Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasîbeylese görsem yüzünü
Yâ Muhammed cânım arzular seni (Yunus Emre)
Diyerek Peygamber (s.a.v.) e olan sevgisini, aşkını,
özlemini dile getirmiştir derviş Yunus. Peki, Yunus un yerinde siz olsaydınız
ya da Yunus gibi şair olsaydınız nasıl ifade ederdiniz Peygamber (s.a.v.) e
olan sevginizi Hiç Düşündünüz mü
Böyle bir sevgiyi şiirle, yazıyla ya da Mevlana gibi
semayla ifade edebilmek için kalbimizde Peygamber (s.a.v.) imizin sevgisinin
olması gerekir öncelikle. Peki, biz Peygamber (s.a.v.) imizi seviyor muyuz
Eminim herkes o nasıl söz hanım, Peygamber (s.a.v.) sevgimizi sorgulamak sana
mı kaldı diye düşünebilirsiniz. Haklısınız. Ben önce bunu kendimde
sorguladım. Ancak bulamadım o sevgiyi. Sonra yine kendi kendime sordum bir
Peygamber (s.a.v.) nasıl sevilir diye Evet, bir Peygamber hele bu son
Peygamberse, bu Hz. Muhammed (s.a.v.) se Hiç Düşündünüz mü O nasıl sevilir
Peygamberi sevmek demek ne demek Bu mübarek nasıl sevilir Hiç Düşündünüz mü
Ben düşündüm ve bu sorumun cevaplarını aramaya başladım, beynimde, gönlümde,
aklımda, internette, kitaplarda Önce gönlüme sordum, Muhammed (s.a.v.) i
sevmek nasıl olur diye Elim hemen adı geçtiğinde kalbimin üstüne konuverdi.
Sahi onun adı anılınca gayri ihtiyari sağ elimiz kalbimizi göstermez mi burada
diye Yokladım, orada mıydı acaba İşaret etmişti elimiz, orada mıydı
sevdiğimiz O Allah ın köşkü olan kalbimizde. Sahi orada mıydı Heyhat Nasıl
orada olsun ki biz o köşkü günde kaç kere tuzla buz yapıp, kırmıyor,
kırdırtmıyor muyuz Eee insanların Allah köşküne her gün taş atan kişi orada
Peygamber (s.a.v.) i nasıl bulsun Ya da kırık bir köşk e Allah Peygamberini
yerleştirir mi hiç Elim boş aklıma geri döndüm. Sevilir Peygamber (s.a.v.)
diyordu aklım ama sevgiyi tanımlamada ve bulmada, hissetmede acizdi,
yetmiyordu. Eksikti bir şeyler. Dilde dedi. Evet sahi dilde sevilirdi, dille
sevilirdi ama nasıl sevilirdi dilde Peygamber (s.a.v.) hiç düşündünüz mü
Selamla-Salavatla. Fakat yetiyor muydu selam ve salavat Yetiyor muydu
sallalahü aleyhe ve sellem demek Hiç düşündünüz mü yetiyor muydu Beynim;
hayır yetmiyor, dilinin ucunda kalıyor bu sevgi dedi. Eksikti yine bir şeyler
eksikti bu sevgide. Kitaplara koştum. Nasıl sevilir Peygamber (s.a.v.) diye
Kitaplar Kur ân-ı Kerim i işaret ettiler oraya bak. Açtım baktım o mübarek
Kitab ımıza:
Kim Peygambere itaat ederse Allah a itaat etmiş olur.
(Nis⸠4/80) diyordu Nisa Sûresi nde bana. Eyvah! Ben itaatsiz mıydım Yok
canım ne zaman adı anılsa elim kalbimde salavat getirirdim. Toparlanırdım,
bacak bacak üstüne attığım ayaklarımı usulca indirerek . Saygısız değildim, ama
itaat de etmiyordum. İtaat etmek tam anlamıyla ona teslim olmak, emirlerini
Sıddıyk gibi yapmaktı. Varan bir dedim kendime, sen itaat ediyor musun
Peygamberine Tam anlamıyla değildi bu sorunun cevabı. Nasıl tam anlamıyla
olsun ki önceliğim nefsim, çocuklarım, eşim, malım, mülküm, okulum,
arkadaşlarım, çevrem, itibarım, haysiyetim. Daha daha Durun sıralamaya gücüm
yok daha bir sürü önceliğim vardı hayatımın can alıcı noktasında ve can
almaktaydılar.
