Hepimiz toplum içinde yaşıyor; olup biteni birlikte
gözlemliyoruz. Türkiye deki yozlaşma ve yabancılaşmanın siz de farkındasınız,
sanırım. Toplum, değerleri ve kimliğinden hızla uzaklaşıyor. Yetkili ve sorumlu
mevkide bulunanlar ise, sadece seyirci. Hatta işi daha ileri götürüp
yabancılaşmayı teşvik edenler bile var.
Hükümet, AB Bakanlığı kurarak Türkiye yi Avrupa tipi bir
yapıya dönüştürme görevini üstlenmiştir. Şimdi de liselerde AB Kulübü oluşturma
faaliyetine giriştiler. Okullarda, AB ile birlikte eğitim projesi yürütme bahanesiyle
eğitimimiz hızla millî likten uzaklaştırılmakta, yabancıların hayat tarzına
özenti revaç bulmaktadır.
Bunu, öğrencilerin durumuna bakıp somut olarak da
görebilirsiniz. Okullarımız, ilim ve irfan yuvaları olmak yerine; kız erkek
ilişkilerinin amaçlandığı mekânlar haline gelmektedir. Türkiye insanı, vergi vererek yaptığı
okulların başka amaçlarla kullanılmaya başlamasına seyirci mi kalacak
Türkiye tarihinde görülmeyen ölçüde bir yabancılaşma
furyasıyla karşı karşıyayız. Dinî görüntü ile iktidara gelenler, Batılı
değerlerin görülmemiş ölçüde topluma sirayet etmesine sessiz kalmaktadırlar.
Öğrencilerimizin durumu içler acısı. Teşhirciliğe özenen kızlar, nikâhsız
birliktelikler Rezalet ayyuka çıkmış durumda. Edep, hayâ, iffet gibi üstün
meziyetler hızla unutuluyor.
Hükümet başörtüsünü serbest bırakıp başörtülü 4
milletvekili ile Meclis te el sıkışarak (!) işi çözdüğünü mü sanıyor İnsanı
öylesine dünyevîleştirdiler ki, onlarda tesettüre davet etme mecâli bile
bırakmadılar. Bırakın okulları, camilerde bile cemaati ciddi bir şekilde
tesettüre davet eden hoca oranı oldukça düşük. Müslüman bir toplumun görüntüsü
böyle mi olmalı
Özenti Sınır Tanımıyor
Değer ve ölçüleri unutturulan toplum hangi noktada, nasıl
bir tavır alacağını bilemiyor. Serseri mayın misali. Birçok yöneticimizde de
duyarlılık zafiyeti var.
Geçtiğimiz ay, Kayseri Büyükşehir Belediyesi nce 700
dönümlük bir arazi üzerine yaptırılan bir eğlence merkezi faaliyete başladı.
İsmine bakın, hizaya gelin: Mazaka Land. Aynı anda 10 ayrı etkinliğin
yapılabileceği bu eğlence merkezinin adı Collesseum Amfi Tiyatrosu ile ilgili
ve Ölüm Arenası anlamına geliyor. Yapıya antik Roma dönemine ait paganist
heykeller yerleştirilmiş. Yani, çok tanrılı bir inancı simgeliyor.
Müslüman bir toplumda hizmet veren bir eğlence merkezi
böyle mi olur İnancımıza mı müdahale ediliyor, demekten kendimizi alamıyoruz.
Türkçe bir isim bulunamaması ayrı bir handikap. Bazı Belediye Meclis
Üyeleri nin yıkım ve değişiklik talebi dikkate alınmadı bile.
2011 yılı başında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü
Yazarlar Okullarda başlıklı bir proje başlatmış, bu kapsamda Kayaşehir
Anadolu ve Başakşehir Atatürk Anadolu Lisesi nde Nilüfer Kayaş ın Adadaki Ev
kitabını dağıtmıştı. Kitapta eşcinsellik övülüyor, zina teşvik ediliyor, nikâh
aşağılanıyor, ahlakî ve manevî değerler hiçe sayılıyordu. Böyle sorumsuz bir
eğitim anlayışına millî diyebilmek mümkün mü
Kadir Zengin isimli bir vatandaş, çocuğuna verilen
okuldan tavsiyeli kitapta argo sözler, insanı utandıran müstehcenlikler yer
aldığı gerekçesiyle BİMER e şikayet etmişti. 100 Temel Eser arasında yer alan
Şeker Portakalı adlı bu kitap öğrenciye sınavda soru çıkacak gerekçesiyle
verilmişti. (15. 1. 2013) Daha nice örnekler
Yöneticiler uyuyor mu
Türkiye de basit konularda bile kampanyalar
başlatılırken; geleceğimizi tehdit eden yozlaşma ve yabancılaşma karşısında
Ahlâk ve Maneviyata Sahip Çıkma Kampanyası niçin başlatılmaz
Avrupa, Hükümeti AB ye uyum sağlama konusunda ev ödevleri
ile hizaya çekerken; Hükümet de halkını pembe diziler, izdivaç programları,
çoğu geri zekâlılara hitap eden yarışmalarla mı terbiye ediyor yoksa Bu
yayınlara ses çıkarmadığına bakılırsa!
Eskiden, Osman Yüksel Serdengeçti, Bir Nesli Nasıl
Mahvettiler feryadını koparır; olup biteni,
Medeniyet gerçekte ilim irfan demektir / Bizimkini sorarsan düpedüz b.
yemektir diye meydan okurdu. Necip Fazıl bu türden tavırlara seviyesiz
demez; çukur ifadesini kullanırdı. Şule Yüksel Şenler Bize Ne oldu
sorusunu sorar, Ali Rıza Demircan Hoca, İslâm da Batıla Benzemenin Hükmü nü
anlatır, Emine Şenlikoğlu Bize Nasıl Kıydınız diyerek yanlışlığı sorgulardı.
Şimdi, bu duyarlılığı arar duruma geldik. Yabancılaşma kompleksine kapılanları
uyaracak sorumlu insanlar nerede
Tarihin seyrini değiştiren bir milletiz. Hak ve adalet,
edep ve iffet timsali nesiller yetiştirmişiz. Dünya bizi bu meziyetlerimizle
tanımış ve takdir etmiş. Mâneviyatımızla var olmuş, İslâm ın emirlerine uyarak
yükselmişiz. Yine, aynı değerlerimizle yükseleceğiz.
Ömrü Batı da geçmiş Bilimler Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Fuat
Sezgin bir konferansında Batı özentisi sonucu aşağılık kompleksine kapılanları
şöyle eleştirmişti: Avrupa her şeyini İslâm a borçlu. Aydınlar 150 senedir
geri kalmışlığın nedenini dinde arıyor; din düşmanlığı yaparak toplumu dinden
uzaklaştırmaya çalışıyorlar. İslâm, kesinlikle ilerlemenin önünde bir engel
değildir. İslâmiyet, çöl Araplarını, göçebe Türkleri, ateşperest İranlıları
bilim üreten toplumlar haline getirmiştir. Papazlar, İslâm bilimlerini Avrupa ya
taşımış ve İslâm dan öğrendikleri sayesinde bugünkü Avrupa medeniyeti
oluşmuştur. (18. 11. 2009)