Hiç düşündünüz mü? Günde kaç öğün insan eti yemektesiniz?

Abone Ol

İnsan eti yemeye devam edenlerin bakırdan tırnağa da

sahip olması gerekmez mi dişlerinin arasında kalan et parçacıklarını temizlemek

için

İğrenç mi diyorsunuz. Peki o halde niçin günde üç öğün beş

vakit ölü kardeşinizin etini yiyorsunuz

Hiç düşündünüz mü

Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın

bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Biriniz, ölmüş

kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı İşte bundan tiksindiniz. O halde

Allah tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.

(Hucurât Sûresi, 49/12)

Bu âyetin manasını hiç düşündünüz mü

Ya bu hadisin manasını

Enes (r. a. ) dan:Peygamberimiz (s.a.v.) Mirac da

gördüklerini şöyle anlatıyor: Rabbime çıkarıldığım zaman (Mirac da) yüzlerini

bakırdan tırnaklarıyla tırmalayan insanlara uğradım. Dedim ki: Ey Cebrail!

Bunlar kimdir

Şöyle dedi: Bunlar, insanların etlerini gıybet etmek

suretiyle yiyen ve onların ırzlarına sataşan, şahsiyetlerini zedeleyen

insanlardır. (Ebû Dâvûd, Edeb40, (4878, 4879))

Hakikaten bu dünyada ağzınıza bakırdan pençe takıp,

insanları paralayanlardansanız ötede kendi yüzlerinizi de öyle

paralayacaksınız. Bu durumu Hiç düşündünüz mü

İbn Mes ûd (r. a. ): anlatıyor: Peygamberimiz(s. a. v)

ile oturuyorduk. Aramızdan bir adam kalkıp gitti. Başka bir adam da giden

hakkında arkasından ileri geri konuştu. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.v.)

ona: Haydi git ağzını çalkala. Dedi. O adam da Et mi yedim ey Allah ın

Resûlü, neden ağzımı çalkalayayım dedi. Peygamberimiz(s.a.v.): Sen

kardeşinin etini yedin. Buyurdu. (Taberânî, Mu cemü l- Kebîr)

Hiç düşündünüz mü

Yaptığınız dedikodularla kaç can yaktığınızı, kaç ocak

söndürdüğünüzü Ağzınızdan çıkan ateşlerle kimleri yaktığınızı. hangi kalpler

ağzınızdan çıkan çığla yuvarlandı uçurumlara Hangi ateşlere ağzınızla benzin

taşıdınız, barut taşıdınız. Hangi dost ve akrabalarınızı gıybet oklarıyla

sırtından vurdunuz Kimleri ağulu sözlerle zehirlediniz Hangi beyinlerde

erozyona yol açtınız Kimler oluşturduğunuz dedikodu hortumlarıyla bir yerden

bir yere sürüklendi, parçalanarak

Hiç düşündünüz mü

Peki, ağzınızdan çıkan yangınlarla etrafınızı

tutuştururken o yangın çemberinin tam ortasında bulunduğunuzu, kendinizi ve

ibadetlerinizi de tutuşturup yaktığınızı hiç düşündünüz mü

Şöyle düşünün: Bir kucak dolusu mücevheriniz, paranız

var. Hatta belki köşkleriniz. Bunların yanıp kül olmasını ister misiniz

Yıllarca emek verip, biriktirmişsiniz ama o ağzınızdan çıkan ateşlerle bir anda

tutuşturuvermişsiniz kendinizle beraber mücevherlerinizi ve de köşklerinizi

Aslında karşı taraf değil yanan, yanan sizsiniz! Yıllardır biriktirdiğiniz

maddî ve manevî ibadetleriniz, biranda yok oluvermiş, hiç düşündünüz mü

Yoksa siz yaptığınızın gıybet olduğunu bilmeden mi

konuşmaktasınız

Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına sorar: Gıybet nedir

bilir misiniz Onlar:

Allah ve O nun Resûlü bilir dediler. Peygamberimiz:

Gıybet , birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır. Dedi. Bunun

üzerine bir adam dedi ki: Ey Allah ın Resûlü! O anlattıklarım ya o kardeşimde

bulunursa (yani ya doğruyu anlatmışsam ) Peygamberimiz (s.a.v.) :

Anlattıkların o kardeşinde bulunursa onun gıybetini yapmış olursun.

