Hz. Mehdî ve Mehdîlik iddialarına dair birkaç kelam

Abone Ol

Bu yazımızda; bilgi kirliliğine katkıda bulunmak gibi bir amacımız olmayıp; sadece birkaç söz ile konuyu özetlemek istiyoruz.

1. Mehdilik konusundaki hadisi şeriflerden anladığımız kadarıyla bir mehdi gelecektir. Eğer bir konuda sahih hadisi şerif var ise bize düşen sadece iman etmektir. 

2. Fakat mehdi, kıyamet alametlerindedir. Kıyamet ise bir sırdır. Kendisi sır olan şeyin alameti de sırdır. Zira alametini bildiğimiz bir şeyin kendisini de az çok biliriz. Oysa kıyametin zamanı gizlidir. Şu halde mehdinin ne zaman ve nasıl geleceğini bilemeyiz.

3. Zaten gayb ile ilgili iman meselelerine ayrıntılı olarak iman etmek gerekmektedir. Biz meleklere inanırız ama melekleri tanımayız. Örneğin Cebrail Aleyhisselam, Efendimiz Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’e gelip soru sormuş; fakat hiçbir sahabe Cebrail AS’ı tanıyamamıştır. Daha sonra Efendimiz SAV, gelen kimsenin Cebrail AS olduğunu ifade etmiştir. Cebrail AS’ı tanıyamamak; hiçbir sahabenin imanına zarar vermez. Fakat örneğin Allah’a iman etmek, ayrıntı ister. Yani Allah’ın sıfatlarını bilmek ve bu sıfatlara da iman etmek; Allah’a imanın şartıdır. Aksi halde iman olmaz. Fakat kıyamet ile alakalı meselelerde durum böyle değildir. Bu gibi meselelerin ayrıntısını bilmeden iman ederiz. 

4. Bu durumda Mehdî’yi de tanımak zorunda değiliz. Zira onu bize tanıtacak olan Mevlâ’dır. Şu halde bu konuda fazlaca tartışmaya hacet yoktur.

5. Önemli olan, hak yolda olmak ve bu uğurda mücadele etmektir. Eğer biz hak yolda isek Hz. Mehdî geldiğinde bize yardım edecektir. Yani onunla aynı safta olacağız. Eğer hak yolda değil isek; bu durumda Mehdî, bizim karşımızda olacaktır. Hatta Mehdî, önce sorunlu Müslümanlarla mücadele edecek ve onları hizaya çekecek; Müslümanların arasındaki ihtilafları giderecektir. Aksi halde zalimlere ve batıla karşı nasıl ve yanına kimi alarak mücadele edecektir?

6. Hz. İsa Aleyhisselam ile alakalı durum da aynıdır. Biz O’na iman ediyoruz. O, geldiğinde yeni bir din getirmeyecek hatta bizim şeriatimizle amel edecektir. Ve hatta bizim önümüze geçip bize imamlık bile yapmayacak; bizden birini imam tayin edecektir. Şu halde İsa AS’ın gökten inip inmemesi ya da indiğinde bizim O’nu tanıyıp tanımamızın; bizim amel veya imanımıza bir katkısı ya da bir zararı yoktur. İsa AS; İslam’ın galip gelmesi için bir müjdedir. Eğer biz hak ehli değil isek, zalim veya tembel isek; İsa AS’ın gelmesi bizim için rahmet değil azap olacaktır. Şu halde bize düşen; üzerimize düşenleri ifa etmektir. Din bellidir. Emir bellidir. 

7. Müceddidlik meselesi de böyledir. Müceddid gelir veya gelmez; din zaten bellidir. Müceddid, dinin sahibi de değildir. Sadece destekçisidir. Allah’ın bir müceddid göndermesi; imanı zayıf ve zalim kimselere fayda vermez. Zira Efendimiz SAV’i görmek bile zalimlere mesela Ebu Leheb’e fayda vermemiştir. 

8. Mehdîlik tartışmaları ile alakalı ilk problem; bu konunun gereğinden fazla uzatılarak, konunun bir tartışma, düşmanlık ve üstünlük iddia etme meselesine dönüştürülmesidir. Bu tarz tartışmaların tebliğ ya da hak arayışıyla bir alakası yoktur. Bunlar boş uğraşlar ve gereksiz sataşmalardan başka bir şey değildirler. 

9. Mehdilik ile alakalı tartışmaların bir başka zararı ise; insanları tembelliğe, boş hayallere ve atıl halde beklemeye sevk etmesidir. Oysa yukarda da örneklendirdiğimiz gibi; Allah’ın yardım vaadi, hiçbir Peygamberi, oturup beklemeye itmemiştir. Peygamberler, Allah’ın vaadinin bir gün tecelli edeceğini bile bile, gece gündüz mücadeleye devam etmişlerdir. 

10. Bu meselede takınılan bir başka yanlış tutum; herkesin Hz. Mehdî’yi kendi cemaatinden, kendi görüşünden veya kendi milletinden beklemesidir. Ümmetin bugünkü durumuna baktığımızda; hiçbir grup ve mezhebin, diğer grup veya mezhepten gelen bir Mehdî’yi kabul etmeyeceğini, üzülerek ifade etmek istiyoruz. Aslında Mehdî’nin de ilk icraatı, bu tutumla mücadele etmek olacaktır. O yüzden Mehdî beklemeden önce evvela bu tavrımızı düzeltmeliyiz ki kendimizi kurtarmış olalım.

11. Bu yüzden konu tartışılırken dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta da; mehdiliği inkâr etmekle falancanın mehdi olduğunu inkâr etmenin aynı şey olmayışıdır. Mehdilik inancı, hadisi şeriflere dayanarak sabittir diyebiliriz. Ama bu durum, her mehdilik iddiasında olana inanacağımız anlamına gelmez. Yani bir başka ifade ile mehdilik iddiasında bulunan birine itiraz eden kişiye “sen mehdiyi inkâr mı ediyorsun" demek gayri İslami bir tutumdur. Zaten ifade ettiğimiz gibi; Mehdî, “ben mehdiyim” demeyecektir. Onun mehdi olduğunu, Müslümanlar, Allah’ın inayeti ile bileceklerdir. Bu yüzden böyle tartışmalar ve iddialar, kasıtlı ya da ahmakça tutumlardan ibarettir. Böyle şeylere kapılanlar da ya kasıtlı ya imanı zayıf ya tembel ya da cahil kimselerdir demek; çok da ağır bir ifade ya da hakaret olmayacaktır.

Vesselam…