Hollanda’da okyanusa da atsaydınız bari

Abone Ol

Batı’nın vahşi yüzünün geçmiş asırlarda kalmadığını, bu modern çağda bile hangi vahşeti yapamayacağından asla emin olamıyoruz.

Geçen hafta Hollanda’da, adeta 15 Temmuz darbe gecesinin kargaşası yaşandı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, ziyaret için gittiği bu modern Avrupa ülkesinde terörist muamelesi gördü.

Rotterdam Belediye Başkanı, bakanın aracının durdurulması ve sonrasında sınır dışı edilmesi olayında Hollanda Özel Timi’ne ateş izni verildiğini söyledi.

İki ülke arasında bir savaş sebebi sayılabilecek, bakanın vurulabileceğini, belediye başkanı sıradan bir şeymiş gibi açıkladı.

Misafire yapılan muameleden zerre kadar utanmadılar.

Bakanın korumaları arabadan çıkartılıp arandı, kadın bakandan bile korkan Hollanda, arabasına izin vermedi, ağır silahlarla kuşattı.

Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosluğu’na geçmesine izin verilmeyen Bakan Kaya’yı, polis aracından çıkarmaya çalıştı, vinçli çekici getirip aracı zorla çekme girişiminde bulundu, bakanın aracının kilidini açması ile polis eskortuyla ülkeden çıkartıldı.

Tüm bu korkunç olaylar bir gerilim filmi gibi yaşandı, bir misafiri üstelik bakan düzeyinde bir konuğu terörist muamelesi ile okyanusa atmadıkları kaldı. Köpeklerle atlarla gelip Türk vatandaşlarını coplayıp yerlere yatırıp yüzlerini betonlara sürterek kanatıp yaralayan Hollanda, geçmişteki

sömürge geleneğini ve oradaki katliamlarını hatırlattı.

Kanlı katliam pelerinini yerden alıp sırtına geçirmekte, ırkçıbaşlığını yeniden kafasına oturtmakta beis görmedi.

Daha yakın geçmişlerinde sömürgelerindeki milyonlarca Afrikalı ya da Asyalıyı vahşice katleden, yaralayan, tecavüz eden, çocukları bile öldürerek soykırım yapan Batı; siyah ve sarı, kızıl renkli insanlarla aynı okulda, aynı hastanede, aynı mahallede bulunmak istemediği o vahşi günlerine

geri dönmeyi özlemekte.

Köle ticaretinden büyük kazançlar sağlamış Hollanda’nın kayıtlı köle gemilerinin sayısı, 17. asırda 10,000’i aşmakta idi. Sömürgeleri Güney Afrika’da, Kap; Asya’da Cava, Sumatra, Bomeo ve Yeni Gine, ona zenginlik kapılarını sonuna dek açmıştı.

Endonezya, sömürge döneminde bağımsızlık savaşı sırasında yaşanan infazlarla, işkence ve tecavüzlerle ilgili açtığı davada Hollanda’yı mahkûm ettirdi. İnsanları boyunduruklara vurup, masumları kurşuna dizen sömürge ve katliamlarla, kölecilikle anılan Hollanda; Doğu Hindistan Şirketi adıyla, Madagaskar, Endonezya, Hindistan ve Sri Lankalı köleler çalıştırdı.

Hollandalı askerleri, Java adasında silahsız köylüleri infaz eden 1947’deki fotoğraflardan tanımaktayız ya da daha eskilerden Kuzey Amerika’daki Kızılderili katliamında görmekteyiz ki, çocukları bile katledip soykırım yapacak kadar canileşmişlerdi. Hollanda askerleri, Jakarta’da 10 binden fazla yerli Çinliyi de katletmekten geri durmamışlardı.

1992 Bosna Savaşı’nda da isimlerini tarihe kanla yazdırıp asla güvenilemeyeceklerini gösterdiler. BM Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan ettiğinde, Hollanda Barış Gücü askerlerini buraya gönderdi, bırakın barışı sağlamayı; Sırp ordusu tarafından katledilen 8 binden fazla Bosnalı

Müslüman’ın soykırıma uğramasını sigarasını içerek keyifle izledi.

Şimdi karşısında ırkçılığını depreştiren fena halde kafasının attığı, farklı dinden şeytanlar gördükleri Müslümanlar bulunmakta o halde geçmişte yaptıkları gibi bu modern çağda da infaz emri gecikmiyor. 

Avrupa, insanını gittikçe mutsuz yapmakta.

Irkçılık, yabancı düşmanlığı, farklı kültürlere tahammülsüzlük had safhada. Nefret dolu, kendisini üstün gören bakışlar saldırganlığa evrilmekte. Bu tekinsizlik; tedirginlik, güvensizlik ve mutsuzluğu ziyadesi ile artırmakta.