Gündem

Heykel fetişizmi

Heykel fetişizmi

Abone Ol

İHL‘li öğrencilerin Atatürk büstü önündeki fotoğraflarıyla dindar kesim hedef gösterilmeye çalışılırken, benzer fotoğrafların diğer öğretim kurumlarında da çekildiği ortaya çıktı. Bu durum Atatürk büstlerini gündeme taşıdı. Neredeyse resmi kurumların tümünde bulunan büstler, heykel fetişizmi olarak karşılık buldu.Timuçin Mercanoğlu-Mustafa Kılıç

İlk heykel 1926‘da yapıldı

Atatürk heykellerinin ilk örneği 1926 yılında Sarayburnu‘na konuldu. 1927‘de ‘Konya Atatürk Anıtları‘ Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapıldı. 1927‘de Ankara‘daki Ulus Meydanı‘na, 1931‘de Samsun‘a, 1928‘de İstanbul‘da Taksim Meydanı‘na, 1932‘de de İzmir‘e Atatürk heykelleri dikildi. Zamanla resmi kurumların demirbaşı haline gelen bu heykeller, yıllarca öğrencilerin eğlencesi oldu. Teknolojinin gelişmesiyle bu durum gün yüzüne çıktı. Peki nereye kadar....

Kartal İmam Hatip Lisesi eski öğrencileri olan dört öğrencinin Atatürk büstü yanında çekilen fotoğraflarlarıyla dindar kesim adeta hedef tahtasına konuldu. Geçtiğimiz yıllarda Atatürk büstüne kulak işareti yapan düz lise öğrencilerinin fotoğrafı ile geçtiğimiz 1 Mayıs‘ta PKK yandaşlarının Taksim‘deki Atatürk heykeline terörist başı Öcalan‘ın resmini asmaları çok fazla yadırganmamıştı. Benzer fotoğrafların sadece İHL‘lerde değil, diğer liselerde de çekildiğinin ortaya çıkması ‘heykel fetişizmini‘ gündeme getirdi.

Önce büst sonra koruma kanunu

Atatürk heykellerinin ilk örneği 1926 yılında Sarayburnu‘na dikildi. 1927‘de ‘Konya Atatürk Anıtları‘ Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından yapıldı. 1927‘de Ankara‘daki Ulus Meydanı‘na, 1931‘de Samsun‘a, 1928‘de İstanbul‘da Taksim Meydanı‘na, 1932‘de de İzmir‘e Atatürk heykelleri konuldu. 1950 seçimlerinden zaferle çıkan Demokrat Parti, dindarlar üzerindeki baskıyı azaltmış, buna karşılık da bazı provokatif eylemler baş göstermeye başlamıştı. Atatürk‘ü koruma kanununun Atatürk‘ü putlaştıracağına yönelik eleştirilerin yapılmasına rağmen, kanun 31 Temmuz 1951 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Peygamber için de kanun istedi

İstiklal Savaşı komutanlarından olan DP‘li Selahattin Adil Paşa bu duruma ilk itiraz edenlerden oldu. Adil Paşa "Atatürk meşhur diktatörlerdendir. Bir diktatör hakkında böyle bir kanun çıkarılması doğru değildir. Böyle bir tasarı ayrıca dinimize de aykırıdır" İki ay sonra mecliste konuşma yapan Adil Paşa şöyle konuşuyor:  "Türkiye bir Müslüman memleketi olduğuna göre Hazret-i Muhammed hakkında da bir kanun çıkarmak icab edecektir." diyerek kanuna itiraz etti. Zamanla Atatürk büstleri bütün devlet kurumlarının demirbaşı haline geldi.

Atatürk‘e hakarete 3 yıl hapis

Atatürk‘ü Koruma Kanunu olarak bilinen ‘Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun‘un birinci maddesi şöyle; "Atatürk‘ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk‘ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk‘ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır."

