Kurban bütün İslam toplumlarında heyecanla karşılanır ve manevi bir hava içinde geçer. Kurban öncesi yapılan hazırlıklara ailenin bütün fertleri katılır ve onlar bunu bir sorumluluk olarak görürler. Bayram öncesi yemekler yapılır, yoksullar için yapılacak yardımlar ayrılır ve ailede bu bireyleri bu tatlı telaşı hep birlikte yaşarlar.
Kurbanlık hayvan birkaç gün önceden alınır ve evde beslenir. Çocuklar kurban edilecek hayvanın bakımını üstlenir ve kurbanla ilgili sorular sorarlar. Bu vesile ile kurbanın farz bir ibadet olduğunu ve nasıl yaşanması gerektiğini aile ortamında öğrenirler. Anneler yoksul komşu için ayrılan eti çocuğun eline sıkıştırır ve götürmesini ister. Çocuk kendini yaşanan o tatlı heyecanın içinde bulur ve bundan hoşnut olur. Kurbanın Müslümanın zihninde çağrıştırdığı şey, teslimiyet, arınma, şefkat, hayır hasenat ve Allah’ın rahmetidir. Bizi rahmeti ile kuşatan Allah’a hamdolsun.
Fakat son yıllarda Kurban bayramı ile ilgili akla hayale gelmeyecek yorumlara şahit oluyoruz. Bazı kimseler ortaya çıkıp, kurbanın hayvan haklarına aykırı bir durum olduğunu, kurban kesmenin çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceğini söyleyebiliyorlar. Toplumun elit kesiminde yer alan bu kimseler, lüks lokantalarda hemen her gün etle beslenirler, toplumda yaşanan haksızlıklara göz yumar görmezden gelirler. Fakat mesele kurban meselesi olunca bilip bilmeden ahkâm kesmeye devam ederler.
Kurban namaz ve ya oruç gibi farz ibadetlerden biridir. İslam toplumlarının asırlardır uyguladıkları bir sorumluluktur. Fakat kurbanın çocukları ya da erişkinleri olumsuz yönde etkilediğine dair hiçbir veriye rastlamak mümkün değildir. Zira Allah’ın bizlere helal kıldığı şey, bizim duygusal ve zihinsel varlığımızla uyumludur ve mutlaka içinde barındırdığı hikmetler vardır. Fakat bu hikmetleri okuyabilmek için doğru bakmak ve doğru görmek gerekir.
“Allah’ın ayetlerini tasdik ediyorsanız, kesilirken üzerine Allah’ın adı anılmış olan hayvanların etini yiyin!” (En’am Suresi, 6/118)