Belki bir çay içimi için uğradığınız Hıdiv kasrının fotoğrafı ardındaki hikâyeyi çözümlemek için kim bilir kaç kez düşündünüz.
Mısır dan Boğaziçi ne uzanan bir yürüyüşün hikâyesini anlatan saray, aynı zamanda bir kafa tutma sembolüdür de.
Bereketli Mısır toprağı, ilgiyi hiç esirgemeyen Fransa, İngiltere ve İstanbul arasında hep kavga konusu olmuş.
Osmanlı subayı olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mısır ı Fransızlardan kurtardığı gibi, bin yıllık Çerkez kökenli Memluk devletine de hileli kanlı bir çözümle son verir.
Fransızlarla Mısır ı imar hususunda işbirliği yapar. Ortadoğu haritası artık Mehmed Ali den sorulur, akınlarını Anadolu içlerine kadar uzatır, Batı devletlerinin desteklediği paşa, Osmanlı için asidir.
Mehmed Ali bağımsızlığını ilan eder. Osmanlıyı her yenişinde, şanına şan katar. Hatta tarihi bir felaket olarak Osmanlı donanması Mısır a kaçırılır. Allah tan 2. Mahmut vefat etmiş, bu kara haberi duymamıştır.
İstanbul, Konya savaşında Mehmed Ali ye yenilmişti. Hanedanlığını kurma vakti gelmişti. Kendisinden sonra torunu Abbas Paşa, Mısır a dinginliği de getirdi. İki köle tarafından öldürüldüğünde yerine dokuz yıllık bir dünya tahtında oturan Sait Paşa geçti.
Veraset sırasına göre tahta İbrahim Paşa nın geçmesi gerekiyordu. Kendisini taşıyan trenin Kahire yerine, Nil in sularına gömülmesi kaza değil, bir valide sultan casuslarının düzenlediği siyasi bir cinayet olduğunu yazdı kaynaklar.
İsmail Paşa için tahtın görkemli günleri başladı, önce İstanbul la iyi ilişkiler kurmak için yatını Abdulaziz e hediye etti, kendisini Mısır a davet etti.
İstanbul un, Kahire de padişahı, şehzadeleri ile gövde gösterisi yapması demek, aradan İngiltere ve Fransa nın çıkarılması demekti.
Hanedandan bir prens de Babıâli de görevli Mustafa Fazıl Paşa idi. Mısır tahtı için hak iddia ediyordu. Bir entrika ile padişahın gözünden düşüp Paris e sürülünce, sınırsız serveti ile Şanzelize deki konağını, padişah muhalifi yeni Osmanlılara tahsis etti. Ziya Paşa ve Namık Kemal lere gazete çıkarttırıp padişah aleyhine yayınlar yaptırdı. Prens bu muhaliflik görevleri için kesenin ağzını açmış, onlara iyi para veriyordu.
Ne ki Avrupa seyahatinde Abdulaziz le kanka olup onunla birlikte İstanbul a dönünce, prens yeni Osmanlılardan parayı kesmişti. Hürriyet kahramanı Ziya Paşa onun hakkında yazmadığını bırakmayacak, bu defa Hıdiv İsmail Paşa dan para almaya başlayacaktı. Bizdeki hürriyet hareketleri, para ile beslenmezse boy atamıyordu. İsmail Paşa nın bir ayağı İstanbul da idi. Emirgan da sahilde bir saray yaptırmış, arkadaki koruya da köşkler kondurmuştu. Yalı saray, yol genişletmek bahanesi ile Cumhuriyet döneminde yıktırılmış ama korudaki pembe beyaz ve sarı köşkler hâlâ ayaktadır.
İsmail Paşa nın sahil sarayı önünde toplanan yüzlerce kayık sazendeler, hanendeler eşliğinde mehtap eğlenceleri ile meşhur olmuştu.
Bir Müslüman olan Mehmed Ali nin Müslüman bir halife olan 2.Mahmud a isyanı, Anadolu ya kadar ordusu ile gelmesi, yabancı devletlerle işbirliği etmesi halk nezdinde hıdivleri hiç sevimli kılmıyordu. Etrafına altın saçsa da bu antipati yıllarca silinmedi.
O esnada İsmail Paşa ile arası iyi olan Abdülaziz, İsmail Paşa nın kızı Tevhide Sultan a tutuldu. Lakin hıdiv kızı ile izdivaç mümkün olmadı. İsmail Paşa, Hz. Yusuf dönemini anımsatan "Aziz-i Mısır "unvanı istedi. Padişah ise,1867 fermanı ile Hıdiv unvanı verdi ki anlam olarak yarı kral demekti, şeklen Osmanlıya bağlı, iç işlerinde serbest. Ama sınırsız paralarla satın alınan devlet adamlarının göz yumması ile garip bir yapılanma doğdu.
Avrupa da gördükleri bulvarları ve sarayları Kahire ye taşıdılar, inanılmaz israflarla halkı ezdiler. Mısır da yeni sosyal düzenin fotoğrafında şık ve zengin Avrupalılar ve yoksul halk vardı. Yüzlerce cariyesini ihtişamlı saraylarında besleyen İsmail, halkın öfkesini çekmekte idi. Binbir gece baloları için İngilizlerin seçtiği fon, Mısır dan başkası değildi. İsmail batılı devletlere karşı boğazına kadar borçlanmıştı. Süveyş kanalına yüksek paralarla İngiltere yi ortak etmişti. Hükümetindeki İngiliz ve Fransız bakanlar onu azletmişler oda Osmanlı dan izin istemiş ama Abdülhamit Avrupa ya sürgüne gitmesini doğru bulmuş ancak yıllar sonra izin çıktığında, Emirgan daki şahane sarayında ölmek kısmet olmuştu.
Yeni hıdiv Tevfik Paşa, uyumlu, tutumlu, tek kadınla hanedandan bir prensesle evli idi. Karışık bir Mısır dan sonra vefatı ile yerine genç oğlu Abbas Hilmi geçti.
Çubuklu da bugün çay içtiğiniz sarayı 1905 de Abbas Hilmi yaptırdı. Kule biraz baş ağrıtmış, "hıdiv yıldız sarayını gözetleyecek" jurnali ile Abdulhamit in uykuları kaçmış.
Bu sarayda yaşayan hıdivi ziyaret eden İngiliz sefir, "Mısıra dönmeyi unutun" demiş, sonunda hıdivlikten azledilmiştir. Bir İsviçre seyahatinde vefat etmiştir.
Bugün insanlar, romantik bahçesinde gezinirken, kanla yazılmış bir tarihin ve yoksul insanların haklarını çiğneyerek inşa edilmiş bir kasrın kasvetini de hissetmektedirler midir acaba