Gündem

Hükümet düşüren muhtıra

Hükümet düşüren muhtıra

Abone Ol

Askerin "Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti‘ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır" ifadelerini içeren 12 Mart 1971 tarihli muhtıra sonrasında Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Ancak ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamı daha da arttı.Ayhan Kaya

1960 senesindeki askeri darbe sonrası bütün siyasi partilerle birlikte Demokrat Parti de kapatılmıştı. Darbe sonrası yapılan seçimlerle tek başına iktidara gelen Süleyman Demirel‘in Adalet Partisi. Demokrat Partililerin siyasi haklarının iadesi konusundaki anlaşmazlık sebebiyle büyük bir kopma yaşadı. Bu kopuşla birlikte yeniden kurulan Demokrat Parti, Meclis‘te Adalet Partisi‘nin oy oranını bir hayli düşürdü. Zayıf hükümetlerden yakınan kesimlerin eline geçen bu koz ve sokaklardaki öğrenci olayları gerilimi bir hayli artırdı. 1960 başlarında başlayan öğrenci hareketleri 1970 başlarında farklı bir mecraya doğru sürüklendi. Öğrenci hareketlerinin silahlı eylemlere dönüşmesi huzursuzluğu artırıyordu.

Bu arada Sendikalar için hazırlanan yasa tasarısına karşı 15 -16 Haziran 1970‘de gerçekleştirilen işçi eylemleri de toplumsal huzursuzluğun bir başka göstergesiydi.

Huzursuzluk, AP‘ yi başından beri DP‘nin devamı olarak görmüş olan Silahlı Kuvvetleri de derinden etkiledi. 70‘lerin başında, Silahlı Kuvvetler reform taleplerini yüksek sesle ifade etmeye başladı ve kuvvet komutanlarının başbakana ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili uyarı mektupları göndermesi askeri müdahale söylentilerinin yaygınlaşmasına yol açtı.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Silahlı Kuvvetler içindeki bir kesim, Mısır ve Cezayir‘deki gibi "Milli, devrimci ve sol darbe" hazırlığı yapmaya başladı.

Çeşitli kanallardan Başbakan Süleyman Demirel‘e mektuplar geliyor istifa etmesi isteniyordu. Demirel ise "Güvensizlik oyu" almadan hükümeti bırakmayacağının açıkladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin siyasi hayata ikinci müdahalesi olan muhtıra ile 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinin yolu açılmış oldu. TSK çeşitli gerekçelerle siyasi iktidarı fest etmiş ve verilen muhtıra ile yeni bir yapılanmanın da temelini attı. TSK‘nın muhtıra gerekçesi olarak ülkede yaşanan ekonomik kriz, parti bölünmeleri ve öğrenci olaylarını gösterdi.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ‘Nİ KORUMAK VE KOLLAMAK GÖREVİNİ YERİNE GETİREREK...

Muhtıra, dönemin Genelkurmay Başkanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu‘nun imzasını taşıyan muhtıra şu maddelerden oluştu:

1- Parlamento ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatlarıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk‘ün bize hedef verdiği uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasanın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti‘nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür.

2- Türk milletinin ve sinesinden çıkan Silahlı Kuvvetleri‘nin bu vahim ortam hakkında duyduğu üzüntü ve ümitsizliğini giderecek çarelerin, partilerüstü bir anlayışla meclislerimizce değerlendirilerek mevcut anarşik durumu giderecek anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli ve inandırıcı bir hükümetin demokratik kurallar içinde teşkili zaruri görülmektedir.

3- Bu husus süratle tahakkuk ettirilemediği takdirde, Türk Silahlı Kuvvetleri kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti‘ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek, idareyi doğrudan doğruya üzerine almaya kararlıdır. Bilgilerinize.

DEMİREL, HEMEN İSTİFA ETTİ

Ordunun görevini yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ile birlikte,  ana muhalefet partisi CHP‘nin lideri İsmet İnönü de istifanın demokratik bir istifa olduğunu belirtti.

Muhtıra sonrasında Başbakan Demirel hemen istifa etti. Ordunun görevini yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ile birlikte,  ana muhalefet partisi CHP‘nin lideri İsmet İnönü de istifanın demokratik bir istifa olduğunu belirtti.

Başlangıçta değişik çevrelerden destek alan muhtıra, sonraki uygulamalarıyla tepkileri de çekmeye başladı. Muhtıracıların ilk önemli icraatı, ordu içinde geniş bir tasfiye yapmak ve "sol" darbe hazırlıkları içinde olduğu söylenen subayları ordudan çıkartmak oldu. Daha sonra 1961 Anayasası‘nın öngördüğü temel hak ve özgürlüklere kısıtlamalar getirilerek, olağanüstü bir ara rejim dönemi başlatıldı.

GÖREV NİHAT ERİM‘İN

Yeni hükümeti kurma görevi verilen CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim, partisinden istifa ederek, 26 Mart‘ya yeni hükümeti açıkladı. Nihat Erim‘in 25 kişilik kabinesinde 5 AP‘li, 3 CHP‘li ve 1 de MGP‘li üye yer aldı. Diğer 14 bakan ise meclis dışından seçildi.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken, banka soygunları ve adam kaçırma olayları devam ediyordu.

