Gazze kılçık olarak İsrail in boğazına batmaya devam
ediyor. Ne yapsa çıkartamıyor. 2005 yılından beri Gazze Şeridi ile üçüncü kez
savaşa girdi. Bu üçüncüsü 3 haftayı doldurdu ve en çetini oldu. 2008 sonunda
2009 başında olan birincisinde yaklaşık 1400 Filistinli vefat etti. İsrail için bu birinci saldırı neredeyse bir
gezinti oldu. Hamas hazırlıklı değildi. İsrail tarafı çatışmayı en az hasarla
kapattı. İkincisi, Filistinliler açısından daha az ve İsrail açısından daha
fazla zararla kapandı. Üçüncüsü ise asimetrik bir savaş oldu. İsrail boyunun
ölçüsünü aldı. Birincisinde, Ehud Olmert saldırı öncesinde Türkiye ye gelerek
beraberlik pozu vermek istedi. Bu Ankara dakilerin tepkisine neden oldu. Diğer
beraberlik pozunu da Tzipi Livni Kahire ye giderek Mübarek ile vermişti.
Mübarek de saldırı öncesinde bu beraberlik fotoğrafına ve aynı karede yer
almaya içerledi ama bunu dışa vuramadı. Sesini çıkaramadı. En azından hakiki
duygularını kestiremiyoruz. Bu ortak kare doğası pek de uyumlu olmayan
Türk-İsrail münasebetlerini zehirledi. Olmert yanlış davrandıklarını nice sonra
ikrar etti. Ardından Mavi Marmara işin
tuzu biberi oldu. Mesele Türk-İsrail ilişkilerini özetlemek değil. Lakin Arap
Baharı ndan ve Mursi nin iktidara gelmesinden sonra İsrail 2012 yılında
Gazze ye yönelik yeni bir hamle yaptı. Bununla
birlikte Hamas ın bu defa arkası pek olduğunu gördüğünden üzerine fazla
gidemedi. En düşük profilli saldırı oldu. En düşün profilli saldırı Mürsi
dönemine yani 2012 yılına denk gelen saldırıdır. Sisi ile birlikte İsrail
cesaretini topladı ve en yoğun saldırısını Temmuz 2014 e tekabül eden Ramazan
ayına ve ardından bayrama denk getirdi. Bununla sadece Filistinlilerin
Ramazan ını değil aynı zamanda bütün Müslümanların Ramazan ını ve ondan öte
bayramlarını zehir etti. Lakin aslında ortamı zehirleyerek dünyayı da kendisine
de zindan etti. Bundan böyle gözüne uyku girmeyecek ve güvenliği ancak serap
olarak rüyasında görecektir.
*
İsrail sorunları çözmek yerine Gazze den kurtulmak
istiyor. Esasında çözümün yolu belli. Huzur istiyorsan huzur vereceksin. Huzur
vermezsen huzur bulamazsın. Sözgelimi Gazze ile alâkalı olarak aklın yolu bir.
Hamas ın kalıcı (10 yıllık) ateşkes için istediği 10 şartın tamamı Gazze nin
selameti ve yaşaması için. Tek bir saldırganlık talebi yok. Yani İsrail in
saldırısını durdurmaya matuf. Bundan dolayı Haaretz gazetesi bile isteklerden
hangisinin yersiz veya yanlış olduğunu soruyor. Filistinliler sadece özgürlük
ve hayat hakkı istiyorlar. Herkes de bunun böyle olduğunu biliyor. Sözgelimi
Amerikalı Demokrat Partili Minnesota Vekili Keith Ellison The Washington Post
gazetesine yazdığı makalesinde lafı gediğini koymuş ve çözüm yolunu
göstermiştir: Gazze ye ablukayı kaldır ve barışa ulaş (Endthe Gaza
blockadetoachievepeace). Demek ki, aklın yolu bir. Lakin İsrail aklın yolunu
değil saldırganlığın ve şeytanlığın yolunu seçiyor ve tutuyor. Gazze yi tek
başına boğamayınca işi Mısır a havale ediyor. Mısır ın da gücünü aşınca bu defa
meseleyi devletlerarası hale getirmek yani Güvenlik Konseyi üzerinden halletmek
istiyor. Daha doğrusu Gazze yi boğmaya ortak arıyor ve buna dair isteklerini BM Güvenlik Konseyi ne dikte
ettirmek istiyor. İsrail in gücü biter ama oyunu bitmez.
*
İsrail in Gazze den kurtulmak için üç aşamalı bir planı
var. Birincisi, kendi gücüyle Hamas ve diğer direniş örgütlerini ezmek,
bitirmek ve silahlarını müsadere etmek. İsrail bunu kendi gücüyle ve tek başına
yapamayacağını kavradı. Bundan dolayı ateş gücünü sivil halka karşı teksif
ediyor. Sivil halk üzerinden Hamas ve ortaklarını teslimiyete zorluyor. Lakin
bu yolda muhataralı, uluslararası camia nezdinde yalnızlaşıyor. Herkes oyunun
kurallarına riayet etmediğini ve aştığını görüyor. Bundan dolayı ikinci seçenek
devreye giriyor. Bu da BM Güvenlik Konseyi ni, bizzat veya dolaylı olarak
İsrail in hizmetine sokmak. Ateşkes ve Hamas ın silahsızlandırılmasıyla alâkalı
BM Güvenlik Konseyi nden bir karar çıkartmak istiyor. Bu meselenin beynelmilel hale getirilmesidir.
Şimon Peres İsrail in bu üçüncü Gazze saldırısında gereğinden ziyade güç
kullandığını ve bunun çözüm getirmediğini söylemiş bunun yerine meselenin
uluslararası mahfillere havale edilmesini istemiştir. Bu durumda Güvenlik
Konseyi bir ateşkes kararı alacak ve ardından Hamas ve ortaklarının
silahlandırılması devreye girecek. Son aşamada ise Gazze nin yönetimi
Ramallah a devredilecek. Lakin burada da yürümeyen bir süreç ve bir sorun var.
Filistinliler buna nasıl ikna edilecek Zira İsrail saldırganlığıyla Hamas ve
ortaklarına itibar kazandırırken Ramallah ve Mahmut Abbas ı
itibarsızlaştırıyor. İsrail şimdi Hamas ın Gazze den sonra Batı Şeria da da
güçlenmesinden korkuyor. Bundan dolayı Netanyahu belki askerini Gazze den çekip
Batı Şeria ya yoğunlaşmayı tasarlıyor. Bu çatışmaların alanını genişleteceği
gibi aynı zamanda yanlış içinde yanlış
yaparak Ramallah taki özerk yönetimi de
bitirmiş olacaktır. İsrail Gazze yi söndürmeye çalışırken yanlış yollarla Batı
Şeria ve Yeşil Hattı da alevlendirecek ve tutuşturacaktır. İsrail kendi
tanımına göre ılımlıları güçlendirmek istemiyor sadece ılımlıları taşeron
olarak kullanarak kendi tanımına göre aşırıların üzerine salmak ve onları dize
getirmek ve tasfiye etmek istiyor. Yağma yok. Hırs ile kalkan zarar ile oturur.
Gazze de görüldüğü gibi!