Hint güzelinin esrarı!

Abone Ol

Kısa bir süre önceydi…
Gözlerden kaçmasın diye… Bir özet; ‘Miss Universe 2021 Yarışması, Ortadoğu’nun çıbanbaşı İsrail’de düzenlendi. 80 aday dereceye girebilmek için yarıştı. Hindistan’ı temsil eden Harnaaz Sandhu birincilik tacını taktı…’
‘Yarışmada 1. olan Hindistan Güzeli’ meselesine geleceğiz ama önce yakın tarihte düzenlenen bir başka güzellik yarışmasından söz etmek istiyorum.
Türkiye’de ilk güzellik yarışmasını 1932 yılında Cumhuriyet gazetesi düzenledi. Türkiye’nin bu ilk güzellik yarışmasını Keriman Halis kazandı. 19 yaşındaki Keriman Halis, aynı yıl 28 ülkenin katılmasıyla Belçika’da düzenlenen Dünya Güzellik Yarışması’na Türkiye’yi temsilen gönderildi. İlk kez bir Türk kızı Dünya Güzellik Yarışması’na katılıyordu.
Dünya Güzellik Yarışması’nda Türkiye Güzeli Keriman Halis birinci seçildi!
Ama nasıl? Jüri Başkanı’nın yaptığı konuşma hâlâ belleklerde: “Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 600 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren Osmanlı artık bitmiştir. Onu Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir. Elbette ABD’nin ve Rusya’nın hakkını inkâr edemeyiz. Neticede bu Hıristiyanlığın zaferidir. Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayoyla aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahale eden Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sutyenle önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de, bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceğinin böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız…”
Güzellik yarışmalarının esprisini düşündük mü hiç gerçekten! Yarışma adı altında yatan gerçek neden, sömürgeci, kapitalist, emperyalist düşünceler tarafından bedenlerin ve zihinlerin sömürülmesi olmasın, sakın!
Avrupa basını, Müslüman bir kadının, bir Türk kızının kendini beğendirmek için Belçika’ya devlet imkânlarıyla gönderilmiş olmasını ‘Türk modernleşme hareketinin doruk noktası!’ olarak değerlendirdi, o dönem.
Bu olaydan bir süre sonra, 3 Kasım 1934’te, Ayasofya müzeye çevrildi.
***
Sahi, Harnaaz Sandhu’nun kâinat güzeli seçilmesinin ardından Hindistan’da neler oluyor? Takip ettiniz mi hiç!
Şu kadarını ifade edeyim;
* Hindistan’da bir lisede başörtüsü takan öğrencilerin derse girmesi engellendi…
* Kızlar ayrıca Urduca, Arapça ve Pira (bölgedeki Müslümanların konuştuğu bir dil) dillerinin konuşulmasına izin verilmediğini öne sürdü.
* Müslüman kadınlarla ilgili son derece çirkin propagandalar baş gösterdi...
***
Erbakan Hoca rahmetlinin en büyük özlemlerinden biriydi, İslam Birliği. İşte İslam Birliği bunun için de olmazsa olmazlardan…
Bir son not; sadece Dünya Güzellik Yarışması mı? Hıristiyanların Noel’i, yılbaşısı… Aziz Valentine’nin Sevgililer Günü… Hıristiyan gelenekleriyle yoğrulmuş; mum yakılan doğum günleri… 1 Nisan Yalan Günü… Anneler Günü... Babalar Günü… Müslüman Dünya Güzellik Yarışması… Bunların tümü bir amaca hizmet etmiyor mu?
Peki, ya sizce!

ANLAYANA SİVRİSİNEK
kuşlara özenip diktik gözümüzü bulutlara
ayağımız kesilmişti yerden ramak kalmıştı uçmamıza
çelme takıp
düşürdüler yere
paçamızdan çekip ya da
nedir yer çekimi kanunu
öğrettiler

