Bir süre önce gazetelerin ilk sayfasında, "Heykeli Dikilen Çöpçü" başlığı altında bir habere rastladım.
Haberi okuduğumda, işini küçümseyenleri, toplumun onayını alabilmek için, çeşitli yollara başvuranları, kariyeri olmayanın adamdan sayılmayacağına inananları, insanları mesleğiyle, yaşadığı mekanla ya da sınıfsal farklılığıyla değerlendirenleri düşündüm. Çünkü, sözkonusu haberde Maltepe Yalı Mahallesi‘nde, temizlik elamanı olarak çalışan Gazi Ceran‘ın semt sakinleri tarafından çok sevildiği ve bu kişi emekliye ayrıldığında mahallelinin heykelini dikerek kendisini onurlandırdığı yazıyordu. Buradaki ifadelere göre Gazi Ceran, sokakları kendi eviymiş gibi temizler ve görevini severek yaparmış. Onun çalışkanlığı tüm esnafın dilindeymiş. Kendisine bu kadar sevilen bir insan olmayı neye borçlu olduğunu sorduklarında ise, "insanlara karşı duyduğum saygı ve sevgiyi herkes bilir. Bunun için işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum." diye cevap verirmiş. İşine ve insanlara verdiği değerin karşılığı olarak, mahalle sakinleri, onu heykelini dikerek onurlandırmışlar.
Bazı okuyucularımız, yaptıkları işin insanlar nazarında hiçbir değerinin olmadığını bu yüzden komplekse girdiklerini ifade ediyorlar. Oysa, yaptığımız her işin kendi içinde bir değeri vardır. Yani, ister doktor olsun, ister öğretmen olsun, ister temizlik elemanı olsun, ister aşçı olsun yapılan her iş yaşamın içinde bir boşluğu doldurur. İki yıl önce tanıştığım ayakkabıcı Nuri amcayla konuştuğumda bunu daha iyi anlamış ve alınteriyle elde edilen kazancın bir onur olduğunu düşünmüştüm. Nuri amca vakti zamanında sosyal faaliyetlerden hiç geri kalmayan aktif biriymiş. Hatta bir dönem futbol oynamış ve bir kaç ödül bile almış. Ama baba mesleği olan ayakkabı tamirciliğini hiçbir zaman bırakmamış ve emekliliğinden sonra da bu işe devam etmeye karar vermiş. İşini yaparken son derece onurluydu ve büyük bir mutluluk duyuyordu. Yaptığı işe değer veren ve insanlardan tebessümünü esirgemeyen temizlik elemanını Gazi Ceran‘ın heykelinin dikildiğini öğrendiğimde Nuri amcayı hatırladım...
Yapılan her iş bir boşluğu dolduruyor... Bu nedenle anneler çocuklarına, "eğer üniversiteyi kazanamazsan çöpçü olacaksın" demesinler. Önemli olan kişinin işini sevmesi ve en iyi şekilde yapmaya gayret etmesidir. Yoksa, temizlik elemanlarının topluca istifa ettiğini düşünsenize o zaman dünya ne hale gelirdi. Bunun için, Anneler çocuklarını motive ederken, insanların yaptığı işi küçümseyerek onları bencilliğe yönlendirmemeli ve bunun mesleğini onuruyla yapan ve mahallelinin gönlünü fetheden, hayattayken heykeli dikilen Gazi Ceran‘a haksızlık olduğunu bilmelidirler.
Aileler, unutmamalıdırlar ki, kazanılan paranın helal olması, alın teriyle kazanılması ve emek harcanması önemlidir. Yoksa her mesleğin her işin doldurduğu bir boşluk vardır ve değersiz bir iş yoktur...
Aile İçi Eğitim
Hayatımız okunacak kitap gibidir
Dinimiz, insanın doğuştan masum olduğunu kabul eder. Ancak insan hayata donanımlarıyla başlamıştır ve buna göre irade seçimini ister iyi yönde ister kötü yönde kullanabilir. Yani, doğuştan masum olan insan, fıtri olarak eğitime müsaittir ve bu konuda kişiye, çevreye ve aileye büyük sorumluluklar düşüyor... İmam-ı Gazali "ahlak nefislere yerleşmiş bir melekedir" diyor. Yani insanın iyiliğe meyletmesi, yüzünü iyiliğe çevirmesi onun fıtratında var ve istediğinde bunu harekete geçirebilir, iyiler kervanına katılabilir.
