Gündem

Hırka-i Şerif koruma altında

Hırka-i Şerif koruma altında

Abone Ol

Hırka-i Şerif‘in yandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Samir, "Böyle bir durum söz konusu değil" dedi. Samir; "İstanbul‘da ve dünyada peygamberimizin iki adet hırkası bulunuyor.

Biri Topkapı Sarayı‘nda bulunan hırka-i Saadet, diğeri de Hırka-i Şerif‘tir. Hırka-i Şerif‘in özelliği bir ailenin muhafızlığında olması. Şimdi bu tür haberler çıktığında çok spekülatif bir şey ve tamamen aileyi suçlayıcı bir takım ithamlar da medyada yer aldı. Sonra çok gariptir ki bu ithamı yapan kişiler bir kez dahi gelip bakmadılar Hırka-i Şerif ziyarete açıldıktan sonra. Demek ki sansasyon peşindeymişler. Eğer ütü, yanık izi varsa söyleyin. Böyle bir durum söz konusu değil. Biz sürekli olarak devletle, vakıflarla, Topkapı Saray ile irtibatta olup en ufak bir değişikliği dahi Vakıflar Müdürlüğü ve devletten izin alarak yapıyoruz. Biz aile olarak kendi kafamıza göre hiçbir şey yapmayız" diye konuştu.

Hz. Muhammed‘in (S.A.V) Miraç‘a giderken Veysel Karani‘ye hediye ettiği Hırka-i Şerif Köprülü Mehmet Paşa‘nın torunları tarafından ziyarete açıldı Hırka-i Şerif‘in koruyucu varisi olan Köprülü ailesinden Barış Samir, kutsal emanetin her yıl ramazanın ilk cuması ziyarete açıldığını ve kendilerinin aile olarak yüzyıllardır Hırka-i Şerif‘i korumanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kendisinin Veysel Karani‘den sonra 59. kuşak olduğunu ifade eden Samir, koruyuculuğu bundan sonra da çocuklarının üstleneceğini kaydetti. Samir, geçen yıl ciddi anlamda bir onarım gören hırkanın daha önce geleneksel yöntemlerle korunduğunu vurgulayarak, "Hırka katlanıp gümüş bir sandukaya, o sanduka da bohçalara sarılıp başka bir gümüş sandukaya konuluyor, o da bir dolaba yerleştiriliyordu. Yani aslında 3 katlı bir sızdırmazlık söz konusu. Ecdadımız o şekilde korumuş ve bugünlere kadar gelmiş" diye konuştu.

Samir, hırka katlandığı için iz yerlerinde oluşan yıpranmalar nedeniyle 2008‘de İstanbul Valiliğine başvurduklarını ve hemen harekete geçildiğini söyleyerek, "Hemen bir bilim kurulu oluşturuldu. Bu kurul 2009 ramazanında hırkayı eski şartlarda ziyarete açmanın zararlı olacağı yönünde rapor verdi. Biz de bunun üzerinde hırkayı dinlenmeye bıraktık. Daha sonra Mayıs ayında çok derin bir konservasyon çalışması yapıldı. Çalışma, İtalyan konservatör Marina Zingarelli tarafından gerçekleştirildi. Hırka üzerindeki toz, nem ve kir, belli cihazlarla giderildi. Soğuk buhar banyosu gibi birtakım uygulamalardan geçti. Tüm bu çalışmalar başarıyla tamamlandı" dedi. Hırka-i Şerif‘in bulunduğu odada da büyük bir titizlikle çalışma yürütüldüğünü anlatan Samir, "Oda restore edildi, güvenlik kameraları ve yangın sensörü takıldı. Işıklandırma sistemi ise restorasyona uygun olarak yapıldı. Hırka-i Şerif‘in yanında Veysel Karani‘ye ait kemer ve serpuş da bulunuyor. Kutsal emanetin üstünde özel bir camekan var. Hırka-i Şerif‘in altında özel iklimlendirme sistemi bulunuyor" şeklinde konuştu.