Erim Hükümeti, 7 Nisan‘da yapılan oylamada 46 red, 3 çekimser oya karşın 321 oyla güvenoyu alırken, 74 milletvekili oylamaya katılmadı.

SIKIYÖNETİM İLAN EDİLDİ

Hükümet, 26 Nisan‘da muhalefeti iyice sindirmek amacıyla İstanbul, Ankara ve İzmir‘in de bulunduğu 11 ilde sıkıyönetim ilan etti ve hemen ardından geniş çaplı tutuklamalar başladı. Sıkıyönetim komutanlıkları çeşitli derneklerin faaliyetlerini durdururken, bazı gazetelerin yayımına geçici bir süre için yasak koydu.

KRONOLOJİ

1 Mart: Türk-Afgan Dostluk Antlaşması (1921)

3 Mart:  Hilafet‘in Kaldırılması (1924), Tevhid-i Tedrisat Kanunu‘nun kabulü (1924), Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruldu (1924)

4 Mart: Güvenlik Konseyi‘nin Kıbrıs‘a Uluslararası Kuvvet Gönderme Kararı  (1964)

5 Mart:  İsmet Paşa Yeni Hükümeti Kurdu (1924), Türkiye ile Avrupa Birliği Arasındaki "Gümrük Birliği Anlaşması"nın İmzalanması (1995)

8 Mart: Yıldırım Bayezit‘in Akşehir‘de vefatı (1403),

12 Mart: İngiltere ve Fransa‘nın, Ruslara Karşı Osmanlı Devletiyle Bir İttifak Antlaşması İmza Etmeleri (1854), İstiklâl Marşı Olarak Kabul Edilmesi (1921), Türk Silahlı Kuvvetleri Bir Muhtıra Verdi (1971)

13 Mart: Selanik‘in Fethi (1430)

15 Mart: Talat Paşa‘nın ölümü (1921)

1 6 Mart: İstanbul‘un İtilaf Devletleri tarafından İşgali  (1920)

1 8 Mart: Çanakkale Zaferi (1915), Osmanlı Hükümeti‘nin, "Süveyş Kanalı"nın Açılması için İzin Vermesi (1866).

1 9 Mart: I. Osmanlı Mebusan Meclisi‘nin Açılışı (1877), ABD ve Beraberindeki Koalisyon Kuvvetleri, "Irak‘a Özgürlük"Adlı Operasyona Başladı (2003)

21 Mart: İran‘la İstanbul Antlaşmasının İmzalanması (1590)

25 Mart: "BBP (Büyük Birlik Partisi) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki üçü partili, biri gazeteci,   biri pilot olmak üzere 6 kişi, 2009 Yerel Seçim Mitingleri Sırasında Keş Dağı - Kahramanmaraş‘ta düşen helikopterde hayatlarını kaybetti (2009)

29 Mart: Osmanlılar‘ın Selanik ve İyonya‘yı Fethi (1430), Türk Çocuklarının,  İlk Eğitimlerini Türk Okullarında Yapmalarını Mecbur Kılan Kanunun Kabulü (1931).

29 Mart: Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Slovenya, Letonya, Litvanya ve Estonya NATO‘ya Üye Oldu (2004)

30 Mart: Fatih Sultan Mehmet‘in Doğumu (1432), II. İnönü Zaferi (1921).

Darbeler zincirinin ikinci halkası

Bugünkü sayfamızı, 12 Mart 1971 yılında askerin verdiği muhtıra ve sonrasındaki gelişmeleri anlatmaya ayırdık. Askerin 12 Mart 1971 yılında verdiği muhtıra, ülkemizin yıllarının heba edilmesini sebep olan önemli olaylardan biridir. Bugün imkânlarımız ölçüsünde anlatmaya çalıştığımız bu müdahale, kendini milletten üstünde gören zihniyetin ülkeyi kendi görüşüne göre toplumu dizayn etme çabasıdır.

Askeri müdahalelerin gerekçesi her ne kadar "Kardeş kavgasına son vermek" olsa da, gelişmeler kardeşlerin birbirine daha çok düşman olmasını sağlamış, kıyımların daha fazla yaşanmasına zemin hazırlamıştır. İhtilal dönemlerinin hemen ardından yaşanan olaylar milletimizde büyük travmalara sebep olurken,  ülke yönetimine talip olan siyasetçilerin bazılarının silinmesini sağlamıştır. Etkileri uzun yıllar boyunca hissedilen müdahalelerin ardından gelinen normalleşme süreçleri silinmek istenen siyasetçilerin millet tarafından yeniden seçilmesiyle sonuçlanmıştır.

Yakın tarihimizdeki önemli olaylardan biri olan aynı zamanda darbeler zincirinin ikinci halkası kabul edilen 12 Mart 1971 muhtırasını okurken, bugün yargı aşamasındaki bazı olayların benzerlikler gösterdiğini de fark edeceksiniz.