Çocuk doğduğunda geniş bir öğrenme kapasitesine sahiptir. Aile, okul ve çevre çocuğun kapasitesini geliştiren ve onu yönlendiren kılavuzları gibidir. Ancak ailenin yeri başkadır. Çocuk ağırlıklı olarak ailenin şeklini alır ve onların hayat tarzını yansıtır... Bu nedenle anne baba çocuğu fıtratına uygun bir şekilde yönlendirmeli ve ona dinini öğretmelidirler.
Çocuğa iyi bir ahlak kazandırmanın yolu, kısmen ailenin örnek davranışlarıyla kısmen dini eğitimle mümkündür. Çocukların öğrenme aktivitesi ağırlıklı olarak taklit yöntemiyle olduğundan ailenin ona örnek olması ve yaşam tarzının çocuk için okunacak bir kitap olduğunu bilmesi gerekir.
Anne babalar çocuğu kendilerine ait özel bir mülk olarak görmemeli aksine, onların ilahi bir emanet olduğunu kabul etmeli ve onlarla ilişkilerinde şefkatle muamele etmelidirler. Şefkat onların kalbini yumuşatır ve sözlerinin geçerliliğini sağlar...
Ailenin çocuğun hayatındaki önemi büyüktür. Onlar hayatı burada tanırlar ve dış dünyaya buradan açılırlar.
Çocuklar beyaz bir kağıt gibidir, aile, çevre, okul ve arkadaşları bu beyaz kağıda her gün yeni bir çizik atarlar. Bir zaman sonra bizler çocuğu üzerindeki bu çiziklerle tanımaya başlarız. Yani çocukların bu pak ruhlarına ne çizerseniz, nasıl bir şekil verirseniz onlar buna göre şekilleniyor ve aldığı şekillerin bir parçası oluyor. Çocuğun temiz, saf ve berrak ruhu duru bir su gibidir. Kendisine nakşedilen her şeyi kabule uygundur ve kolayca şekil alır, etkilenir ve yönlendirilir.
Allah ayetinde, "Ey iman edenler, kendinizi ve çocuklarınızı ateşten koruyunuz" (Tahrim*66-8) buyurur. Burada Rabbimiz bizleri, çocuklarımıza, yaşadığımız dünya ile ilgili ihtiyaçları olan bilgileri verdiğimiz gibi ahretle ilgili bilgileri de vermemiz ve onları hidayete çağırmamız konusunda teşvik ediyor. Yani, çocuklarımızın iyi bir kariyeri olsun diye mücadele ettiğimiz gibi, aynı zamanda iyi bir Müslüman olsunlar diye de elimizden geleni yapmamız gerekiyor.
İmam‘ı Gazali‘ye göre çocuk ilk yetişme çağında ihmal edilir ve dini bilgilerden yoksun bırakılırsa, bir çok kötü haslet ona peyda olabilir. Bunun için, çocuk ailede iyi bir terbiye üzerine yetiştirilmelidir. Yani çocuk aile içinde, hayata niçin geldiğini ve nereye gideceğini, sorumluluklarını öğrenmeli bilinçli bir Müslüman olarak topluma katılmalıdır.
Çocuk temyiz yaşına geldiğinde ona namaz öğretilmeli ve haramlardan uzak durması için bilgilendirilmelidir. Çocuklar ergen olduğunda olayları soyut olarak da anlayabilmektedirler bu nedenle onlara ahiretle ilgili bilgiler verilmeli ve sorumluluklarını yerine getirmeleri noktasında telkin edilmelidir. Çocuk ergenlik yaşına kadar, iyi bir terbiye almışsa, bu süreçte ona bu değerleri vermek daha kolay olacaktır. Ancak çocuk küçük yaştan itibaren bilgilendirilmemişse, o vakit çocuğu yönlendirmek aileyi zorlayabilir.
İnsan bedenen kendini değiştiremez. Kısa, uzun, esmer, beyaz olabilir bu onun fiziki yapısıyla ilgilidir ve değişemez. Ancak insan isterse ahlakını değiştirebilir, kendisine ve çevresine zarar veren davranışlarını iyileştirebilir. Bu değişim onun dünyasını ve ahretini etkileyebilir.
Birkaç söz
Süreklilik önemli
"Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir" (Latin Atasözü)
Hayattaki bütün başarıların ardında azimle sürdürülen bir mücadele vardır. Kişi, vaktinden, zevklerinden, kendinden ödün vererek çalışmakta ve bunu sürekli hale getirmektedir. Bu çalışmalarının sonucunda ise büyük başarılar elde etmektedir. Oysa insanlar bu mücadeleyi görmezler de ve başarının kendiliğinden geldiğini sanırlar...




