Komşu hakkı konusunda Rasûlullah tan çok tembih almış
olan Hazreti Ali Efendimizin kapısını bir gün bir komşusu çalar. Titrek ve
mahcup bir sesle: Birine borcum vardı, gününde ödeyemedim, şimdi o kişi de
sert sözlerle istiyor alacağını. Bana biraz borç verebilir misiniz Borcumu o
kişiye ödeyeyim. der. Hz. Ali komşusuna istediği parayı hiç tereddüt etmeden
verir. Komşu da hayır dua ederek alıp, sevinç içinde uzaklaşır. Ancak Hazreti
Ali (r.a.) başlar gözyaşı döküp ağlamaya.
Onun bu durum karşısında ağlamasına bir anlam veremeyen
hanımı merakla sorar: Sevineceğin yerde üzülüyorsun. Hâlbuki komşunun
ihtiyacını karşıladın, görevini yerine getirmiş oldun.
Hayır, görevimi tam yerine getirmedim diyen Hazreti Ali
Efendimiz üzüntü içinde devam eder.
Şayet ben komşuma karşı görevimi tam yapmış olsaydım o
bana gelmeden önce ben ona giderdim. İhtiyacını o istemeden ben verirdim. Demek
ki ilgilenmemişim, günlerce ihtiyaç içinde kıvranmış, nihayet kendi ayağıyla
gelip istemek zorunda kalmış. Bu, ağlanacak bir ihmaldir. Der ve ağlar.
Ne ulvî bir düşünce değil mi Acaba komşusundan yalnızca
Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Hz. Ali mi sorumlu Bizler de o büyük önderlerin
kendilerini sorumlu hissettikleri her şeyden sorumlu değil miyiz Hiç
düşündünüz mü bizler de komşularımızdan sorumlu değil miyiz
Yoksa siz komşunuzu görür görmez gözlerinizi kapatıp, o
geçene kadar açmayanlardan mısınız Yani komşunuzu görmemezlikten gelenlerden
misiniz Yoksa daha komşunuzla tanışmadınız mı
Peki, hepimizin bildiği: Yanında komşusu açken bile bile
tok yatan kişi bana iman etmiş sayılmaz (Taberânî, el- Mucemü l-Kebir ve
Bezzar.) diye buyuran bu hadisin manasını HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ
Komşunun aç olduğunu bile bile diyor bu hadiste. Peki,
siz daha komşunuzu bile tanımıyorken onun aç veya tok olduğunu nereden
bileceksiniz Dolayısıyla Allah a nasıl iman etmiş olacaksınız
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ
Düşündüyseniz niçin hâlâ komşunuzu tanımıyor, onunla
ilgilenmiyor, ya da onu görmemezlikten geliyorsunuz Hiç düşündünüz mü
Peki, Peygamberimiz(s.a.v.) in: Komşu hakkı, buradan,
buradan, buradan sağlı sollu, önlü, arkalı kırk hanedir. (Yani kırk eve kadar
komşu sayılır.) diye buyurduğunu hiç düşündünüz mü Ya bu hadis-i şerifi:
Sıkıntıya düşen komşusuna yardım eden, sıkıntısını
gideren kimseye, Allahu Teâlâ kıyamet günü kıymetli elbise giydirecektir.
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ
Allah a ibadet edin ve O na hiçbir şeyi ortak koşmayın.
Ana- babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya,
yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, hizmetçi, vb.),
iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.
(Nisâ, 4/36) Mealindeki ayetiyle, Allah ın bize ne emrettiğini.