Hey UNİCEF! Ettim sana bin esef!

Abone Ol

Geçenlerde Şişli- Mecidiyeköy’de yürürken arkamdan bir genç kız koştura koştura geldi. Elinde dosyalar. Belli ki anketör. “Buyurun!” dedim.

- “Beyefendi, beyefendi müsaade ederseniz birkaç sorum olacak!”

- “Buyurun hanımefendi, nedir sorunuz? Sorunuzdan önce söyler misiniz, hangi kuruluş adına anket yapıyorsunuz?”

- “UNICEF’i bilirsiniz, uluslararası bir kuruluş. UNICEF adına bu anketi yapıyoruz!”

- “Evet biliyorum UNICEF’i, buyurun, sorunuz neydi?”

- “Efendim sorumuz şu; toplumsal cinsiyetçilik konusunda…”

- “Bakın hanımefendi, toplumsal cinsiyetçilik esasen toplumun öz benliğini bozmak, aileleri dağıtmak için kurgulanmış bir ifsad projesidir…”

Ben anlatmaya devam ederken bir de baktım ki anketör çoktan yanımdan uzaklaşmış! İstediği cevapları alamayan anketör, anlattıklarımı not bile almadan hızla sırra kadem bastı!

***

Sahi, güya bir Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu olarak faaliyet gösteren UNICEF’in ‘toplumsal cinsiyetçilikle’ nasıl bir alakası olabilir?

Anket yapmak öyle sanıldığı kadar kolay bir şey de değil! Belli bir bütçe gerekiyor. Suyun kaynağı nereden?

***

* Çok kere yazdık; ‘toplumsal cinsiyetçilik’, nesli bozma, kadını kadınlıktan, erkeği de erkeklikten çıkararak fıtrata müdahale etme projesidir.

* ‘Toplumsal cinsiyetçilik’, ABD Büyükelçiliği, Avrupa Birliği, Ford Vakfı, Rockefeller Vakfı, Soros Vakfı gibi uluslararası Siyonist kuruluşlar tarafından desteklenmektedir.

* ‘Toplumsal cinsiyetçilik’, zinanın suç olmaktan çıkarılması ve eşcinselliğin dernekleşmesi sürecinin son adımı olarak başımıza bela edilmiş bir Batılılaşma projesidir.

* Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucuları aileyi, kadına ve çocuğa şiddetin üretildiği tehlikeli bir mekân olarak gösterip, özellikle aile ve şiddet kavramlarının birlikte kullanıldığı reklâmlar, görseller, paneller ve tanıtımlarla evliliği ve yuva kurmayı gençlere büyük bir risk ve tehlike olarak sunmaktadırlar.

* Toplumsal cinsiyet projesinin uygulandığı ülkelerden İsveç’te 2011 yılında evliliklerin yaklaşık yarısı boşanmayla sonuçlanmış, her yıl yaklaşık 150 bin kadın da şiddete maruz kalmıştır.

Tüm bunlardan sonra şöyle haykırmak geldi, içimden; Hey UNICEF! Ettim sana bin esef!

***

Bu vesileyle bir üzüntümü de ifade edeyim; ‘bizim mahalle’de çok iyi bilinen, tanınan bir kuruluşun şirket merkezinde kadın-erkek tuvaletini birleştirmesine gerçekten bir anlam veremedim! Pes doğrusu!

BİR DOĞRAMACI VARDI; UNICEF BAŞKANI OLARAK DOĞUMLARI KONTROL EDEN!

* Prof. Dr. İhsan Doğramacı…

YÖK’ün (Yükseköğretim Kurulu) ilk başkanlığını yaptı.

Başörtülü üniversite öğrencilerine kan kusturdu…

Bu Doğramacı’nın bir özelliği daha vardı; doğum kontrolü çalışmaları… Doğramacı ve ekibi, Türk nüfusunun artmaması için olağanüstü bir çaba gösterdi, uzunca bir dönem…

Bunu yaparken de kullandığı bir ünvanı vardı; UNICEF’in çeşitli oluşumlarında yaptığı başkanlık…

* Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Türkiye’de olduğu kadar küresel çapta görevler aldı!

