Hikâyeler

Abone Ol

Her hayat bir hikâyeler bütünüdür. Her hayatın içinde birbirinden ibretlik hikâyeler bulunur. Hikâyelere çokça kulak verenler aynı zamanda tecrübelere de kulak vermiş demektir. İlla yaşamaya gerek yok. İyi bir dinleyici, sağlam bir gözlemci olmanın faydaları çoktur. Hikâyeler genelde masallarla karıştırılır. İnsanoğlu en iyi yaptığı işi burada da ortaya koyar yani. Karıştırmak. Birbirine karıştırdığımız o kadar çok şey var ki. Bu karışıklık çoğu zaman en büyük problemlerimizin temelini oluşturuyor.

“Sapla samanı karıştırmak” diye özetlediğimiz şey aslında budur. İyi insanlarla, kurnaz ve çıkarcı olanları karıştırırız. Kötü siyasilerle, aslında devrim niteliğinde işler yapanları karıştırırız. Var olmakla varmış gibi yapmayı, gerçekçi olmakla hayal satmayı, samimiyetle şeytanlığı karıştırırız. Karıştırdıkça da zorlaşır hayat. İşte bu karmaşadan kurtulmanın en güzel yollarından biri hakikat yüklü hikâyelere kulak vermektir. Hikâye deyince çoğu insan küçümser. “Biz hikâye dinleyecek yaşı çoktan geçtik” falan derler. Oysaki Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz hikâyelerle nice anlatımlarda bulunmuştur. Dinleyelim, düşünelim, ders alalım ve hayatı kolaylaştıralım diye.

Hikâyeler hayatı ve anlamını daha görünür, daha akılda kalıcı kılar. Bakış açımızı genişleten, anlama ve muhakeme gücümüzü artıran, vizyon kazandıran, düşünce dağarcığımızı genişletendir hikâyeler. Dinlemesini ve anlamasını ve üzerine düşünmesini bilen akıl sahipleri için hikâyeler ne büyük anlamlarla doludur. Bakın bir hikâye ile devam edelim isterseniz.

İmam Şafii, talebelerinden biri olan Yunus ile müzakere yaptığı bir meselede ihtilafa düşer. Öyle ki talebesi öfkesinden dolayı dersi terk eder ve evine gider. Akşam olunca Yunus kapısının çalındığını fark eder. “Kim o?” der. Kapıdaki kişi, “İmam Şafii” der. Yunus, kapıyı açar ve İmam Şafii’nin kapıda beklemekte olduğunu görür ve hocasının ayağına kadar gelmesine şaşırır. İmam Şafii kapıyı açan talebesi Yunus’a şunları söylemiştir: “Ey Yunus, bizi birleştiren yüzlerce mesele dururken bir mesele mi bizi ayıracak? Ey Yunus, yaptığın ve üzerinden geçtiğin köprüleri yıkma! Bir gün o köprüden geri dönmen gerekebilir! Ey Yunus, hatadan nefret et ama hataya düşenden nefret etme. Bütün kalbinle günaha öfkelen ama günahkâra acı, ona merhamet göster. Ey Yunus, sözü eleştir ama sözü söyleyene saygı göster. Ey Yunus görevimiz, hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil.”

İşte aynen böyledir hikâyeler. Bir türlü anlatamadığın şeyleri kısaca anlatır ve bir türlü anlayamadığın şeyleri bir anda anlayıverirsin. Karanlıklar bir anda aydınlığa dönüşür hikâyeler sayesinde. Yolunu kaybettiğin bir anda pusulan oluverir, zor zamanların bir anda kolaylaşıverir hikâyeler sayesinde. En zor zamanlardan geçerken bir anda felaha kavuşursun. Dualarla geçen gecelerin aydınlık sabahıdır hikâyeler. Hikâyeler güçlü bir nefes, bir damla can suyudur çoğu zaman. Hikâyelere kulak verin.