Hristiyan Siyonizm'i yahut Evanjelizm-III

Abone Ol

Yuhanna İncil’i, Yeni Ahit’teki İncil’lerin sonuncusudur ve içindeki bilgilerin yüzde 90’ı diğer İncillerdeki bilgilerden farklıdır. Yuhanna İncili’nin yapısı tahrif edilmiş Tevrat’la benzerlik göstermektedir. Bundan dolayı Yuhanna İncil’inin yazarının bir Yahudi olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiada, Yuhanna İncil’indeki Yahudi kültürü ve fikirleri, Yahudilerin yaşadığı bölge hakkındaki detaylı bilgilerin bulunması etkili olmuştur.

Yuhanna İncil’inde anlatılan kehanetlerle Tevrat’taki kehanetlerin ortak noktasını peygamberler yatağı, peygamberlerin ayak izinin bulunduğu Kudüs merkezli Ortadoğu coğrafyasının kan ve gözyaşına boğulmasının teşkil etmesi, ortada bir Yahudi parmağı olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir.

Yuhanna İncil’inde ister Yahudi etkisi olsun, ister olmasın buradaki sapkın kehanetler dünyayı felakete sürüklemektedir. İsa Mesih’in gelmesi için bu coğrafyanın kan ve gözyaşına boğulması hangi akla hizmettir?

Dispansasyonalist Evanjelikler, İsa’nın inişi öncesinde yaşanacak olan olaylar, Yuhanna’nın ifadesiyle “atların gemlerine kadar oluk oluk kanın akacağı” bu büyük felaketi kendilerinin yaşamayacağını, kendilerinin bu esnada ölümsüzlük elbisesine bürünmüş olarak İlahi âleme yükselip oradan aşağıda olup bitenleri izleyeceklerine inanırlar.

Evanjelikler, kendilerinin söz konusu kaos ve şiddet ortamından etkilenmeyecek seçilmiş kişilerdir. Dolayısıyla bir an önce kutsal kitaplarında kehanet edilen bu olayların olup bitmesi, kendilerinin ölümsüzlük elbisesine bürünmeleri ve İsa’nın yeryüzüne inmesi konusunda sabırsızlanmaktadır. Bundan dolayı “Tanrıyı kıyamete zorlamak” gibi beylik laflar etmeye cür’et etmektedir.

Evanjeliklere göre İslam ve Müslümanlar, en büyük tehdittir. Zira, kehanetlerinin önündeki en büyük engel Müslümanlardır. Yahudiler ise kehanetlerinin gerçekleşmesi için önemli roller üstlenmiş kavimdir. Atların eğerlerine varacak kadar kan akması, bölgenin felakete sürüklenmesi, Yahudilerin Süleyman Mabedi’ni inşa etmesi ve bu bölgede büyük bir savaşın ortaya çıkması gerekir ki; İsa Mesih ve korunmuş Evanjelikler olaya müdahale etsin, altın çağ başlayabilsin.

Hristiyan Siyonizm’i yahut Evanjelizm’in inandığı değerlerin sapkınlığı karşısında insan dehşete düşmektedir. Yuhanna’da yazılan kehanetin gerçekleşebilmesi için Kudüs merkezli Ortadoğu’da atların eğerlerine yükselecek kan akması, Yahudilerin Arz-ı Mev’ud’u kontrol etmesi, Büyük İsrail Devleti’ni kurması, Mescid-i Aksa’yı yıkarak Süleyman Tapınağı’nı inşa etmesi, nihayet Armageddon Savaşı’nın gerçekleşmesi yani insanların savaşa tutuşması gerekmektedir. Tam bu noktada İsa Mesih gökten inecek ve Hristiyan Evanjeliklerle birlikte yeni bir altın çağ başlatacak ve bin yıl sürecek bir döneme girilecek.

Yuhanna İncil’iyle geleceğe yönelik beklentiler ortaya atılırken, Protestan fundamentalist Evanjelizm ile bu kehanetlerin gerçekleştirilmesi planlanırken Müslümanlar en büyük tehdit, Yahudiler ise en büyük müttefik konumdadır. Zira bu olayların gerçekleşmesinde Yahudilerce Kudüs’te mabedin yeniden inşa edilmesi ve Ortadoğu’da Yahudilerin de içinde bulunduğu bir savaşın çıkması önemlidir. Kadim Hristiyanlık anlayışında “Tanrı katili” olarak görülen Yahudiler, günümüzdeki Hristiyan Siyonist olan Evanjeliklerce İlahi bir görev üstlenmektedirler. Anlaşılacağı gibi bu görev, İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişine uygun şartların oluşmasında sağlayacakları katkıdır. Evanjeliklere göre sonunda Yahudilerin büyük kısmı zaten Hristiyan olacaktır. Hristiyanlığı kabul etmeyenler ise son savaşta yok olacaktır.

Hristiyanların “Kutsal Kitabı”nın “Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) ve Yeni Ahit (Matta, Markos, Luka, Yuhanna)”in bütününü kapsayan tek bir kitap oluşunu; Yahudilerin “Tanrı katili” yaftasından kurtulup Tanrı’nın vaatlerini yapacak İsa’nın gelişine zemin hazırlayacak kavim haline gelişini; bu dönüşümün ustaca kurgulanışını görmeden; bu sinsi planı iyi analiz edip Müslüman zihinlerde yer etmesini sağlamadan insanlık huzur bulmayacaktır.