* Dünya Sağlık Asamblesi’nde altı yıl boyunca Türk delegasyonunun başkanlığını yaptı.

* 1995 yılında UNICEF tarafından Maurice Pate Ödülü ile onurlandırıldı.

* Türkiye’de UNICEF Millî Komitesi Başkanlığı’nı 1958-2003 yılları arasında sürdürdü. 2003’ten sonra ise onursal başkan olarak görevine devam etti.

* Avrupa Konseyi, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya, 1998 yılında, ‘Barış, Adalet ve Hoşgörü Ödülü’nü verdi.

***

1980’li yıllarda Türk nüfusunun artışını frenleyen UNICEF, günümüzde bir ifsad çalışması olan ‘toplumsal cinsiyetçilik’ projesiyle karşımızda…

Plan aynı, proje aynı, hedef aynı. Farklı olan ‘rol’ler…

Sizce de öyle değil mi?

UNICEF, MASKELİ BALO, HAÇ SEMBOLÜ!

yıl; 2018… Aylardan Ekim…

Yer; Amerika, Los Angeles…

UNICEF, çocuklar için ‘maskeli balo’ düzenledi… Yanlış okumadınız, bu bir ‘maskeli balo!’

Maskeli baloya katılanların taşıdıkları semboller manidar mı manidar!

Ünlü mü ünlü konukların şeytani maskeleri… Louboutin topuklu ayakkabıları… Ters haç sembollü elbiseler… Sapkın bir filmden esinlendiği besbelli olan bir mekân ve ortam…

Maskeli baloya katılanlardan Lydia Hearst; Amerikalı aktris, model, köşe yazarı. Önünde satanizm ile ilgili ana sembollerden biri olan ters haç motifli bir elbise giymişti, o baloda. Lydia Hearst, 20. yüzyılın en güçlü ve etkili adamlarından biri olan, 33 derece bir mason, medya kralı William Randolph Hearst’un büyük torunuydu.

Ve bu UNICEF, halkı Müslüman olan bir ülkede ‘toplumsal cinsiyetçilik’ çalışmaları yapıyor.

‘Toplumsal cinsiyetçilik’ faaliyetleri bu UNICEF’e ne de yakıştı, ama(!)

ŞU MESAJLARA BAKAR MISINIZ!

unıcef diyor ki;

* “Kız çocuklarını güçlendirirsek, geleceği değiştirebiliriz!”

* “Türkiye’de ilköğretim düzeyinde cinsiyet eşitliği neredeyse sağlandı. Ancak ilköğretim sonrası eğitimde ve hayatın diğer alanlarında eşitsizliğin azaltılması için daha yapacak çok işimiz var.”

* “Türkiye küresel cinsiyet eşitsizliği endeksinde 189 ülke arasında 68. sırada.”

* “Fırsat eşitliği kız ve erkek her çocuğun hakkı!”

* “UNICEF kız ve erkek çocuklar arasındaki eşitsizliği azaltmak için devlet ortakları ve diğer BM kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışıyor.”

Bu açıklamalar içinde özellikle şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum; “Türkiye’de ilköğretim düzeyinde cinsiyet eşitliği neredeyse sağlandı!”

***

Bunları söylüyor, UNICEF!

Şu soruyu/soruları sormanın tam da zamanı;

1) UNICEF bizi çok sevdiği için mi bu türden ifsad çalışmalarına imza atıyor?

2) Bir zamanlar Türk nüfusunun artmaması için ‘doğum kontrolü’ adı altında çalışmalar gerçekleştiren UNICEF, şimdi de bir ifsad çalışması olan ‘toplumsal cinsiyetçilik’ faaliyetleri ile neyi hedeflemektedir?

3) UNICEF’e bu çalışmaları için Türkiye Cumhuriyeti olarak maddi destek/ler veriyor muyuz, vermiyor muyuz?

4) UNICEF’in açıklamasında işbirliği yaptığı belirtilen ‘devlet ortakları’ hangi kuruluşlardır?