Hicri yılbaşı ? 2

Abone Ol

Hicret, yapılan zulüm ve işkencelerden, kötü şartlardan

kaçış değil; İslam ın hükümlerini yaşatacak ve yaşayacak yeni şartların ve

mekânların aranışıdır. Hicrette bedenen rahata kavuşmak gayesi asla

güdülmemiştir. Çünkü din hizmeti; sıkıntı, eziyet ve imtihan meydanlarında

cereyan ediyor. Gerektiğinde aile efradın, memleket ve yurdun, makam ve maaşın

feda edilebilmesini istiyor.

Hicret; Hakkın batıla galip gelmesi ve İslam ı tümüyle

yaşamanın azmidir. Hicret; tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin,

gerektiğinde mallardan ve canlardan feragat etmenin sembolüdür. Hicret; Ensar

ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve

bütünlüğün en güzel timsalidir. Hicret; ilk müslümanların inançları uğruna

gösterdikleri fedakârlığın doruk noktasıdır.

Hicret; her şeylerini ALLAH için, göz kırpmadan terk eden

Mekke-i Mükerremeli Muhacirler ile onları bağırlarına basan, muhtaç oldukları

halde onları kendilerine tercih eden Medineli Müslümanların, Ensarın

destanıdır. Bu destanda fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik,

değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve hoşgörü temel konulardır.

Hicret, İslâm tarihinin en önemli olaylarından biri ve bu

tarihin bir dönüm noktası sayılır. İslâm tarihinde iki önemli hicret olayı

gerçekleşmiştir:

1- Habeşistana hicret: Peygamberliğin beşinci yılında

onbiri erkek, dördü kadın olmak üzere toplam 15 kişi; altıncı yılında da onüçü

kadın yetmiş yedisi erkek olmak üzere toplam 90 kişi Habeşistana hicret

etmiştir.

2-  Medine-i

Münevvereye hicret ki, hicret denildiği zaman akla bu gelir.

Tarihte Hicret

Yüce ALLAH, emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etmek

üzere peygamberler göndermiştir. Görevleri sadece insanları doğru yola

ulaştırmak olan bu kutlu elçilerin hemen hepsi, pek çok işkence ve zulme maruz

kalmışlardır. Bazısı öldürülmüş, bazısı yurtlarından göçe zorlanmış, bazıları

da toplumdan soyutlanarak baskı altında tutulmuşlardır. Hâlbuki bu kutlu

elçiler, gönderildikleri toplum için rahmet, şefkat ve sevgi kaynağı idiler.

Kuran-ı Kerim, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizden önceki

dönemlerde de peygamberlerin ve onlara inanan insanların kâfirlerce hicret

etmeye zorlandıklarından ve bunların inançları uğrunda yurtlarını bırakıp başka

yerlere gittiklerinden bahseder. Çünkü batıl düzenler, gerçekten Hakka

inananlara hayat hakkı tanımak istemezler. Onlar gerektiğinde bütün zulüm

mekanizmalarını inananların aleyhine çalıştırmaktan geri durmazlar. Çünkü,

yarasanın ışıktan ürktüğü gibi, onlar da inananların gerçekleri ve mutlak

doğruları gözleri önüne sermeleri ve böylece kendi menfaatlerinin ortadan

kalkmasından, ilahlık davalarının sahteliğinin ortaya çıkmasından, sömürü

çarklarının durmasından endişelenirler, korkarlar. Tarih boyunca inananlara

zalim düzenler eliyle yapılan zulüm, baskı ve şiddetin asıl sebebi budur. Bugün

yeryüzünün her bölgesinde Müslümanlar üzerindeki baskı ve terör bundan

kaynaklanmaktadır.