Öğrencilere adli işlem

Basında sıkça yer alan fotoğraflar yeni değil. Hemen hemen bütün okullarda bu tür fotoğraflar çekiliyor. Ama kimse bu duruma sebebiyet veren ortamı sorgulamıyor. Demokratik ülkelerin hiç birinde Türkiye‘deki gibi bir durum yok. Yaşananları ve medyada koparılan fırtınayı değerlendiren ÖNDER Başkanı Hüseyin Korkut, "O fotoğraflarla ‘dindar kesim‘ üzerine hedefler amaçlanıyor. Bundan rahatsızız" dedi. Fotoğrafların Kartal İmam Hatip Lisesi‘nden mezun olan eski öğrencilere ait olduğunu teyit eden Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürü Bahattin Gök, "Geçtiğimiz yıllarda mezun olan öğrenciler ve okul yöneticileri hakkında adli ve idari işlem başlatıldı."  dedi.

Hedef dindar kesim

Türk toplumunun heykele sıcak bakmadığını belirten ÖNDER Başkanı Hüseyin Korkut, "Toplumumuz heykele ve heykelciliğe pek olumlu bakmıyor. Ancak günümüzde heykellerin kaldırılması şeklinde tartışmalara girmek biraz sıkıntılı. İHL‘li öğrencilerin o görüntüleri elbette doğru değil. Ama bu fotoğraflarla ‘dindar kesim‘ üzerine hedefler amaçlanıyor. Bundan rahatsızız."şeklinde konuştu.

Hiçbir ülkede bu kadar heykel yok

Yazar Mehmet Şevket Eygi de Atatürk heykelleri ile büstlerine bazı kesimin kutsallık verdiğini ve bunu yanlış bulduğunu söyledi. Aynı zamanda da heykellerin azaltılması gerektiğini ifade eden Eygi, "Atatürk‘ün aşırı miktarda heykeli, resmi ve büstü vardır. Bazıları bunlara kutsallık izafe ediyor. Hiçbir demokratik ülkede bir şahsın bu kadar çok heykeli, büstü ve resmi yoktur. Bunların azaltılmasında fayda görmekteyim."ifadelerini kullandı.

Atatürk sevgisi böyle aşılanamaz

Prof. Dr. Mümtaz‘er Türköne, o fotoğrafı, ergenlik çağındaki çocukların yaramazlığı olarak değerlendirerek şöyle konuştu: "Bunun imam hatipliler veya dindarlar üzerinden ele alınması doğru olmaz.  Bu yapılanları çocukların yaptığı bir muziplik, kendilerine göre bir eğlence olarak görmek lazım. Bu tür muziplikleri herkes yapar. Çocukken ben de yapmıştım. Bu şekilde Atatürk sevgisini değil sadece nefret aşılarsınız."

Demokrasiyi hâkim kılamadılar

Yaşananlara sebep olarak "AKP‘nin Kemalist rejimi yıkıp, yerine demokrasiyi getirememesini" gösteren Prof. Dr. Mehmet Altan, "Bu tür durumları aşmak lazım.

Olayları cami-kışla üzerinden götürmek, yaptığımız yanlışlardan biri. Bunlar hukuk üzerinden değerlendirilmelidir. Din, mezhep ve ırk üzerinden bakmak yanlış. Bunları aşmanın yolu; hukuk ve demokrasi çerçevesinde ele alınmasından geçer."dedi.

Milyonlarca lira yabancı heykeltıraşlara aktarıldı

Tarihçi Yazar Mustafa Armağan: "1910 yılında Sivas‘ın Zara ilçesine Osman Gazi‘nin büstü konuldu tabi daha sonra kaldırıldı. Atatürk heykelleri 1960 ihtilalinden sonra önce askeriyeye daha sonra okullara konulmaya başlandı. Tabi 1960 öncesinde Atatürk köşesi de mevzu bahis değildi. Askeriye ve okullara konulduktan sonra arkası geldi ve her yere konulmaya başladı. Bu heykellere milyonlarca lira yabancı heykeltıraşlara aktarıldı".dedi

Atatürkçü geçinenler nefret saldı

Yazar Esra Elönü de ‘Atatürkçü geçinen kesim‘ dediği kişilerin Atatürk‘e nefretin sebebi olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: "Din üzerinden bir Atatürk karşılaştırması yapılıyor. Atatürkçü geçinen kesim, kendi dinini yaşayan insanların Atatürk‘ü sevmelerini yakıştırmıyorlardı. Her türbanlı ile Atatürk arasında nefret koyan da kendileridir. Hem Atatürk sevgisini yakıştırmayıp hem de saygı duyulmasını bekliyorlar" değerlendirmesinde bulundu.