Hicret hareket demektir

Abone Ol

Hareket de bereket demektir.

İnsanlığın tarihi, hicretle başladı.

Rabbimiz, Hazreti Adem ile hazreti Havva’yı “İhbitu/İnin yeryüzüne” emriyle başladı.

Anavatanımız cennetten uzaklaştık ama Rabbimizin lütfuyla gönderdiği peygamberler ve gönderdiği kitaplarla Rabbimizden uzaklaşmadık. Yeryüzünde biz, hâlâ hazreti Adem’le Hazreti Havva’nın yaptığı tevbeyi okumaya devam ediyor ve “Zalemna Enfüsena/Rabbimiz sana isyan etmekle biz kendimize zulmettik..” diyerek Allah’ın yasaklarından hicret etmeye devam ediyoruz. Firavun’un sarayında bir eli yağda bir eli balda iken Rabbe kul olmanın tadına varınca, susuz çölde hür yaşamayı tercih edip hicret eden Musa aleyhisselamı ve onunla hicret edenleri, Rabbimiz, Mısır’da olmayan su ile sulamış, bıldırcın ve kudret helvasıyla doyurmuştur. Dicle ve Fırat sularının yeşerttiği Mezopotamya’dan Mekke çölüne hicret eden Hazreti İbrahim’e biz, beş vakit namazımızda “…Kema barakte ala İbrahim…” diyerek duaya devam ederiz. Bu saadete binlerce yıl içerisinde hangi kral ulaşabilmiştir. Sevgili Peygamberimizin hicretini okurken, anlatırken bilgilenmek, bilgilendirmek, tarih ve gün üzerinden bilgi tartışmalarına ve yarıştırmalarına girmek yerine, canını Sevgili Peygamberimizin yoluna feda eden ve en tehlikeli bir anda Sevgili Peygamberimizin evinde yatağa girip tehlikeye göğüs geren Hazreti Ali olduğunu bilmek yerine, bugünlerde dinime topluca haçlı seferleri düzenleyenlere karşı Hazreti Ali gibi tavır alma yönü öne çıkarılmalıdır. Mekke’de on üç yıllık tebliğ cihadının ardından hicret başlamıştır. Allah’ın kitabını öğrenmek ve onu, örnek peygamberimizin anladığı ve uyguladığı gibi hayata nakşettikten sonra bilgilerine geçmeli. Yüzme üzerine yüz kitap okuyan çöl insanını o bilgiyle denize atıverseniz boğulur. Bilgi, amel/eylem gerektirir. Hicret emri gelince önce arkadaşlarını gönderen Sevgili Peygamberimiz bütün yöneticilere örnek olmalı ve yönettiği insanların güvenliğini öne almalıdır. “Nerde bulunursa vurulsun, vurana yüz deve” kararını yayınlayan Mekke parlamentosunun kararını bildiği halde tek başına Sevgili Peygamberimize yoldaşlık yapan Hazreti Ebubekir gibi tek başımıza da kalsak doğrunun yanında yerimizi alırsak hicreti bilmenin faydasını görürüz.

Rabbimiz buyurur:

“Eğer siz O’na (Rasüle) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmişti. Hani ikinin ikincisi iken kâfirler onu çıkarmıştı. O ikisi mağarada iken arkadaşına (Ebu Bekir’e) “Üzülme, Allah bizimle beraberdir” demişti. Allah da ona sekineyi (güveni) indirdi ve sizin görmediğiniz ordularla O’nu kuvvetlendirdi. Kâfirlerin (küfür) kelimesini alçalttı. Allah’ın kelimesi, işte o çok yücedir. Allah aziz’dir, hakim’dir.” (Tevbe süresi ayet 40) Yakalayana yüz deve vermeyi ilan edenlerden hiç birinin adı rahmetle anılmazken, tek başına Allah’a güvenerek hicret yoluna düşen Sevgili Peygamberimizin bize getirdiği İslam dini dünyanın dört köşesine beş kıtasına yayılmış durumda. Bütün mesele Allah’a dayanıp güvenerek inkârdan imana, haramlardan helallere, isyandan itaate hicret ederek onun yolunda hareket etmektir.

Her şey, hicretle harekette:

Ok, menzile varamaz

Yayından çıkmayınca.

Hilal dolunay olmaz

Sefere çıkmayınca

Sular temiz kalamaz

Yerinden akmayınca

Şahin, avın tutamaz

Yuvadan uçmayınca

Çocuk koşup oynamaz

Korkudan koşmayınca

Denizler durulamaz

Dalgalar coşmayınca

Denizler dalgalanmaz

Rüzgarlar esmeyince

Sular kaynayamaz

Ateşe koymayınca

Yeniden doğmaz güneş

Batıdan batmayınca

Sofralar şenlenemez

Terlerin akmayınca

Çiçekler koku saçmaz

Ağzını açmayınca

Hedefe varılamaz

Adımlar atmayınca

Halk yanında olunmaz

Hak yolunda olmayınca

İmanınız sağlam, cihadınız doğru, haramlardan hicretiniz mübarek olsun.