Hilafet, kaçınılmazdır

Abone Ol

Hilafet müsellem hakikatlerden birisidir. İçimizden beyinsizler ya da pörsümüşler ve içleri geçmişler inkâra yeltenseler de güneş balçıkla sıvanmaz. Bununla birlikte bir de her şeyin ve her makamın heveslileri var. Ya da diğer ifadesiyle dâhili yol kesicileri. Duat ile ediaya kelimeleri Arapçada aynı kökten gelmekle birlikte birisi davetçi diğeri de iddiacı ve sahtekâr manasındadır. Dolayısıyla aklıevvel makamında başından büyük işlere kalkışanlar vardır. Başına buyruk bir biçimde tek yanlı olarak iddialarda bulunmaktadırlar. Bu ayrı bir meseledir. İşin esasını gölgelemez. Nasıl ki şura makbul ve istibdat merdut bir yöntem olarak müsellem bir hakikat ise hilafet de öyledir. Bakmayın siz Ali Abdurrazık’ın hilafeti reddetmesine. Söz konusu zat hilafeti reddetmiş ama kraliyeti kabul etmiştir. Ona göre, hilafetin dışındaki bütün sistemler ve yönetimler geçerlidir ve meşrudur. İnanılmaz ama Ali Abdurrazık’a göre dünyada tek bidat rejim hilafettir. El İslam ve Usulü’l Hükm yani İslam’da rejim biçimi adlı çalışmasında hilafetin dışında bütün rejimleri ispat ediyor. Adam hayatını hilafeti inkâra adamış. Hilafet olmasın da ne olursa olsun! Zira adamın tek derdi hilafeti reddetmek ve bütün anti tezlerini ispat etmektir. Yazdığı kitabın zaten ilmi bir yanı yok, serapa zorlamadan ibarettir. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ali Abdurrazık’ın hilafına tarihi örnek ortadadır. Keza bu hususta onlarca kitap yazılmıştır. Aslında güneşin ispatı için kitap yazmak veya bu meseleye adanmak ne kadar beyhude ise hilafet konusunda da yazmak aynı şeydir. Bununla birlikte meselenin künhüne eremeyecek İslami ilimlerden bibehre zevatı aydınlatmak için kalem oynatılmış ve hilafetin hakikatini ispat için kitaplar kaleme alınmıştır. Bunlardan birisi Peygamber Yönetimi (Hükümetü’r Resul) adlı eser olup Musul Üniversitesi’nden Prof. Haşim Yahya el Mellah tarafından kaleme alınmıştır.

***

  Bu hususta Ali Abdurrazık’ın izinden giderek İslam’da devleti reddeden Mısırlı merhum H. Muhammed Halit, Ed-Devletü Fi’l İslam adlı kitabıyla birlikte kendi çizgisini tashih etmiştir.  Yanlışını düzeltmiştir. Muhammed İmare gibi zevat da bu hususta ispata matuf mühim eserler kaleme almışlardır. Bugün bunun ispatından ziyade Müslümanların ortak siyasi bağa ihtiyaçları hilafet meselesini tekrar gündeme taşımıştır. Kaçınılmaz olarak güncellemiştir.   Hilafetin yatay yüzeyine veya yüzüne ittihad-ı İslam diyoruz. Biri ümmet birliğinin diğeri de daru’l İslam’ın beraberliğini ispattan ibarettir. 19’uncu yüzyılda hilafet vardı bundan dolayı daha ziyade Müslümanların gayret ve çabası ittihad-ı İslam’ı gerçekleştirmek üzerine yoğunlaşmıştır. Hilafetin yıkılmasından sonra ise Müslüman Kardeşler gibi hareketler ümmetin siyasi birliğini ihya için hilafeti de gündeme getirmişlerdir. Ümmetin coğrafi bütünlüğüne ittihad-ı İslam, ümmetin siyasi birliğine veya bu birliği temsil eden sisteme hilafet diyoruz. Son dönemlerde temsili olarak kolektif hilafet ortaya atılmıştır. Lakin bu tür projeler sahipsiz ve ortada kalmak zorundadır. Hilafet fiili bir durumdur. Bundan dolayı Hazreti Ömer, Hazreti Ebubekir’in seçilmesini `felte/sekme/kaza’ diye ifade etmiştir. Seçim pratik olarak gelişmiştir. Yani gayr-i ihtiyari ve fiili bir durum hâsıl olmuştur. Yoksa ince eleyip sık dokuduğunuzda meseleyi sürüncemeye bırakmaktan ve yatırmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız.

***

19’uncu yüzyılda günün ve anın vacibi ve görevi, ittihad-ı İslam’ı sağlamak ve dış tehdide karşı ve harici işgal ve sömürgeciliğe karşı önlem almak ve İslam sınırlarını (hiyad el İslam)  korumaktı. Bunun için de safların sıkılaştırılması gerekiyordu. Sonra ise korunacak bir şey kalmadı. Bilahare siyasi sistem de çöktü. Sonraki süreçte bütün sınırlarını ve kurumlarını kaybeden Müslümanlar psikolojik ve sosyolojik olarak yeniden dirildiler. Belirli mesafe kat ettiler. Bununla birlikte meydan okumalar daha da karmaşık ve sofistike hale geldi. Bunlara karşı mukabelede bulunmak ümmet çapında siyasi birlik ve örgütlenme gerektiriyor. Bu çerçevede, hedef ittihad-ı İslam, araç ise hilafetin tekrar ihya edilmesidir. Başka bir çare de bulunmuyor. Bu nasıl olacak, o da ayrı bir bahistir.