Selami Güder
selamiguder@gmail.com

OSMAN AKGÜN’DEN
ÇARPICI ERBAKAN ANISI!
Osman Akgün…
Osman Bey, Erbakan Hoca’mızın 30 yıl şoförlüğünü yaptı ve yakın hizmetlerinde bulundu. Erbakan Hoca’ya yakın çalıştı, birçok olaya şahitlik yaptı.
Osman Akgün, geçenlerde coşkulu bir şekilde geçen Saadet Partisi Edremit Kongresi’ne davetliydi. Davete icabet eden Akgün burada anılarını da anlattı. Özellikle yakinen şahit olduğu Erbakan Hoca’mızla alakalı hatıraları dikkat çekiciydi. Osman abiye kulak verelim;
* “Erbakan Hoca’mızla çok uzun süren yakın bir beraberliğimiz oldu. Altınoluk, sağlık açısından çok faydalı bir yer. O yüzden hocamız buraya çok önem verirdi. Erbakan Hoca’mızın Altınoluk’ta bulunduğu yer 14 dönümlük bir yer. Bir kısmı Hayriye Tarhan Hanımefendi’den alındı. Burayı esasen bir maksat için aldı. Şöyle derdi hocamız; ‘İslam Kültür İşbirliği Teşkilatı inşa olacak bu bölgede. Burada büyük bir mescit olacak ve 2-3 dönümlük alanlarda villalar inşa edilecek. Çünkü İslam ülkelerinden gelenler ailelerini İstanbul’da bırakıp buraya gelmek zorunda kalıyorlar ve bu durum toplantı randımanlarını olumsuz yönde etkiliyor. Sen de buranın idare amiri olacaksın!’ Böyle derdi Erbakan Hoca’mız.”
* “Erbakan Hoca’mızın siyasi olarak ifade ettiği bir anekdotu da aktarmak istiyorum. Şunu anlattı Erbakan Hoca’mız; ‘Şimdi Adalet Partisi’nin kuruluş aşamasında bize de geldiler, bu partide yer alır mısınız diye. Biz cevap vermedik. 1960 askeri darbesinden sonra, Demokrat Parti’nin kapatılmasının ardından Adalet Partisi’ni Ragıp Gümüşpala’nın kurduğu yönünde genel bir kanaat vardır. Fakat bu doğru değildir! Gerçek şudur ki, Adalet Partisi’nin arkasındaki asıl güç eski Başbakanlardan Şemsettin Günaltay’dır. Şimdi baktığımız zaman memnuniyetle ifade etmek isterim ki, biz hiçbir pislik ve kir kabul etmeyen bir hareketi başlattık. Bu bakımdan Cenab-ı Hakk’a ne kadar şükretsek azdır…’ Bunu hep bize böyle anlatırdı, Erbakan Hoca’mız.”
* Osman Akgün’ün konuşmasında vurgu yaptığı hususlardan biri de merhum Erbakan’ın uçak fabrikası yönünde attığı adımlardı. Akgün, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Necmettin Erbakan’ın, uçak motorunun prototipini yaptığını, izin ve imkân verilirse seri üretim yapabileceğini dönemin iktidarına ilettiğini anlattı. Bu çerçevede Diyarbakır, Trabzon ve Aydın’da uçak imalatı için gerekli olan tüm enstrümanların üretimi için atılan adımları da… Ama Erbakan’ın bu önerisine ve projesine Celal Bayar’dan şöyle bir karşılık gelir; “ABD’den uçak alıyoruz, uçak fabrikasına gerek yoktur!” Erbakan’ın uçak imalatı için düşündüğü şehirlere bakar mısınız; Diyarbakır, Trabzon ve Aydın… Türkiye’nin 3 ayrı bölgesinde 3 ayrı ilimiz… Hocanın , ‘yaygın kalkınma’ dediği husus tam olarak işte budur…
* Osman Akgün anlatmaya devam ediyor; “Bir de şu cümleleri bize sık sık tekrar ederdi, Erbakan Hoca’mız; ‘Herkesin sözünün tesiri muhatabının inandığı kadardır!’, “Saadet Partisi gökyüzünün yıldızlarıdır. Herkes önünde sonunda bu kapıya gelecektir.”


***
Erbakan Hoca’mızın yıllarca en yakınında bulunan ve çok sayıda özel konuşmasına, sohbetine şahit olan Osman Akgün’le esasen bir nehir söyleşisi yapılsa yeridir.
Anlatacağı ve ders alınacak o kadar çok anekdot var ki…
Adnan öksüz