Seçim havasına girildiği andan itibaren her parti taraftarı ayrı bir heyecan yaşar. Aday adaylarının partilere müracaatı, illerde aday adayları ile ilgili teşkilat yoklamalarının yapılması seçim heyecanını artırmaya başlar. Seçim gününe kadar bu heyecan artarak devam eder. Bu heyecan kendiliğinden ortaya çıkar. Bunun için zorlamaya hiç gerek yoktur. Çünkü, partililer için seçim dönemleri ayrı bir hava oluşur, ayrı bir rüzgar eser.
Bu heyecan ile insanlar mensubu oldukları partinin başarısı için koşturur, ter dökerler. Bunu da isteyerek ve severek yaparlar. Çünkü, bundan haz duyarlar. Buraya kadar söylediklerim tuttukları partiden bir çıkar beklemeyen, sadece mensubiyet duygusu ile hareket eden taraftarlar için geçerlidir.. Bir de havaya ve rüzgarın yönüne göre parti belirleyen profesyoneller vardır. Bunlar için mensubu olduğu partinin başarısından çok kendi durumları önemlidir. Meseleye bu açıdan bakıldığında partilere yapılan aday adaylığı müracaatlarında bile farklı niyetler ortaya çıkar. Söz gelimi bazıları iktidar partisi ya da iktidar olacağını düşündüğü partiye aday adaylığı için müracaat ederek ileride listeye giremese, girse de seçilemese bile partisi iktidar olduğunda birtakım işlerini rahatlıkla yürütebilmeyi hedefler. Bürokrat ise aday adaylığından adaylığa yükselemese, yükselse de listenin sonlarında kalsa bile seçimlerden sonra adayı olduğu parti iktidar olduğunda bürokraside yukarılarda yer alabileceğinin hesabını yapar. Bunun için bunların duyduğu heyecan ile hiçbir çıkar hesabı olmadan parti tutanların heyecanı farklıdır.
Bazı partiler işte bu hesapsız taraftarların heyecanını köpürtmeye ağırlık verirler. Bu sebeple de ülkenin çözüm bekleyen meseleleri çok fazla gündeme gelmez, getirilmez. Sadece bu kitlenin heyecanını kabartacak birtakım söylem ve sloganlarla kampanyayı yürütmeye bakarlar.
Bu noktada bir hususa dikkat çekmek istiyorum.
Bilindiği gibi Cumhuriyet Mitinglerini başından beri CHPsahiplendi. Bu mitinglerde en çok kullanılan sloganlardan birisi de, " Ne ABD ne AB, Bağımsız Türkiye" idi.. İşte bu noktada bu mitinglere sahip çıkan CHP gerçekten ABD ve AB ile ilişkileri kesecek midir Kitlelere bu husustaki samimi düşüncelerini açıklamak durumunda değil midir
Ben de her fırsatta, "Ne ABD ne AB. Bağımsız Türkiye" diyorum ve buna bir de "Lider ülke Türkiye" özlemimi ekliyorum. Bunu inananarak tekrarlıyorum. Meseleye bu açıdan baktığımızda Cumhuriyet Mitinglerine katılanlarla aynı görüşü paylaşıyoruz demektir. Ama, farklı noktalarda duruyoruz. Bu noktada CHP de ayrı noktada durmasına rağmen atılan sloganlara sesini çıkarmayarak katılıyormuş gibi bir tavır sergilemek suretiyle kitlelerin heyecanını köpürtmeye ve bu yolla oy toplamaya çalışıyor.
Bu durumda olan elbette sadece CHP değil. İktidar partisinin de seçim kampanyasını heyecan köpürtme üzerine kuracağını şimdiden belli etmiştir.
Seçimlerden sonra milletin yanılmaması için şimdiden partiler programlarını ortaya koysalar ve milletin bilgisine sunsalar ve millet de seçimlerden sonra partilerin programlarına ne ölçüde uyup uymadıklarını takip imkanı bulsa daha iyi olmaz mı
Maalesef partilerin çoğunluğunun gündeminde böyle bir şey yok. Herkes kitlenin ve taraftarlarının heyecanını artırıcı bir takım sloganlarla işi götürmeye çalışıyor.
Tüm bunlara rağmen gerçek partililerin heyecanı ayrı bir güzellik taşıyor. İnsanlar mutlu oluyorlar. Gerçek taraftarın mutluluğu öylesine sağlam ve içten ki, o partisine sadece ne kadar oy kazandırabileceğini düşünüyor, koşturuyor. Kardeşleri ile birlikte olmaktan, seçim arabalarında partisinin marşlarını, şarkılarını çalıp dinlemek ve çevresine dinlettirmekten mutluluk duyuyor. Evine döndüğünde günün yorgunluğundan iz kalmadığını, duyduğu mutluluğun yorgunluğunu unutturduğunu görüyor. Bu samimi taraftarlar için kaybetmek söz konusu değil.. Onlar sadece görevini yapmış olmanın huzurunu duyacaktır.