Huzursuzluk üzerine

Abone Ol

GEÇEN hafta huzursuzluktan bahsetmiştik. Bugün bu konu üzerine devam edelim. Huzursuzluk kişinin iç dünyasının ürünüdür. Kendi içinde mutmain olamayan insan herkesi bu kargaşa dünyasına sürüklemek ister. Ne alırsa alsın asla tatmin olmaz. Daha fazlası daha fazlası… Sürekli artan bir istekle hırsla başkalarının hayatını berbat etmek ve hatta kaderlerini elde etmek için uğraşır. Yanlış duymadınız, kaderi çalma çabası var insanlarda. Kendisinden başka kimsenin iyi olmamasına dair korkunç bir hırs bu. Kendisi iyi olacak bu yetmez karşısındakilerin kötü olduğunu görecek. Bu ne türlü bir hırstır İnsan hakikaten anlam veremiyor.

İnsan yaşadıkça öte dünya bilgisi köreliyor sanki. Buradan ibaret bir yaşam o zaman elde et her şeyi. Gününü gün et çünkü bitiyor hayat. Bu düşünce ile yoldan çıkılıyor ve geri dönüşü olmayan hırs dünyasına adım atılıyor. İnsan dünya hırsı ile canavara dönüşüyor. Kalbi olanın yapacağı şey değil bu. İnsan kendi kalbini bir mekaniğe dönüştürmeyi başarmıştır. Artık yıkmak için kurulmuş robotlarız.

Her şey geçici… Her şey fani… Her şey yok olacak bir gün. Peki, bu hırs niye Yarın bir gün ölsek buradan ne kalacak yanımıza kâr diye Öte dünya inancı olmayanların hırsa sahip olması daha da tuhaf. Bitecek bir dünya, yok olup gidecek beden için bu elde etme hırsı niyedir

İster inananlardan olalım ister inkârcılardan, bir gün dünyanın biteceği konusunda hemfikiriz. Bitecek bir şey için savaşmaya değer mi İnsanları yurtlarından çıkarmaya değer mi Evlerini yakıp yıkmaya, yaftalamaya, küfürler etmeye değer mi

Bir gün bitecek ve bir metrelik beyaz bez parçası ile çekip gideceğiz buradan. Ardımızda hırlaşan köpekler gibi bıraktığımız kavgalarımız, kinlerimizden başka ne kalacak geriye İnsan en çok pişmanlıklarını hatırlar, insan en çok kızgınlıkla yaptıklarına pişman olur. Ölümle o pişmanlık zirve yapacak benden demesi.

Sürekli didiştiğinizi düşünün. Yaşadığınız günden bir şey anlayabilir misiniz Verimli bir iş bir saat dahi geçirebilir misiniz İnsan kafası rahatken güzel ürünler çıkarır. Ülke huzur içindeyse millet güzel ürünler çıkarır. Kendi iyiliğimizi bile istemiyoruz neredeyse. Karşıma geliyor, her gün istisnasız, bıkmadan usanmadan nefretini dile getirenler var. O nefret en çok kendisini yıpratıyor ama bunun idrakinde değil. Adamın teki sırf içini rahatlatmak için başörtülüyü aşağılıyor. Ama bunda en büyük zararı kendisi görüyor. Çünkü kişiyi içten yıkan birincil şey kindir. Durduğu yerde kinlenen insanlar var. Tanımaz etmez ama başında örtü var diye bıçaklayacakmış gibi bakar. Kafanı rahatlat be güzel kardeşim. Bırak o da istediği gibi yaşasın gitsin. Senin yerini kapmıyor kimse merak etme.

Üniversitede hocanın odasında otururken TÜBİTAK başvurusu için çocuklar gelmişti. Birisinin ise velisi gelmiş, bir bayan. Kadıncağız beni odada başörtüyle görünce bir beş dakika konuşamadı, dili tutuldu. Öyle bakıyordu ki dünyaya farklı bir gezegenden geldiğimi sandım ve gülümsedim.