Hukuk Yumurtası

Abone Ol

 Türkiye Cumhuriyeti halka rağmen kurulmuş bir devlettir. Devletin temel felsefesi, herhangi bir uygulamada bütün yasa ve kurumlarıyla halka rağmen olmaktır. Bu temel sebeple, gelmiş geçmiş bütün politikacılar yönetime talip olurken hep halkın isteklerini yerine getirme, yaşam biçimine müdahale etmeme ve halkın düşündüğü gibi yönetme vaatlerinde bulunmuşlardır. Buna en yaygın örnek, halka inmek deyimidir. Ya da egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözü. Her iki örnek, devletin, halkın düşündüğü ve yaşadığı gibi bir devlet olmadığını göstermektedir. Ki devlet halkın istediği gibi bir devlet olsa politikacılar her seçim döneminde niye böyle vaatlerde bulunsunlar. Halka inmek yöneticilerin halktan olmadığını gösterirken egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözüyle egemenliğin milletin olmadığını ama egemenler lütfederse egemenliğin milletin olabileceğini gösteriyor. Oysa egemenlik milletin olsa egemenlik milletindir demeye gerek kalmazdı.

İçinde bulunduğu siyasal görüşten ayrılarak 2002 de iktidara gelen AKP (Başbakan), ilk yıllarında içinde bulunduğu görüşü inkâr edip politika yapmaya başladı. Laiklere yaranmak için laikliğin teminatı olduğunu söyledi. Sosyal demokratlara yaranmak için sosyal demokrat olduğunu, muhafazakârlara yaranmak için muhafazakâr olduğunu savundu. Ama nedense hiçbir zaman Müslüman olduğunu vurgulamadı. Halk ne istiyorsa onu yaptıklarını söylediği halde halkın büyük çoğunluğunun inandığı inanca dair devlet işleyişinde herhangi bir uygulamaya girmedi. Devletin önemli ve çeşitli organlarına Müslüman insanları getirse de aynı organların yasal işleyişinde herhangi bir değişiklik yapmadı. İlk dönemin sonuna doğru anayasayı değiştirmeyi gündeme getirdi ve ikinci dönemi için halka anayasayı değiştirme vaadinde bulundu ama ikinci döneminde tek başına iktidar olduğu halde anayasayı değiştirmedi. Aynı vaadi üçüncü dönemde tekrarladı ama yıl 2014 oldu hâlâ anayasayı değiştirmedi. İkinci dönemde başlayan Ergenekon dalgaları üçüncü dönemde iktidar olmasını garantiledi. Halkın yüzde ellisinin oy verdiği AKP, bu oyların yüzde ellisini anayasa değişikliği vaadinden dolayı, diğer yüzde ellinin yüzde ellisini Ergenekon dalgalarıyla askeri dize getirdiği algısı oluşturmasıyla ve diğer yüzde elliyi de ekonomik sebeplerle aldı. Halk kendisi gibi düşündüğünü vehmettiği AKP iktidarlarını, hep halkın lehine güzel şeyler yapacak da gücü henüz yetmiyor noktasında iktidardan umut ederek bekledi. Bu sebeple halk iktidarın yaptığı yanlışları görmezden geldi. Bizim adamlar inancı halkın gözünü kör edercesine boyadı. Oysa iktidarın gerçekte yaptıkları nelerdi

