Çanakkale Zaferi nin 100. yılını kutluyoruz. O günkü
devletimizin sınırları içinde kalan her şehrin, her kasabanın, her köyün, her
ailenin şehitler veridği bir zaferin 100. yılını kutluyoruz.
Bir millet, bir zaferini kutlarken bir yanı ile de üzülür
mü Bugünkü Türkiye de yaşıyorsak, üzülürüz.
Efendim, 100. yılı kutluyoruz, Mustafa Kemal in adı niye
geçmiyor sorusunu soruyorlarsa birileri, üzülürüz. Mustafa Kemal le
bilgilerinin, ilgilerinin olmadığını bildiğimizden üzülürüz. Lâkin onların
niyetleri ne Çanakkale yi kutlamak, ne de orada savaşanları anmak... Nifak
sokmak, fitne çıkarmak, provoke etmek, bir olmayı bir millet olmayı önlemek...
Bunu biliriz ve yine üzülürüz.
Anzak çocuklarının ziyaretlerinden ve hallerinden biraz
utandıklarından kutlamacı kesilmişlerdir; kelle kese, kese... Biz bunları da
biliyoruz ve üzülüyoruz.
Yıl 1962, aylardan Mart.
İhtilalin üstünden iki yıl ancak geçmiş. Başbakan ve
bakanları asılalı ise henüz altı ay olmuş. Zamanın Başbakan ı İsmet İnönü.
İhtilalci gençlik Çanakkale zaferini kutlamaya gidiyor!
Bindikleri geminin adı Kadeş
Üstte okuduğunuz satırları bu ülkenin sayılı Milli
Şef çilerinden Y. Z. Ortaç 5 Nisan 1962 tarihli Akbaba sında yazmış.
İhtilalde ve Menderes in asılmasında yayın yoluyla emeği
olanlardan, Menderes ten aldığı örtülü ödenekle otomobil sahibi olanlardan,
CHP den iki dönem milletvekili olanlardan Y. Z. Ortaç.
O dahi dayanamamış ve dergisini bu sayfada gördüğünüz
karikatürlerle, şiirle donatmış.
İhtilal gençliği, kendilerine Atatürkçü etiketi yapıştıran
CHP gençliği nasıl kutlarmış Çanakkale zaferini
Kadeş onların delilleridir, ispatlarıdır,
fotoğraflarıdır.
O günlerde Roma nın gece kulüplerinde çalışırken rezalet
çıkarmış bir Türk dansözüne, İtalyan mahkemesinin iki ay hapis cezası vermesi
üzerine, adı geçen derginin yazarlarından ve CHP nin kalemşorlarından Nimet
Arzık bakan nasıl bir espri yapmış.
Zavallı cahil kız, Roma yı Türkiye, gece kulübünü de
Kadeş vapuru mu sandı acaba
Yıl 1973. İktidarda MSP-CHP ortaklı yönetimi var. MSP
kanadı bakanlarından Oğuzhan Asiltürk ün (İçişleri Bakanı) özel gayreti ile
tahsis edildiğini duyduğumuz bir şehir hatları vapuru ile MTTB olarak 18
Mart ta Çanakkale deyiz. Kadeş ten sonraki ilk ve son kutlama vapurunun
yolcuları benim üniversite arkadaşlarımdır. Sonraki yıllarda Çanakkale ye hep
otobüslerle gittiğimizi unutmadık. Yıllarca bizim Çanakkale zaferimizi
kutlamamızı engellemeye çalışanlar, kendileri ve hayalleri ve gelecekleri
Kadeş lerde kalanlar, bugün terbiye edici bir tavır içerisinde döktürüyorlar
içlerindekini. Biz bunlar için de üzülüyoruz! Kadeş için özürleri olmayanlar,
kendi terbiyelerindeki eksiklikleri, noksanlıkları, yarımlıkları tamamladıktan
sonra bizim yanımıza ancak gelebilirler; Çanakkale zaferimizi kutlamak için...