Müjdecim, Kurtarıcım, Efendim, Peygamberim;
Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim! (Necip Fazıl
Kısakürek)
Necip Fazıl üstad, Peygamber (s.a.v.) e uymayan hayat
olsa tepmekteydi ama bana ne oluyordu da öncelik listemin sonlarındaydı o.
Sizler de benim gibi Hiç düşündünüz mü Peygamber (s.a.v.) e uymayan ölçü hayat
olsa teper misiniz Peki, öncelik listenizin kaçıncı sırasında o, hiç
düşündünüz mü
Yanlarındaki Tevrat ve İncil de yazılı buldukları o
elçiye¸ O ümmî Peygamber e uyanlar var ya¸ işte o Peygamber onlara iyiliği
emreder¸ onları kötülükten men eder¸ onlara temiz şeyleri helâl¸ pis şeyleri
haram kılar. Onların ağır yüklerini indirir¸ zor tekliflerini (üzerlerindeki
zincirlerini) hafifletir. O Peygamber e inanıp O na saygı gösteren¸ O na yardım
eden ve O nunla birlikte gönderilen nûra (Kur an a) uyanlarvar ya İşte
kurtuluşa erenler onlardır. (A râf¸ 7/157)
Andolsun ki¸ Rasûlullah sizin için¸ Allah a ve ahiret
gününe kavuşmayı umanlar ve Allah ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.
(Ahzâb¸ 33/21)
Örnekti bu âyetlere göre Allah ın Resulü, bizlere en
güzel örnekti. 610 yılından beri örnekti bugüne, yarına. Kur an o örnek diyerek
beni onun hayatını, sözlerini, inceliklerini, öfke ve gazabını, hoşgörüsünü,
şefkat ve merhametini yansıttığı hadislerine yöneltti. Neye kızmıştı o yüce
Peygamber (s.a.v.) , neye ağlamış, neye gülmüştü Nasıl sevmişti Rabbini, nasıl
sevdirmişti bizlere bu mukaddes dini. Bir çırpıda varıverdim hadislerin yanına.
Siz de hiç hadisleri merak edip okudunuz mu ya da okumayı hiç düşündünüz mü
İtiraf etmeliyim ki ben bugüne kadar hiç hadislere bakmamıştım. Şimdi elimdeydi
Kütüb-i Sitte, Sahihi Buhari. Onların elindeydim. Tuttular elimden ve şunları
kazıdılar gönlüme:
Sizden birinize ben¸ annesinden¸ babasından¸
çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe o kimse tam
iman etmiş olamaz. ( Buhârî¸ İman: 8; Müslim¸ İman: 69¸ 70.)
Geldim yine başladığım noktaya, öncelik meselesine.
Korktum, kendime bile itiraf edemediğim önceliklerimi sakladım. Sakladığımı
zannettim. Oysa neyi kimden saklıyordum ki, vesveselerimi bile bilen Yüce
Rabbimden mi Oldukça komiktim. Oysa kendimden bile sakladığım önceliklerim,
davranışlarımla çoktan su yüzüne çıkmışlardı. Çaresiz itiraf etti gözlerim.
İtiraflarım inci taneleri gibi saçılırken etrafa, dilim and içti Allah ı ve
Habibini öncelik listemin en başına koymaya. Onu duyan kulağım, aklım, gönlüm
de. Söz Allah ım bundan sonra, öncelik sıramın zirvesinde sen varsın, Resulun
var. diye ant içtiler birer birer. Arafat ta gibi. Söz vermiştim ama bu sözü
nasıl yerine getirecektim. Hiç düşündünüz mü Yine koşuşturdum ayetlerle
hadisler arasında. Hz. Hacer in bir yudum su bulmak umuduyla koşuşturması gibi.
Bir yudum sevgi içindi, bir yudum iman, bir yudum ilim içindi koşuşturmam.
Benim de gönlümden fışkırır mıydı iman zemzemi Umutla umutsuzluk arasında
gittim geldim. Haşr Sûresi nden çıkan bir gül fidanı filizlenmeye başladı
gözlerimden içeri.
Peygamber size ne verdiyse onu alın¸ size neyi
yasakladıysa ondan da sakının. ( Haşr¸59/7)
Buhârîler, Müslimler suladı o gül fidanını, kök salsın
ruhuma, kök salsın kalbime diye.
