Kültür-Sanat

Hüznün Şehri Srebrenitsa

Hüznün Şehri Srebrenitsa

Abone Ol

Soykırımda katledilenlerin geride kalan annelerinin birçoğu  aşırı üzüntü ve yalnızlıktan dolayı şimdi hastalıklarla baş başa kaldı.

Bu yılki törenlerde 2 çocuğunu toprağa verecek olan Nura Mustafiç: ‘‘Budanmış bir ağaç gibi ortada kaldım. Ne çocuklarım ne torunlarım var. Günler oluyor kapımı çalan kimse olmuyor‘‘ Soykırımda eşini, 3 çocuğunu ve torununu kaybeden Meyra Cogaz: Aşırı üzüntüden karaciğerimden ameliyat oldum. Hastaneden taburcu olup evime döndüğümde günlerce bir bardak su verenim olmadı‘‘

Bosna‘daki savaş sırasında Temmuz 1995‘te 8 bin erkeğin katledildiği Srebrenitsa‘da, soykırım kurbanlarının geride bıraktığı annelerin birçoğu aşırı üzüntü ve yalnızlıktan dolayı şimdi hastalıklarla başbaşa kaldı

Avrupa‘nın 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra yaşadığı en büyük katliam olarak kabul edilen Srebrenitsa‘da yarın soykırımın 16. anma yıldönümü törenleri geniş bir katılımla yapılacak. Srebrenitsa‘da acı ve gözyaşını sadece bir gün değil, 16 yıldır yüreklerinin en derininde hisseden ve yaşayanlar ise kurbanların geride bıraktığı anneler... Bosna-Hersek‘in Sırbistan sınırı yakınlarında, yemyeşil ormanlar arasında Türkçe ‘‘Gümüş‘‘ anlamı taşıyan Srebrenitsa, soykırımla birlikte geriye yalnız ve gözü yaşlı anneleri bıraktı. Ailelerinde neredeyse hiç erkek kalmayan anneler, eşlerinin, çocuklarının anısını yaşatmak için her türlü zorluğu göğüsleyerek doğdukları toprakları terk etmedi. Adalet mekanizmasının yavaş işlemesinden dolayı birçok savaş suçlusunun serbest gezdiği ülkede, çocuklarının katilleriyle göz göze gelmek istemeyen Srebrenitsalı anneler, günlerce dışarı dahi çıkmadan yalnız bir hayat yaşıyor.

Srebrenitsa kent merkezine uzak, dağlık alanda bir zamanlar 3 oğlu ve eşiyle birlikte mutlu bir hayat yaşayan Nura Mustafiç, Temmuz 1995 yılında bir anda hayatta yapayalnız kalan annelerden sadece biri...

Geçen yıl eşi Hasan Mustafiç‘i toprağa veren, bu yıl ise 1975 doğumlu oğlu Fuad ile 1971 doğumlu Mirsad‘ı defnedecek olan Nura Mustafiç, halen 1973 doğumlu Aliya‘nın cesedine ise ulaşamadı.

Bu yıl toprağa vereceği çocuklarının cesetlerinin çeşitli toplu mezarlarda parçalanmış şekilde bulunduğunu ve birçok uzuvlarının eksik olduğunu ifade eden Mustafiç, ‘‘Şimdi sadece çocuklarımın insanlığa yaraşır bir şekilde toprağa verilmesini istiyorum. Diğer uzuvlarının bulunmasını bekleyecek gücüm kalmadı‘‘ dedi.

Nura Mustafiç, Srebrenitsa soykırımından aranan Ratko Mladiç‘in bir süre önce yakalandığının hatırlatılması üzerine ‘‘Mladiç‘in yakalanmış olması benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Onun idam edilmesi bile benim için bir anlam taşımaz. Çünkü kaybettiklerim benim hayatımın anlamıydı‘‘ dedi.

Anneler, 16 yıllık acıya dayanamayıp hastalanıyor

Srebrenitsa‘da yaşayan ve soykırımda eşini ve 3 oğlunu kaybeden Munira Salihoviç, eşi, 3 oğlu ve torunu katledilen Meyra Cogaz, 2 oğlunu kaybeden Zeyna Eyuboviç... Bu anneler, kısa süre önce değişik hastalıkları nedeniyle ameliyat oldu. Hastalıklarının en önemli gerekçesi ise doktor raporlarında ‘‘yalnızlık ve aşırı üzüntü olarak‘‘ yer alıyor.