Anlattıkların onda yoksa o zaman ona iftira etmiş olursun. Buyurdu. (Ebû

Davud ve Tirmizî)

Bu hadise göre demek ki gıybet doğru olan ama

söylenmemesi gereken sözler Yoksa siz gıybet etmiyor, maazallah iftira da

ediyor olabilir misiniz Bunu hiç düşündünüz mü

Aslında her söylediğimiz doğru olmalı ama her doğruyu da

söylemekten kaçınmalıyız. Hele hele o doğrular bir insanın şahsiyetini, onurunu

kırıcı doğrular olursa. Gıybet bir kişinin gıyabında yani arkasından o kişinin

şahsıyla veya ailesiyle ilgili maddî, manevî, bedenî, ahlâkî, ruhî ve dinî

kusurlarının kötü huylarının bir başkasına anlatılmasıdır. Bu kusurların o

insanın yüzüne söylenmesi de hakaret olur. O sayılan kusurlar o kişide yoksa bu

defa da iftira olur. Gıybet sözle olduğu gibi, yazıyla, işaret ve taklitle de

olabilmektedir. Bir gün Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimiz e: Safiyye nin şu şu

kusurları var hele de boyunun kısa olması sana yeter. Dedi. Peygamberimiz

(s.a.v.): Öyle bir söz konuştun ki onun günahı cisimlenip, denize atılsa,

denizi bulandırır ve kokuturdu. Buyurdu. Hz. Aişe (r.a.) ilaveten der ki:

Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm a bir insanın (tahkir maksadıyla)

taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: Ben bir başkasını (kusuru

sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, pek çok

dünyalık verilse bile! (Ebû Dâvûd, Edep, 40(4875))

 Peki, dünyanın

parfümünü üzerine dökse bile hâlâ leş gibi kokan kimdir Hiç düşündünüz mü

Câbir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor: Peygamber

Efendimiz(s.a.v.) le beraberdik. Bu sırada burnumuza bir leş kokusu geldi.

Peygamberimiz(s.a.v.): Bu koku nedir, bilir misiniz diye sordu. Biz:

Hayır. Dedik. Peygamberimiz: Bu koku İnsanlara ve müminlere gıybet edenlerin

kokusudur. Buyurdular. (Ahmed)

Gazzali İhyâu Ulûmi d-Din, adlı eserinde gıybetin

sebeplerini şöyle açıklamakta: 1. İntikam duygusunu tatmin, 2. Arkadaşlara

muvafakat, 3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyültme, 4.

Kıskançlık, 5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve

kusurlarının ortaya serilmesi, 6. Küçük düşürmek için alay

Bu sebeplerden birinin veya birkaçının sizde

bulunabileceği ihtimalini hiç düşündünüz mü

Hiç Düşündünüz mü

Birisinin yaptığı bir davranışı beğenmeyip, ona

göndermeler yapıp: Allah affetsin onu, o da bazen şaşırıyor, aman kardeş

cimrilikten Allah a sığınırız. Diye yaptığınız günaha, Allah ın adını da

aracı ettiğinizi, hiç düşündünüz mü

Ya da: Falanca ne iyi insandır. İbadetlerini aksatmaz,

fakat son günlerde biraz tembelleşti, bizden farkı kalmadı. derken o kişiyi

övmeyle başlayıp, methederken aslında onu kötülediğinizi ve böylece hem

kendinizi üstün gösterip, hem de kendinizi temize çıkardığınızı, hem gıybet hem

de riya yaptığınızı hiç düşündünüz mü

Peki yine bir arkadaşınız hakkında: ben onun daha nelerini

bilirim, daha neleri var neleri Ama ben gıybet olur diye söylemiyorum.

Derken güya gıybetten de korkuyormuş havalarında o kişi hakkında kapalı ve

imalı ifadeler kullanıp, o kişi acaba içki mi içti Zina mı yaptı Fitne mi

çıkardı Gibi sizi dinleyenlerin aklına bin bir türlü ihtimalin gelmesine sebep

olabileceğinizi hiç düşündünüz mü Keşke o kişinin huylarını sayıp dökseydiniz

. Böyle imalı konuşmakla hem sizi dinleyenleri töhmet altına sokup, , hem de

gıybet eden olmadığınızı belirterek yalan söylediğinizi hiç düşündünüz mü

Dostumuzun kötü yola sapmasına çok üzüldük. Allah onu

kurtarsın! gibi ifadelerde nifak (ara bozmak, iki yüzlülük) kokusu vardır.

Gerçekten üzülen kişi, dostunun kusurunu ortaya koymaz, saklar, samimi ise

gizlice dua ederdi. Kısacası bu ve bunlar gibi konuşmalarda  gıybetten başka; gıybetin arkadaşları olan;

riya, aldatma, yalan, zulüm, fitne, haset, intikam gibi kötü huylarınızı da

besliyorsunuz . Dolayısıyla vebalinin de o ölçüde katlandığını hiç düşündünüz

Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi yani alay

etmeyi âdet edinen herkesin vay haline! (Hümeze Sûresi, 104/1) meâlindeki bu

âyeti hiç düşündünüz mü

Peki arkasından konuştuğunuz ya da taklidini yaptığınız

veya ima yollu dokundurduğunuz o insanın yüzüne yarın nasıl bakacaksınız hiç

düşündünüz mü

Ya yüce Allah ın bu konudaki âyetlerini görmemezlikten,

duymazlıktan gelip, gıybete devam edip, isyankâr olarak Allah ın huzuruna nasıl

çıkacaksınız. Hiç Düşündünüz mü