Hayır Hasan Çavuş, bize kimse dayak atamaz.
Mustafa Kemal
1957 yılından önce neşrettiği Serdengeçti
mecmualarındaki Gülünç Hakikatler i kitaplaştırmış rahmetli Osman Yüksel
Serdengeçti. (1957)
İkinci baskının neden 1965 yılında yapıldığı sorusuna
cevabı ise, Uzun bir hikâyedir der. (Bir gün o hikâyenin anekdotlarını bize
yayımlamak düşecek...)
Aşağıda okuduğunuz bu anı İkinci baskıdan aynen
alınmıştır. Çanakkale, Anafartalar ve Mustafa Kemal ve hatta Hasan Çavuş
hakkında bilgilenmek isteyenlere sunalım istedik.
Sayın Tayyip ve The Şapgalı Baba
Dört yüze gel akşam
pazarı
-Sayın Tayyip ne dolaşıyorsun Binaenaleyh ne istiyorsun
-Dört yüz istiyorum the şapgalı baba.
-İsteme günlerine çabuk erdin sayın Tayyip. Binaenaleyh o
günleri ben de yaşadım, ben de istedim. Fevkalade 28 şubat istedim. Koyları,
körfezleri kartele verdim; Çankaya nın bahçesini de vermek istedim. Kızlar
Arabistan a gitsin istedim. Yalım ı çakma başbakan yapmak istedim.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı baba.
-Kimden istiyorsun, neden istiyorsun, benden mi
istiyorsun Binaenaleyh iki ayağımı soktuğum çukurdan başka bir şeyim yok sayın
Tayyip.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı baba.
-Neden dört yüz istiyorsun sayın Tayyip Binaenaleyh üç
yüz fazla gelir, iki yüz neyine yetmez. Al şu yüzü, fevkalede bozdur bozdur
harca.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Niçin dört yüzde bu kadar ısrarcısın sayın Tayyip.
Binaenaleyh ben iki yüzle kırk yıl idare ettim. Altı kere gittim, Yedi kere
fevkalade geldim.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-İki yüzden fazlası ziyandır, zarardır. Binaenaleyh benim
iki yüzümle başedemeyen millete fevkalade yazıktır, ayıptır, günahtır.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Dört yüzü bulunca astarını da isteyecek misin
Binaenaleyh bu millet bu büyük millet yelkenleri atlastan, halatları ibrişimden
astarlarını kadifeden yapmazsa namerdim.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Bir yüzdür, iki yüzdür, üç yüzdür, dört yüzdür,
binaenaleyh ondört yüzdür. Derede yüzdür, havuzda yüzdür, denizde yüzdür; ben
fevkalade kan gölünde yüzdüm, gözyaşı denizinde yüzdüm. Islandıysam namerdim.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı baba.
-Nasıl yüz istiyorsun Binaenaleyh gülen yüz mü, ağlayan
yüz mü istiyorsun Suyun ötesine fevkalade hasret mi kaldın
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı baba.
-İnsan gömleğini çıkarmaya görsün, binaenaleyh yüz
dayandıramazmış.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Sen gençliğine bir dön sayın Tayyip. Binaenaleyh o bir
yüzün, bugün dört yüzün olmasından fevkalede iyidir, efdaldir, faydalıdır.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Atalarımız isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü
demişler. Binaenaleyh dört yüz hakkında ne söyleyeceklerini fevkalade
beklememimz gerekir, elzemdir, şarttır.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Hangisine yüz vermek istiyorsun sayın Tayyip
Benaenaleyh Küçük Ahmet Sayın Abdullah ı istemiyor. Sayın Abdullah köşklerden
çıkmak istemiyor.
-Ben dört yüz istiyorum the şapgalı Baba.
-Yüzleşmek istediğin kim Binaenaleyh Türkiye nin
Hoca sını sen unuttun, Hoca sandığını başkaları tuttu.
İnsanın bir yüzü olmadan dört yüz istemesi fevkalade
yanlıştır, günahtır, ayıptır.