Her türlü vesayete her zaman hayır

Abone Ol

BU memleket asker ve sivil bürokratların siyasete

müdahalesinden çok çekti. Çoğu zaman bu müdahale vesayet olarak nitelendirildi.

Hatta siyasete siyaset dışı müdahale eden bürokrasinin asker kanadı mahkemelere

taşındı, yüzlerce insan uzun süre tutuklu kaldı. Gelişmeler topluma artık

darbeler döneminin kapandığı şeklinde takdim edildi. Gelinen noktada yargılanan

darbecilerin tümünün tahliye edilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ın

yanıltıldıklarını söylemesi başlanan noktaya dönüldüğünü gösteriyor. Bu arada,

mademki sonunda böyle bir noktaya gelinecekti, yüzlerce insan neden yıllarca

içeride tutuldu sorusu cevap bekliyor.

İfade edilmemiş olsa da sanki darbecilerin yargılanması

da bugün paralel yapı diye tarif edilen yargı mensuplarınca yürütüldüğü

görüntüsü ortaya çıkıyor. AK Parti nin 12 yıllık iktidarının büyük bölümü

vesayet dönemine son verdikleri iddiası ile geçti. Darbecilerinde yargılanır

hale getirilmesi söylenenlere toplumun inanmasını sağlıyordu. Ancak bugün

görülüyor ki, özellikle yargıda vesayet devam ediyor, değişen sadece kadrolar

olmuş. Geçmişte askeri vesayete hukuki zemin hazırlayanların yerini bugün bir

başka yönetime müdahale etmek isteyen ekip almış. Meseleye bu açıdan

bakıldığında vesayet farklı boyutlarda devam ediyor. Yani durumda fazla bir değişiklik

yok.

Tek başına 12 yıl boyunca iktidarda bulunan bir kadronun

özellikle Anayasa dâhil yasalarda bir dizi değişiklikler yapmış olmasına rağmen

medyada yargıda vesayete hayır manşetleri atılabiliyorsa AK Parti iktidarını

kayıp 12 yıl olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Bunun ötesinde yapılan

anketlere katılanların yüzde 73 ü, Mahkemenin adil karar vereceğine inanıyor

musunuz sorusuna, hayır deme noktasındaysa geçen 12 yılı kayıp olarak

nitelendirmemiz yanlış olmaz sanıyorum Hâlbuki bizler uzun yıllar yargı

mensuplarına Genelkurmay da brifing verilmesinden, yargı mensuplarının

darbecilerle kol kola görüntü vermesinden şikâyetçi olduk. Yargının dış

etkilerden kurtulması, sadece adaletin tecellisi için çaba sarf etmesi

gerektiğini savunduk. Çünkü toplumda yargının siyasallaşması ve ideolojik

kamplaşmaların tarafı olması toplumda kutuplaşmayı körükledi, devlet ile

milletin ayrışmasına yol açtı. Kısacası, halkın oyu ile iş başına gelen

kadrolar ideolojik dayatmaların ya uygulayıcısı oldu, ya da partileri

kapatıldı, iş başından uzaklaştırıldı Kısacası halka rağmen halk için çarpık

bir uygulama yıllarca sürdü. Seçilmiş kadrolar bürokratların kontrolünde görev

yapmak zorunda kaldılar

Vesayetçiler hangi siyasi ve ideolojik kanada mensup

olurlarsa olsun o ülkede adaletin gerçek manada tecelli etmesi mümkün olmaz. Ya

toplumu belli bir kalıba sokmanın vasıtası ya da siyasi bir anlayışın topumla

dayatılmasına yol açar ki, orada adaletten söz etmek mümkün olmaz. Bu bakımdan

millet olarak hangi siyasi ve ideolojik anlayışa sahip olursak olalım her zaman

ve her yerde vesayete karşı olmak gerekiyor. Benim hâkimim iyidir yaklaşımı ile

benim teröristim ya da hırsızım iyidir yaklaşımı arasında fark kalmaz. Bu

bakımdan adaletin herkese lazım olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle de

bugün paralel yapı nın yargıda sergilediği tavırdan iktidarın şikâyet etme

hakkı olmamalıdır. Paralelcilerin tutumunun savunulacak yanı yoktur ama söz

konusu yapının devlet kadroları içinde böylesine organize olmasında iktidar

payını unutmamalı ve bunun siyasi bir bedelinin olduğunu hatırlamalıdır. Çünkü

kandırıldık demek siyasi kadroları sorumluluktan kurtarmaz.