Bugünlerde seçim çalışmaları esnasında fark ettiğim bir
şey var ki, o da sağlıklı insanların gerek kürsüde engellilere hitaben
konuşmalarında ve gerekse de ikili sohbet konuşmalarımızda herkes engelli
adayıdır, biz de yarın engelli olabiliriz, bunun garantisi yoktur, diyerek
böyle bir yaklaşım sergilemekteler.
Bu yaklaşım bana göre tamamen hissi ve acıma duygularıyla
karşı tarafa moral verme ifadelerinden başka bir şey değildir. Kaldı ki,
insanların engellilere faydalı hizmetler yapması tamamen insani ve inancının
gereği samimi olmalıdır.
Günübirlik hamasi sözler engellilere hiçbir fayda
sağlamadığı gibi ben ve benim gibi engelli insanları şu düşünceye sevk ediyor;
Yani insan bir hizmeti karşılıksız yaparken içinde, ben
de bir gün engelli olurum endişesini yaşamamalı. Öyle olsaydı kadın haklarını
savunan erkekler, ben de bir gün kadın olabilirim, endişesini taşımaları gerekirdi!.. Hatta
hayvan haklarını koruyanları bir düşünün!..
İşte bu noktai nazardan bakıldığında insanlar engelli
potansiyeli olacağından değil, tamamen hak-hukuk çerçevesi içinde nasıl hareket
edebilirim düşüncesini taşımalıdırlar.
Bunca yıllık dernekçilik hayatımda gördüm ki, bize yardım
etme duygusu taşıyanların çoğunluğu, özellikle bürokraside ya engelli çocuğu
veya bir engelli yakını vardır da, bize yaklaşımları bundan dolayı müspet bir
tutum sergilemektedirler. Bu konuda kamuoyunun tanıdığı birçok isim de
verebiliriz, ama bu isimleri burada yazmayı gerekli görmüyorum.
Yukardan aşağı söylediğim hususları kendi düşüncemde şöyle
de yorumluyorum;
Bir insan, namazımı kılmazsam Cehenneme giderim korkusu
taşıyarak namaz kılar, bir diğeri ise namaz kılıp Allah ın rızasını kazanayım
diye namaz kılar. İşte engellilere yaklaşım da bu çerçeve içerisinde, bir gün
ben de engelli olurum korkusuyla değil, Allah ın rızasını nasıl kazanırım.
düşüncesiyle hareket edip, ona göre gerek sosyal hayatında ve gerekse idari
mekanizmalarda bu esastan yola çıkarak hizmet anlayışını geliştirmesi
engellilerin yaranına olur diye düşünüyorum.