Resulullahın bıraktığı manevi mirası ayaklar altına alan Yezidi zihniyet, Hz. Hüseyin’in sergilediği duruştan fazlasıyla rahatsızdı ve onu susturabilmek için pazarlığa kalkıyor fakat her seferinde elleri boş geri dönüyordu. Resulullahın terbiyesi altında büyüyen Hz. Hüseyin, her ne olursa olsun Allah’ın koyduğu ilkeleri ayaklar altına alan bu zorba zihniyetin karşısında olduğunu ortaya koymalıydı… Hiç tereddüt etmeden yola çıktı ve zulme karşı sergilediği tavrından, duruşundan ve niyetinden zerre kadar taviz vermedi, Hz. Hüseyin vekilim Allah’tır dedi ve zafere kurdu tüm hayallerini. Hz. Hüseyin ailesi ve yol arkadaşları ile birlikte o savaşı kazanan taraf oldu. Nitekim Yezidi sistem asırlardır lanetlenirken Hz. Hüseyin kitlelerin ışığı olmaya devam etti ve ediyor.
Resulullahın torunu Hz. Hüseyin’in yol arkadaşlarıyla birlikte Kerbela’da yazdığı insanlık destanı çağlar ötesine geçip bugünlere kadar ulaştı ve onun mesajı o gün olduğu gibi bugün de Firavunların, Yezitlerin ve Belamların kulaklarına çarpmaya devam etti. Bütün çağlara hitap eden bir mesaj, bir sesti Hz. Hüseyin. O iman, izzet, sadakat, fedakârlık, vefakârlık ve cesareti kuşanarak çıktığı yolda ağır bedeller ödeyerek yüreği ile kazanmıştı savaşını.
Ağır bir sınavdan geçmekteydi Hz. Hüseyin… Kurtlara, kuşlara ulaşan Fırat Nehri, Hz. Hüseyin ve çocuklarına kapatılmış ve Resulullahın Ehl-i Beyt’i susuzluğa, yalnızlığa ve yoksulluğa terk edilmişti. Yine de şikâyetlenmedi halinden Hz. Hüseyin, “Hakkı üstün tutmak için gerekirse canımızı veririz” dedi ve tavrından hiç ödün vermedi. Hz. Hüseyin olacakları görmüş gibiydi ki, çok geçmeden Kerbela’da tarihin en acı olayı yaşandı ve cellâtlar davam haktır diyen Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarını katledip, Resulullahın Ehl-i Beyt’ini esir aldılar.
Zaman su gibi akıp gitti ve Yezit öldü ama onun izini sürdüren kör zihniyet, Allah’ın dinini siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, ahlâki ve tüm alanlardan kaldırarak yozlaşmış düşüncelerini yaymaya çalıştılar. Hz. Hüseyin’in tavrı zaten bu kokuşmuş zihniyete idi ve o hakkın hiçbir zaman yenilgiye uğramayacağını göstermişti. Hz. Hüseyin hak için gösterdiği çabasını ve kutlu mesajını çağlar ötesine kadar ulaştırdı.
Hz. Hüseyin çağın en büyük diktatörünün karşısına geçip “davam haktır” dedi ve dava uğruna canını verdi. Hz. Hüseyin zorba yöneticiler karşısında nasıl bir tavır sergileneceği noktasında etkin bir model oldu ve sesini bütün dünyaya duyurdu.
Zaman su gibi akıp gitti ve Yezit öldü ama Yezidi zihniyetin müntesipleri dünyayı kirletmeye devam ettiler. Farklı coğrafyalarda yaşıyorlardı belki ama icraatları hep aynıydı ve halklarını tahakküm altına alıp, onların emeklerini, duygularını, umutlarını ve yarınlarını sömürerek saltanatlarını korumaya çalıştılar.
Yezidi zihniyet o gün olduğu gibi bugün de hak davanın savunucularını hedef olarak seçip, etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Kendilerine boyun eğmeyen bu kişileri karanlık zihniyetlerinin, kokuşmuş hayatlarının ve hain tuzaklarının önünde bir engel olarak görüp zulmediyor. Ama Hüseyni hareketin mensupları tarihin en sancılı dönemlerinde dahi bir yıldız gibi çıkıp onları kendi karanlıklarında boğuyor ve kurdukları tuzakları aleyhlerine çeviriyor.