Hicret Kararı-1

Abone Ol

Birinci Akabe Biatından bir yıl sonra Medine-i Münevvere’liler yeniden hac için Mekke-i Mükerreme’ye geldiler. İçlerinde ikisi kadın yetmiş beş Müslüman vardı. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz’in bu defa onlarla ilgi kurması İslâm’ın tebliğinden ibaret değildi. Çok önemli kararlar arefesindeydiler. Buluşma yeri yine Akabe mevkii oldu. Buluşma gizli yapılacak ve hiç kimseye haber sızdırılmayacaktı. Gece yarısına doğru, Medine-i Münevvere’liler, gayet tedbirli hareket ederek kararlaştırılan yerde toplandılar.

Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz Akabe’ye bu defa amcası Abbâs ile birlikte geldi. Hz. Ali (R.A.) ve Hz. Ebû Bekir (R.A.) önemli noktalarda gözcülük yaptılar. Abbas henüz ya Müslüman olmamış, yahut Müslümanlığını gizliyor, ancak yeğenini himaye ediyordu. Böylesi bir toplantıda bulunmayı bir aile borcu kabul etmişti. Toplantıda ilk sözü Hz.Abbâs aldı:

- Ey Hazreç topluluğu! Bu benim kardeşimin oğludur. Benim yanımda insanların en sevgilisidir. Siz O’nu tasdik ediyor ve O’nun getirdiklerine inanıyor ve kendisini alıp götürmek istiyorsanız, sizden bu hususta beni tatmin edici bir söz almak isterim. Siz O’na vereceğiniz sözü yerine getirebilecek ve kendisini muhaliflerden koruyabilecek misiniz Bunu gereği gibi yaparsanız ne iyi! Yok, eğer Mekke-i Mükerreme’den çıktıktan sonra kendisini yardımsız bırakacak, rüsvay edecekseniz şimdiden bu işten vazgeçiniz, O’nu bırakınız. Yine kavmi arasında ve yurdunda izzet ve şerefiyle korunmuş olarak yaşasın.

Hz. Abbas (R.A.) den sonra Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz konuştu. Bundan sonra Medineli Müslümanlar düşüncelerini şöylece açıkladılar:

- ALLAH Teâlâ’dan getirdiklerine bilerek ve inanarak sana bîat ediyoruz. Biz rabbimize bîat ediyoruz. ALLAH Teâlâ’nın kudret eli, ellerimizin üzerindedir. Kendimizi, oğullarımızı, kadınlarımızı esirgeyip koruduğumuz şeylerden seni de esirgeyip koruyacağız. Eğer bu ahdimizi bozarsak, ALLAH Teâlâ’nın ahdini bozan yaramaz, bedbaht insanlardan olalım. Ya Resûlâllah! Biz ahdimize sadığız.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz iki şart ileri sürdü:

“Rabbim için şartım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanız, yalnız O’na ibadet etmeniz, kendinizi, çocuklarınızı, kadınlarınızı esirgeyip koruduğunuz şeylerden beni de esirgeyip korumanızdır.”  buyurdu. Medineliler:

- Böyle yaptığımız zaman, bizim için ne var dediler. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de:

“Cennet var.” buyurdular. Medineliler:

- Bu kârlı bir alışveriştir, deyip Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize bîat ettiler. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’in Akabe’de tanıştığı bazı Medine-i Münevvere sakinlerinin İslâmiyete girmesi üzerine şehir halkını oluşturan Hazreç ve Evs kabileleri arasında, Müslümanlığın günden güne yayılması ve buna bağlı olarak yapılan Akabe biatleri hicret açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü yukarıda genişçe belirtildiği gibi özellikle ikinci Akabe biatinde Medineli Müslümanlar Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’i ve dolayısıyla Mekke-i Mükerreme’li Müslümanları kendi şehirlerine göç etmeye davet ettiler ve Medine-i Münevvere’ye geldikleri takdirde onların canlarını ve mallarını, kendi çocuklarını ve kadınlarını korudukları gibi koruyacaklarına ve kendi aile bireyleriymiş gibi bağırlarına basacaklarına, rahat günlerde de, sıkıntılı anlarda da O’na tâbi olacaklarına and içerek söz verdiler, biatte bulundular.Akabe Bîatlarının gerçekleştiği süreç içinde planlı bir şekilde Medine-i Münevvere’ye hicret için gerekli zemin hazırlanmıştı. Çünkü Medine-i Münevvere stratejik öneme sahipti. Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz’in ve ailesinin, büyük dedesi Hâşim’den itibaren, Medine-i Münevvere ile sıkı bağları vardı. Abdülmuttalib’in annesi Hazrecli idi. Bir arazi meselesi yüzünden Abdülmuttalib ile amcası Nevfel arasında meydana gelen çekişmede Medineliler Abdülmuttalib’e yardıma gelmişlerdi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’in  annesi Âmine ve babası Abdullah’ın kabirleri Medine-i Münevvere’de idi. Abbas’ın Medinelilerle yakın dostluğu vardı. Öte yandan şehrin, İslâmiyetin çevreye kolayca yayılmasına imkân sağlayacak merkezi bir konumda ve müdafaaya elverişli coğrafi bir yapıda olması, ayrıca kervan yollarının üzerinde bulunması, Akabe Bîatları ve başka vesilelerle Medine-i Münevvere’de İslâm’ın kökleşmesi ve yayılması için zeminin uygun olduğu anlaşılmıştı.