Hortlayan ırkçılık mı, Haçlı Ruhu mu?

Abone Ol

Almanya da 5 i çocuk 9 Türk ün hayatını kaybettiği yangının ardından olayda sabotaj ihtimalinin ortaya çıkması akla hemen ırkçılığın hortladığı düşüncesini getirdi. Türk gazeteleri de olayı ilk günden "Yeni bir Solingen faciası" ihtimali üzerine bina ettiler. Temennimiz bu olayın ardından bir ırkçı Alman ın çıkmamasıdır. Çünkü, yaklaşık 3 milyon insanımızın yaşadığı bu gurbet ellerde ırkçılığın yeniden hortlaması ve insanımızı korkutup sindirmek için birbirini takip eden yeni olayların gündeme gelmesi ciddi bir çatışmayı da beraberinde getirebilir. Buna meyden vermemek gerekir.

Bu noktada bir başka ihtimali, daha doğrusu soruyu dillendirmek istiyorum. Türklere karşı ne zaman bir saldırı söz konusu olsa olay hemen Alman ırkçılığının hortlaması olarak nitelendiriliyor. İyi de bu ülkede yabancı olarak sadece Türkler mi bulunuyor da tüm saldırılar Türklere karşı yapılıyor Almanya daki tüm yabancılar Cermen ırkından mı Değil elbette.

Alman ırkçılığının esasını Cermen ırkının üstünlüğü oluşturur. Ancak Merkel ile yeniden alevlenen Türkiye karşıtlığını ırkçılıkla ifade etmek bize göre gerçeği yansıtmaz. Bu olsa olsa Haçlı Ruhunun yeniden hortlamasıdır. Çünkü, Merkel Türkiye nin AB ye girmesine karşı çıkarken iddiasını Avrupa Birliği nin bir Hristiyan Kulübü olduğuna, böyle bir kulüpte Müslüman Türklere yer olmayacağı tezine dayandırıyor. Yani son yıllarda Almanya da ortaya çıkan Türk düşmanlığının temelini ırkçılık değil Hristiyanlık oluşturuyor. Bunu söylerken elbette tüm Hristiyanlara karşı biz de karşı bir düşmanlık oluşturalım demek istemiyorum. Günümüzde bu tür düşmanlıklar çağdışıdır. Önemli olan her türlü farklılığa rağmen birlikte yaşamayı sağlayabilmektir. Bu aynı ülkenin içindeki çeşitli etnik ve dini farklıları da farklı ülkelerin birbirlerine bakışları için de geçerlidir.

Böyle bir saldırı ister ırkçılıktan ister Haçlı Ruhu nun yeniden hortlamış olmasından ileri gelmiş olsun iğrençtir, çağdışıdır. Bu bakımdan birinde 9 vatandaşımızı yitirdiğimiz ve ertesi günde ard arda meydana gelen Allah a şükür can kaybı olmayan yeni yangınlar ister istemez akla sabotaj ihtimalini getiriyor. Eğer sabotaj ise Sayın Merkel Türklere karşı dillendirdiği düşmanlığını yeniden gözden geçirmek durumundadır. Çünkü, olmuş ve bundan sonra olacaklardan payına düşen sorumluluk vardır. Merkel sıradan bir vatandaş değildir. Söyledikleri ister istemez toplumda yansıma bulabilir. Merkel in geçmişte olanları bilmemesi mümkün değildir. Yani ülkesinde az da olsa bir grup Türklere karşı düşmanca tavır sergilemektedir. Ve bu tavırlarını her fırsatta göstermektedirler. Bunu bile bile Merkel in Türk düşmanlığını alenen sürdürmesi kendisini facialardan birinci derecede sorumlu konuma getirir. Olayı yapanlara ırkçılar ya da dazlaklar deniliyor olması Merkel in sorumluluğunu azaltmaz. Çünkü, cesaret verilmiş olmaktadır.

Bu arada Almanya da yabancı özellikle de Türk- düşmanlığı yapanlara Türklerin ülkelerine zorla gitmediklerini, kendilerinin çağırdığını hatırlatmak durumundayız. O zaman ihtiyacımız vardı çağırdık ama şimdi ihtiyacımız kalmadı çekin ülkenize gidin mantığı insani olamaz. Çünkü, insanların ülkelerini terk ederek Almanya ya geldiklerinden beri çocukları ve çocuklarının çocukları olmuştur. Artık o insanlar Türkiye ye dönseler kendilerini burada yabancı gibi hissediyorlar. Almanya da yabancı muamelesi görüyorlar. Peki ne olacak bu işin sonu

Kesinlikle Alman yöneticiler ya tamamen bizden olacaksınız ya da öleceksiniz anlamına gelen bir Türk düşmanlığı sergileyemezler. Sergileyenler hem tarih hem insanlık huzurunda sorumlu olurlar. Elbette Almanya daki vatandaşlarımızın oralarda yabancı Türkiye de Alamancı olarak nitelendirilmesinde Türkiye ve Almanya birlikte sorumludur. Meseleye insancıl ve kalıcı bir çözüm bulmak için ciddi bir proğram uygulanmamıştır. Almanya nın yaptığı tek şey bana benzemek zorundasın, aksi halde seni dışlarım şeklindeki bir politika olmuştur. Bu politika ise bu ülkede Türk düşmanlığının oluşmasına yol açmıştır.