa (A.S.) Allah’ın cihat emrini anlatıyor, kavmini cihada davet ediyordu. Kenan topraklarını, Arz-ı Mukaddesi almak için zalim Amalika kavmi ile savaşmaları gerekiyordu. Ancak kavmi Hz. Musa’ya, “Haydi, sen ve Rabbin birlikte gidip savaşın; biz işte burada oturuyoruz.” (Maide Suresi /24) demek küstahlığında bulunmuşlardı.
Hz. Musa (A.S.) kavmine Kudüs’ü girerken ne diyeceklerini tembihlemişlerdi. Ancak onlar, “Ya Rab bizi affet!” ifadesini değiştirerek alay etme edepsizliğinde bulunmuşlardı. Ayet-i kerimelere mealen bakalım:
“Bir zaman onlara şöyle denilmişti: ‘Şu şehre (Kudüs’e) yerleşin; ondan dilediğiniz yerde yiyin; ‘Hıttatun’ (Ya Rab! Bizi affet!) deyin ve kapıdan secde eden (hürmetle eğilen) kimseler olarak girin ki sizin hatalarınızı bağışlayalım. (Bu bağışlamadan sonra) yakında iyilik edenlere (mükâfatlarını) daha da artıracağız.”
“Fakat içlerinden zulmedenler, o sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdi; bu sebeple (biz de) zulmetmekte olduklarından dolayı üzerlerine gökten kötü bir azap gönderdik.” (A’raf Suresi / 161 ve 162. ayet-i kerimeler)
[İsrâiloğullarının bir kısmı “Ya Rab! Bizi affet!” manasındaki “hıttatun” yerine, bir buğday danesi manasına gelen “Hınta” dediler. Onlar güya Hz. Musa’nın (A.S.) emrini, nazarlarında ehemmiyetsiz küçük bir şey yerine koyarak alay etmek istediler. Bu inkârları sebebiyle, birçok rivayete göre, bir saat zarfında yirmi dört bin kişinin helâkine sebep olan bir taun (veba) salgını ile cezalandırıldılar. (Nesefî, c. 1, 92)]
Bir defasında yine nankörlük edince, Cenab-ı Hak Tûr dağı’nı başlarının üzerine kaldırmıştı. Onların yüzleri yerde iken bir gözleriyle dağ üzerimize düşecek mi diye korku ile dağa bakıyorlardı. Yahudilerin secdesi şimdi de böyledir. Ayet-i kerimeye mealen bakalım:
“Bir zaman (Tûr) dağı(nı), bir gölgelikmiş gibi üzerlerine kaldırmıştık da, gerçekten onu (üstlerine düştü düşecek) olan bir şey zannetmişlerdi. (Onlara:) ‘Size verdiğimizi (kitabı) kuvvetle tutun ve içinde olanları hatırlayın, ta ki (ona muhalefetten) sakınasınız!’ (diye emretmiştik).” (A’raf Suresi /171)
Hz. Musa, gece gündüz demeden hakkı tebliğ ediyor, kavminin gerçek Müslümanlar olup Allah yolunda cihat etmelerini arzuluyordu. Ancak onlar devamlı nankörlük edip Allah’ın Peygamberini üzüyorlardı. Ayet-i kerimeye mealen bakalım:
“Ve bir zaman Musa, kavmine: “Ey kavmim! Şüphesiz benim, Allah’ın size (gönderdiği) peygamberi olduğumu gerçekten bildiğiniz hâlde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Fakat (onlar, haktan sapmaya) meyledince, Allah (da) onların kalplerini eğriltti. Çünkü Allah, (ısrarla küfre meyleden) fâsıklar topluluğunu hidâyete erdirmez.” (Saff Suresi / 5)
Hz. Musa’nın ve Hz. Harun’un (A.S.) bu gayretleri boşa gitmeyecekti. Ekilen bu nur tohumları ilerde filiz verecekti. Hz. Yuşa (A.S.) işte Hz. Musa Aleyhisselam’ın terbiye ettiği bu imanlı nesille birlikte Amelika kavmi ile harp edip onları mağlup edecekti. Böylece hayatı boyunca çok çileler çeken Hz. Musa’nın (A.S.) gayretlerinin semeresi görülecek, cihat ruhu nesilden nesle intikal edecek, Hz. Eşmûil Aleyhisselam zamanında kumandan tayin edilen Talut’un rehberliğinde o bölgenin en zalim kavmi ve idarecisi Calut mağlup edilecekti.
Rabbim Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun Aleyhimüsselamın cennetteki makamlarını âli eylesin. Bizleri de şefaatlerine nail eylesin. Onları çok sevdiğimizi ruhlar