Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c) a hamd
ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve
sahabelerine olsun.
BAKARA 120: Milletlerine (dinlerine) uymadıkça Yahudiler
de Hristiyanlar da asla senden razı (hoşnut) olmayacaklardır. De ki: Doğru yol,
hidayet, ancak Allah ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların HEVALARINA
(kanunlarına), kötü arzu ve keyiflerine uyacak olursan, andolsun ki, Allah tan
sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
HEVA; boş, hava dolu, sonuçsuz, değersiz gibi anlamlara
gelir. Aynı zamanda HEVA, bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık, arzu ve
istek, nefsin tabiatında olan hislerinin icabına göre hareket ederek vahiyden
yüz çevirip süfli tarafa eğilim göstermesi, benliğin şehvet tarafına geçerek
ruha sırt çevirmesidir. HEVA, nefsin, arzularını tatmin için İslam hukukunun
dışındaki şeylere meyletmesidir. Mesela kişinin nikâhlısına meyletmesi ibadet
iken; nikâhlısı olmayana meyletmesi haram ve isyandır. HEVA, aşağılık istek ve
arzuların kaynağı olmasından dolayı, dalaletin başta gelen sebeplerinden
biridir. HEVA, insan nefsinin şehvetlerinden ve iştahlardan doğan doğal eğilimi
olmakla beraber, aynı zamanda insanı her türlü isyana götüren zaafın itici
gücüdür. Her türlü belanın, rezilliğin ve kötülüğün kaynağıdır. İnsanın aşırı
isteklerine, Allah tan gelen ilme yani vahye uymayan tutumlarına HEVA
denilmektedir. Fakat bir kimse Allah tan gelen vahye kulak asmaz, yalnızca
kendi görüşünü, zevkini, kararını, arzusunu ön plana çıkarırsa, bu nefis doğru
yoldan sapan azgın bir nefistir ve o kişi HEVASINI ilah edinmiş olur. HEVANIN
yerleştiği kalpte, başta şirk olmak üzere bütün olumsuz davranışlar, bütün
kötülükler yerleşmeye başlar.
Şu ayet HEVAYA uymanın zararlarını göstermesi açısından
ne kadar dikkat çekicidir. MUMİNUN 71: Eğer hak, onların HEVALARINA
(kanunlarına) uyacak olsaydı hiç tartışmasız gökler, yer ve bunların içinde
olan herkes (ve her şey) fesada (bozulmaya) uğrardı HEVALARINA uyanların
özelliklerinden biri de kendini büyük görme ve peygamberlerin getirdiği vahye
karşı çıkmadır. Bugün de, keyiflerine göre yaşamak ve insanları kendi
HEVALARINA göre yönlendirmek isteyenler, hayata ve dünyaya kendi HEVALARI
doğrultusunda yön vermeye kalkanlar, Kur an ahkâmına, İslâm ın güzelliklerine
karşı çıkmaktadırlar. HEVALARINA uyanlar, Allah tan gelen vahyi bilgisizce bir
tarafa atarlar. Kur an, Peygamberimizi ve onun şahsında Müslümanları
uyarmaktadır: BAKARA: 120: Sana gelen bu ilimden (Kur an ve hükümlerinden)
sonra onların HEVASINA uyarsan, senin için Allah tan bir veli ve yardımcı
yoktur. MAİDE 48: Allah ın indirdiği
ile hükmet, onların HEVASINA (kanunlarına) uyma. ŞURA 15: Emrolunduğun gibi
dosdoğru ol ve onların HEVASINA (kanunlarına) uyma
Şüphesiz ki HEVAYA uymak, dengeyi bozar, hakları ihlal
eder, tarafgirliğe ve taassuba sebep olur, düşmanlığı körükler. İnsan, Allah ın
hidayet kitabı olarak gönderdiği Kur an ı, yani vahyi dışlayarak, her şeyi
kendi aklına, kendi HEVASINA göre çözmeye, her şeyin hükmünü işine geldiği gibi
vermeye kalkışırsa, insanın gönlünde de, yeryüzünde de huzurun olması mümkün
değildir. Vahyi dışlayanlar hem kendilerine yeni ilahlar bulurlar, hem de
küçük, önemsiz ve kısır çekişmelerin içinde, ucuz çıkarların peşinde koşar
dururlar. HEVASINA uyan kimselerin yön verdiği dünyada barış ve adaletin olması
mümkün değildir.
HEVASINA uyan insanların çok olduğu toplumlarda hata çok
yapılır, suç çok işlenir, fitne ve fesat çok yaygınlaşır, İslami değerler
rağbet görmez, adaletle hareket etme ahlakı zayıflar. Bu bakımdan inananlara
düşen HEVALARINA uymak değil, kendi HEVASINDAN konuşmayan bir Peygambere ve
O nunla beraber Allah tan gelen ilme ve vahye tabi olmaktır.
Milli Görüş ilme ve vahye uygun olan ADİL BİR DÜZENE
itibar etmektir. BATICILIK ise nefse ve HEVAYA itibar etmektir. Milli Görüş
gerçeğe teslim olmaktır, batıcılık ise HEVAYA mağlup olmaktır vesselam.