Ergenekon dalgaları AKP hükümetlerinin tek başına yapacağı bir olay değildir. Düşünün bir devletin ki baştan beri askerin yönettiği bir devletin, muvazzaf ve emekli orgenerallerini, hatta genelkurmay başkanını terör örgütü kurmak ve darbeye teşebbüs etmekle yargılıyor hapse atıyorsun ve müebbet veriyorsun. Bu, bir iktidarın tek başına yapacağı iş değildir. Peki, nasıl olmuştur Türkiye nin dost ve müttefiki ABD nin istekleri sonucunda olmuştur. Yani şöyle; dış işlerinde benim sözümden dışarı çıkmayacaksın ama iç işlerinde serbestsin hatta dış işlerinde benim sözüme sadık kalırsan iç işlerinde yapacağın büyük değişikliklere her türlü desteği veririm. Bu anlaşma çerçevesinde Ergenekon, Balyoz vb. davalar başlamıştır. Bunun karşılığında Türkiye, Irak işgaline yardımcı olmuş hatta başarısız da olsa asker göndermek için tezkere oylaması yapmış, Büyük Ortadoğu Projesi nde eş başkan olmuş, Arap Baharı nda laiklik ihraç eden ülke olmuştur. Gelinen son noktada ABD tarafından Irak işgali tamamlanmış, Arap Baharı ABD nin istediği yönde başarılı olmuş, Suriye iç savaşı sürüyor, Ortadoğu karışmıştır. Dışarıda böyle iken içerde ise Türkiye, Ergenekon ve Balyoz davalarının yanlışlığını tartışıyor durumdadır. Yapısı halkoylaması ile değiştirilen HSYK nın tekrar eski yapısına döndürülmesi için yasa teklifi verilmiştir. Böylece halkın büyük umutlarla oy verip yapısını değiştirdiği HSYK, halkın oyları yok sayılarak tekrar eski haline getiriliyor. Zaten geçtiğimiz günlerde HSYK nın bazı yetkilerini Adalet Bakanlığı resmen gasp etti.

17 Aralık operasyonundan sonra AKP kendi aslına döndü. Artık halkın ne düşündüğü önemli değil hükümetin ne düşündüğü önemlidir. Müslüman halkın, laik devlette Müslümanlar lehine değişiklik yapacak diye büyük umutlarla oy verdiği ve bazı uygulamalar ve değişikliklerle Müslüman halkın isteklerini kısmen yerine getiren AKP hükümeti, artık kendi fabrika ayarlarına geri döndü. Yapılan olumlu değişiklikleri eski haline getiriyor. Önce sağlık alanından başladı, sonra eğitime geçti, şimdi de HSYK ve bir adım sonra da bütün Ergenekon ve Balyoz davalarından müebbet alan orgenerallerin salıverilmesidir. Bu bağlamda Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı durup dururken birden harekete geçti; sanki bir yerlerden emir geldi de o emri harfiyen yerine getirmek için canla başla çalışıyor. Görüşmediği siyasi hemen hemen kalmadı ve bütün siyasiler de TBB Başkanı yla aynı fikirde. Silivri dekileri tekrar yargılayalım deniyor. Peki, tamam da Silivri de yatanları dün yargılayıp müebbet veren de TC nin bugünkü hâlihazırdaki mahkemeleridir. O yargıçlar da en az TBB Başkanı kadar hukukçudur. Dün bunlara müebbet verelim diyenle, dün doğru yargılanmadı bugün doğru yargılanacak diyen aynı devletin yargıcıdır. Buna ne demeli

Buna şunu söyleyebiliriz; Başbakan ve ekibinin hırsızlıkları ortaya çıkınca hırsızlıklarını bastırmak için Başbakan ve ekibi, dün kendilerine düşman olanlara sığındılar. Başbakan ın operasyondan sonraki bütün davranışları ve uygulamaları benim hırsızlığım ortaya çıkmasın da isterse Türkiye cehenneme dönsün, isterse Müslümanlara zulmedilsin yeter ki benim hırsızlıklarımı kimse ortaya çıkarmasın şeklindedir. Yani benim çalmamı engellemeyin diyor Başbakan. Eğer engellemeye kalkarsanız laiklerle, Ergenekoncularla, Balyozcularla birlik içine girerim; Müslümanların anasını ağlatırız diyor. Bu minvalde inlerine gireceğiz sözü haklıdır; çünkü Müslümanlar, Cumhuriyet kuruldu kurulalı laik devletin zulmünden dolayı kendi evlerinde bile adeta inde yaşıyor gibi yaşadılar, yaşıyorlar Laik devletin Başbakan ının inden bahsetmesi gayet normaldir. Ne bekliyorduk ki

Devlet hukuk yumurtluyor!