Hiçbir kimse müslüman?a zarar veremez

Abone Ol

RABBİMİZİN rahmeti bazen yağmur olarak yağar, bazen kar

olarak iner, bazen dolu olarak bize rahmet saçar.

Tabi bu üç rahmete bakan insanlar, yapılarına,

inançlarına yaptıkları işe göre değerlendirirler rahmet mi yoksa zahmet mi

olduğunu.

Isınma sorunu olan garip, Zemheride kar yağacağına kan

yağsın demiş.

Zemheride, kocakarı soğuklarının her tarafı dondurduğunda

ciğerleri yanan hasta, kar pekmezlemesi istermiş.

Ayakkabı dükkânı açan, yağmurların yağmasından memnun

olurken, hasadı harmanda olan ise rahatsız olurmuş.

Hava bulutlanınca köpek, Gökten kemik yağacak demiş.

Kedi itiraz etmiş ve Gökten fare yağacak demiş.

Ekimde buğdayını tarlasına saçan çiftçi de, Yağmur

yağacak demiş.

Herkes ve her şey kendi açısından olaya bakar, ümit ve

ümitsizlik sergiler.

Gerçek Müslüman ise kâinat/evren üzerinde kayıtsız

şartsız hâkimiyetin Allah a ait olduğuna inandığından her olayın arkasında

Rabbinin binlerce lütfunun olduğuna inanır ve her saniye umutla yaşar.

İnkâr tsunamileri gelse üzerine, Allah, dağına göre kar

verirmiş der ve imtihanın ağırıyla karşılaştığından görevini aşkla, şevkle

yapar ve tsunami enerjisini yıkımdan yapıma dönüştürmeye çalışır.

AIDS, bonzai ve her türlü uyuşturucudan bin beter

kâfirlik mikrobunu, en güçlü olduğuna inanan devletleşmiş teröristler saçmaya

başlasalar, iman kalkanıyla o mikroplara karşı mücadelesini verir ve mücadele

konusunda bağışıklık kazanır.

Kinle üzerimize saldıranlar, evlerimizi yıkıp

ailelerimizi yok etseler onlara anlayacakları dilden karşılığını verirken

onların içlerindeki kinlerinde boğulmamaları için kalplerine imanın girmesi

için çalışırken Rabbinden hidayet ister.

Bu yolda ölse, ecelin değişmeyeceğine imanı tam

olduğundan şehit olarak gittiğine sevinir.

Malına el koysalar, Yükümü hafifletiverdiler, bundan

sonra daha fazla koşuştururum diyerek coşar.

Sürgüne gönderseler, Orada edineceğim dostlardan hem

yararlanırım, hem yararlandırırım diyerek gider.

Makamını alsalar, rütbelerini soysalar, Makamın ve

rütbenin getirdiği sorumluluktan kurtuldum, şimdi mevcut gücüme göre hizmet

etmem gerekir der ve daha bir aşkla sarılır davasına.

Dünya kâfirlerinin hepsi bir araya gelseler, Müslüman a

hiçbir zarar veremeyeceklerini Rabbimiz haber verir:

111-Onlar, size eziyetten başka zarar veremeyecekler.

Eğer sizinle harp ederlerse, size arkala-rını dönüp kaçarlar. Sonra onlara

yardım edilmez. (Al-i İmran Suresi, ayet: 111).

Ancak, zarar verememelerini üç şarta bağlar, iman, sabır

ve takva:

120-Size bir iyilik dokunsa onları (kâfirleri)

tasalandırır. Size bir kötülük dokunsa onunla neşelenirler. Eğer sabreder ve

sakınırsanız onların hilesi hiçbir şeyle size zarar veremez. Şüphesiz Allah yaptıklarını

kuşatmıştır. (Al-i İmran Suresi, ayet: 120).

Kâfirler, ancak iki faydadan birini yerine getirme suçunu

işleyebilirler.

Ya şehit ederler, ya gazi olunmasını sağlarlar.

Rabbimiz buyurur:

52-De ki: Siz, bizim hakkımızda iki güzellikten (gazilik

veya şehitlikten) başkasını gözetleyemezsiniz. Biz ise, Allah katından veya

bizim ellerimizle bir azabın size isabet etmesini gözetliyoruz. Gözetleyin; biz

de sizinle beraber gözetleyenlerdeniz (Tevbe Suresi, ayet: 52).