Bütün ümmetim cennete girecektir¸ ancak yüz çevirenler
müstesnâ! diyen Allah ın Resûlü bununla ne anlatmak istemişti Hiç düşündünüz
mü Onun ashabı da merak ettiği için sorar: Ey Allah ın Resulü! Yüz çeviren
kimdir
Kim bana itaat ederse cennete girer. Bana isyan edene
gelince o¸ yüz çevirmiştir. buyurur o peygamberler şahı. (s.a.v.) . Sonra
tamamlar eksiklerimi:
Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim. (Tirmîzî¸
Hüsnü l-Huluk¸ 8.)
O gün zâlim¸ ellerini ısırıp diyecek ki: Keşke ben de o
Peygamberle aynı yola girseydim! Vay başıma! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu)
dost edinmesem¸ onu örnek almasaydım (Furkân, 25/27, 28.)
Bir yol tarifi yapılmaktaydı yüce Kitapta. Kalplerde
filizlenen güllerden, sonsuz Nur a uzanan bir yol. Hiç düşündünüz mü o yoldan
hep birlikte yürümeyi Onu sözde değil özde sevmeyi Sahi hiç düşündünüz mü
Peygamberi sevmenin Allah ın emir ve yasaklarına uymakla, mümkün olduğunu
Allah ı sevmenin de Peygamberin sünnetini bilip, uygulamak olduğunu Ben
Allah ı severim, Peygamberimizi de. Ama emirleri çok ağır, hepsini yapamam ve
bunlar dini yok, gibi sözler sarf ettiğimizde isyan etmiş olmaz mıyız Allah a
ve Peygamberine Hiç Düşündünüz mü itaati bırakıp isyan etmiş olmaz mıyız
Gerçek seven insan böyle mi yapar Allah(c.c.) Kendisine ve Resûlüne tam
anlamıyla itaat etmeyenlere azapla cezalandıracağını söylüyor. Hiç düşündünüz
mü aşağıdaki âyetlerin manasını
Peygamberin emrine aykırı hareket edenler¸ başlarına
büyük bir felâket gelmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azabın isabet
etmesinden sakınsınlar. (Nûr¸ 24/63.)
Kim Allah a ve Peygamberine karşı isyan eder ve
sınırlarını aşarsa¸ Allah onu¸ devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için
alçaltıcı bir azap vardır. (Nisâ 4/14)
Nasıl katlanırız o azaba hiç düşündünüz mü Ben düşündüm.
Ateşten daha da acı bir azap vardı, benim için. Allah tan ve Peygamber (s.a.v.)
imden uzak olmak. Allah ı ve Peygamber (s.a.v.) i çok uzaklardan yanlarına
yaklaşamadan seyretmek, seyrederken de iç çekerek, pişmanlık, nedamet, hasret
ve ayrılık ateşiyle yanıp tutuşmak. Hiç düşündünüz mü diğer ateşin böyle bir
ateş karşısında sönük kaldığını, bu ateşin yaktığı kadar ötekinin
yakmadığını...
Rasûlüm de ki¸ eğer Allah ı seviyorsanız bana uyunuz ki¸
Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve
esirgeyicidir. (Âl-i İmran¸ 3/31)
Evet, ben de tıpkı böyle Rabbime sığındım, hatalarımdan,
O nu ve Peygamber (s.a.v.) ini tam anlamıyla sevememekten. Rabbime sığındım,
sevme cahili olmaktan. Ve nefsimi törpülemeye ve öncelik sıralamamı yeniden
düzenlemeye başladım, Peygamber (s.a.v.) ahlakıyla ahlaklanabilmek için. Onun
hayatıyla ilgili ne varsa okumaya öğrenmeye başladım, örnek alabilmek için.
Kur ân-ı Kerîm in meallerini de okumaya başladım, Rabbimin emirlerini
anlayabilmek için.
Hadis Kitaplarıyla, Kurân-ı Kerim arasında koşuşturuyorum
şimdi. Bir yudumcuk da olsa iman zemzemini kaynağından çıkarıp, gönlüme
diktiğim Gül fidanını sulamak için.
Sizler de eğer benim gibi kalbinize el attığınızda orada
Peygamber (s.a.v.) i bulamadıysanız üzülmeyin, Kur an ve Hadis arasında arayın
zemzemi. Şayet bulursanız, sulayın kalbinize diktiğiniz fidanı. Umulur ki bir
gün ulaşırız sevdiğimize. İnşallah, o fidana tutunarak ulaşırsınız sevdiğinize.