Hukuka saygı

Abone Ol

Bazı işler, hukuki olur ama ahlaki olmayabilir. Mahallesinde açlıktan hastalanan insana yardım etmeyen kişi, hukuka uygun hareket etmiştir ama ahlaka uygun hareket etmemiştir.

Ahlak, kelimesi ile Rabbimizin güzel isimlerinden biri olan "Hâlik" kelimesi aynı kökten gelir. Gerçek ahlak, halikın kurallarına uymaktır.

"Ahlakı Kur an olan" sevgili peygamberimiz, bütün davranışlarını hem ilahi hukuka göre ayarlamış hem de hukukun ahlaki uygulanışını göstermiş.

Bir bedevinin çadırında bağlı duran dişi ceylanın, süt kuzusu yavrularından ayrı duruşunu gören sevgili peygamberimiz, o dişi ceylanın bağını çözer ve yavrularını emzirdikten sonra dönmesini ister. Bir müddet sonra ceylan memeleri boşalmış olarak geri döner ve sevgili peygamberimiz ceylanı tekrar bağlar. Bedevi gelince ceylanı satmasını veya bağışlamasını söyler. Bedevi de ceylanı, Efendimize bağışlar. Sevgili peygamberimiz de ceylanı serbest bırakır.(Beyheki, Delail 6/34, Ebu Nüaym, Delâil hadis No: 273, Zehebi, Tarih-ül İslâm M. Can tercemesi 2/29)

1400 yıl önce sevgili peygamberimiz böyle davranırken, 2000 li yıllarda ayı oynatıcısının evini satarak aldığı ayısının elinden zorla alınarak ayısının ormana salındığını hepimiz gördük.

O peygamberdi diyerek işin içinden çıkamayız. Biz de onun yolunda olmak zorundayız.

Rivayet olunduğuna göre, Hz. Osman döneminde kuyu sahibi bir Yahudi, kuyunun suyunu çok pahalıya satar ve Müslümanları zor duruma düşürürmüş. Durum Hz. Osman a bildirilmiş. Hz. Osman danışmanlarıyla görüşmüş, bir kısmı amme menfaati gerekçesiyle istimlak edilmesini teklif ederken bir kısmı da tapunun delinmemesini, özel mülkiyet haklarına sahip çıkılması gerektiğini söylemişler ve Hz. Ömer in, Medine deki Mescidi Nebevi yi genişletme çalışmasında Hz. Abdullah b. Abbas ın evini zorla istimlak edemediğini, Abdullah ın, özel mülkün zorla  bu istimlak edilemeyeceğini Hz. Ömer e anlattıktan sonra parasız olarak bağışladığını hatırlatırlar.

Bunun üzerine Hz. Osman istimlakten vazgeçer ve Yahudi nin, o kuyudan günlük ne kazandığını tesbit ettirir. Senelik gelirini öğrenir ve Yahudi ye ortaklık teklif eder. Kuyunun bir gün kendisi, öbür gün Yahudi çalıştırmak üzere, Yahudi nin reddedemeyeceği bir parayı ortaklık payı olarak teklif eder.

Yahudi bir hesap yapar bu ortaklık daha kârlı. Hem birkaç senede alacağı parayı peşin almış, hem de senenin yarısında su satmaya yine devam etmiş olacak.

Ortak işletmeye başladıklarında Hz. Osman, kendi sırası geldiği gün parasız olarak suyu dağıtıyor. İnsanlar iki günlük suyunu onun sırasında alıyorlar, Yahudi nin sırası geldiği gün, kimse su almaya gelmiyor. Hatta Yahudiler bile Hz. Osman ın nöbetinde sularını parasız temin ediyorlar.

Derken bir gün Yahudi, Hz. Osman a gelerek diğer yarım hisseyi de satın almasını ister. Hz. Osman yine rayiç değer üzerinden Yahudi nin hissesini de satın alır.

Demek ki, hukuk çiğnenmeden, Yahudi de olsa kişilerin zor durumundan yararlanmadan, özel mülkiyete tecavüz edilmeden, amme menfaatı/toplum çıkarları da korunarak iyi sonuç alınabiliyormuş.

Bütün mesele, zorbalık psikopatlığından kurtulmaya çalışma azmini göstermemekten kaynaklanıyor. Çözüm için, kafayı bedenden daha fazla yormak gerekiyor.