Herkes "Kendine gel"di!

Abone Ol

Bundan sonra demokrasinin adalet sapması yla daha çok

ilgileneceğiz. Çünkü irade sakatlığı sonunda iktidarı da vurmuştur! Tek başına

iktidar olmanın sağladığı kontrolsüz güç, düşünce yerine kavga ve gerilim

üreten bir yapılanma; ikinci yarıya, ilk yarının kurallarıyla başlamanın doğru

olmayacağını anlayarak giriyor. Bu kazanım, meselelerin enine-boyuna

tartışılmasına imkân sağlayacak koalisyon arayışlarıyla adalet sapmasını

düzenleyebilir. Böylelikle tek parti süreç ve algılamalarının büyük düş

kırıklığı yaşattığı her olay yeniden ele alınacak ve olan dan çok olması

gereken ler konuşulacaktır.

Yakın gelecekte, yeni görüşlere ve çözüm önerilerine kapı

aralayabilen, halkı güncel yanılgılarla aldatmayı engelleyebilen siyasi

becerilere ihtiyaç duyacağız. Kendisini daha etkin ve dinamik hâle getirecek

düşünce üretimi ve yeni bakış açıları sağlamaya yönelik siyasal cazibe

atılımları öngöreceğiz. Çünkü bundan sonra muhalefet için her seçim, iktidara

giden bir adım olacaktır. Bu adımlar, tabanına güven sağlayan, çekici kılan ve

canlılık veren bir yapılanma ile hızlandırıldığında, kapalı devre yapılan

çalışmaları da halka açacaktır.

Bu süreçte dışarıdaki gelişmeler, içeride zihni planda

yaşanacak bir depremle yeni bir enerji ortaya çıkarabilir. Tecrübeli kadrolar

gerekli adımları attığında, eksen kayması yaşayan milletin görüşü nü yeniden

ana eksenine taşıyabilir. Bu açıdan bundan sonraki her koalisyon, Milli Görüş

düşüncesinin ülkemizde yeniden sahne almasının önündeki engellerden birini

kaldıracaktır. Elbette ki bu; haklı bir zihniyetin, doğru bir metodun, sağlam

bir siyasetin, üstün bir stratejinin ve ehil bir kadronun, inanç ve şuurla

buluşturulmasıyla olacaktır.

Görülüyor ki, temelinde; hedef farkı, sistem farkı,

zihniyet farkı bulunan ve sorunları çözüm odaklı bu şuur hareketine olan

ihtiyaç her geçen gün artıyor. O halde, kaldığımız yerden değil, kalkmamız

gereken yerden yeniden başlamalıyız. Sonuçları doğru okuyan ve ders çıkaran,

muhasebe yapanlar, bedel ödemeye kendinden başlamalıdır. Çünkü seçimin

sonuçları, kazananı ya da kaybedeni değil, herkesin kendine gel diğini

gösteriyor.

7 Haziran, sahip olduğu dünya görüşü ile yaşadığı reel

politik arasında kalan seçmenin tercihini ortaya koyduğu gün olmuştur. Bundan

sonrası parti yöneticilerin tercihine kalmıştır. Mesele; yöneticilerin

tercihini kendi siyasi geleceği lehine mi, partisinin lehine mi, ülke lehine mi

yapacağı meselesidir. Ülke lehine önce kendisini sonra da partisini feda edecek

her tercih, saadete açılan kapı olacaktır. bu yüzden, anın sorumluluğu, geçmiş

ya da gelecekle örtülmemelidir.