Herkes doğasının gereğini yapıyor

Abone Ol

Avrupa nın sömürgeciliğini bilmeyen yoktur. Sahip olduğu

zenginliğin temelinde kendine ait olmayanı gasp etmesinin yattığını da

Yüzyıllar boyunca koca bir kıtanın hem doğal kaynaklarını hem de insan gücünü

nasıl da iliğine kemiğine kadar emdiğini de biliyoruz.

Afrika dan gemilere yüklenen insanların, tam anlamıyla

bir mal hükmünde değerlendirildiğini ve yeni keşfedilen kıtaya ucuz veya bedava

işgücü olarak gönderildiğine dair filmler bile çekildi. Gittiği her yeri şahsi

malıymışçasına tarumar eden, sömüren Batı yı yeniden tartışmaya gerek yok.

Sömürülerine gerekçe olarak, siyahi insanların insan olmadığı, insanla hayvan

arasında ara bir tür olduğu yönünde görüşler bile dillendirilmiş Batı da

vakt-i zamanında. Bugün de, devam eden işgal ve sömürülerine muhakkak kendilerince

bir gerekçe buluyorlardır. Bizim meselemiz bu değil.

Bir tarihte bir belgeselde izlemiştim. Afrika nın bir

yerinde, gün yüzü görmemiş bir kabileyi gösteriyorlardı. Adamlar, bu devirde

dahi anadan üryan, sadece bir yaprak giymiş vaziyette ortada dolanıyorlardı.

Herhangi bir yerleşik düzenleri olmayan bu adamlar, acıkınca binlerce yıl

önceki insanlar gibi hemen bir hayvan avlıyorlar ve herhangi bir temizleme vs

işlemine tabi tutmadan yiyiveriyorlardı. Son derece ilkel bir şekilde yaşayan

bu kabile, yağmur yağınca da apar topar bir barınak hazırlayıp altına

giriyorlardı.

İnsanoğlu binlerce yıldan beri dünya üzerinde yaşıyorken

ve insan olmanın gereği tekamül etmek lazımken, bu ilkel kabile zerre yol

katetmemiş ve herhangi bir ahlaki ve insani ölçüte de riayet etmeden

yaşamaktaydılar. Adeta Batılı adamın çarpık zihniyetini doğrularcasına bir ara

tür davranışı gösteriyorlardı. Tabii, böyle olması bile Batılı kafayı haklı

çıkarmaz.

Bugün bile en ufak fırsatta birbirleriyle savaşan

Afrikalı kabileleri bir düşünün. Ne elde var ne avuçta. Taş üstünde taş yok

şehirlerinde ama milyonlarca doları silah için Batılılara verip birbirlerini

öldürüyorlar. Sırf bir başka kabileden diye birbirlerini kesiyorlar,

katlediyorlar. Adeta Batılı adamı haklı çıkarmak için uğraşıyorlar. Hiçbir

gerekçe işgal ve sömürüleri haklı çıkarmaz ama sömüren kadar sömürülenin de

suçu var sanki. Sen kendi ülkene, kaynaklarına sahip çıkacağın yerde Batılı

sömürgecilerin değirmenine su taşırsan bu iş nereye varacak

Aynı durum, İslam alemi içinde geçerli değil mi

Müslümanlar olarak 7 gün 24 saat Amerika ya, İsrail e lanet, beddua, kahr-u

perişan olmaları için dualar ediyoruz. Ancak fiiliyatta neredeyse tüm İslam

ülkeleri ve yöneticileri, küresel ırkçı emperyalizmin dümen suyunda ayrılmıyor.

Tersine onlarla işbirliği yapmayı, aynı masaya oturmayı, (nasıl oluyorsa)

ortak çıkarlara sahip olmayı marifet sayıyorlar. Sorsanız, çünkü onlar

güçlü, konjonktür bunu gerektiriyor . Bir kere konjonktüre uymaya başlayınca,

ondan sonra o konjonktüre teslim oluyorsunuz ama.

İslam alemi olarak pasifiz, atalet içindeyiz ve elimizi

kıpırdatacak halimiz yok. Sadece lanet okuyarak, sadece beddua ederek, sadece

küfrederek Batı yı ve batılı alt edeceğimizi sanar vaziyetteyiz. Herkes kendi

davası için çalışıyor, mücadele ediyor, kendi doğasının gereğini yapıyor. Buna

şaşırıp kızmak mantıksız değil mi Batıldan Müslümana şefkat ve adalet beklemek

değil mi mantıksız olan

Katolik ve Ortodoks kiliseleri Küba da buluşmuş. Bunu

İslam dünyasını kan gölüne çeviren Hıristiyan Batı birleşiyor diye sunmak

mantıksızdır. Bunlardan İslam dünyasını birleştirmelerini mi bekliyoruz

Başımızda az bela varmış gibi bir de mezhep savaşına doğru koşar adım

gitmemizde kabahat Batılı adamın mı, yoksa şuursuzca bu işe girişen bizde mi

Batılı adam, istediği kadar zorlasın, asıl suç bu işlere teşne hale gelen İslam

aleminde değil mi Zayıflığımızın, ataletimizin sorumlusu biz değil miyiz

Herkes doğası gereğini yapıyor. Aklımızı başımıza

devşirip ayağa kalkmamız için daha ne olması gerekiyor