Her söze verilecek cevabımız var

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

24 Haziran seçimleri hareketliliğini birlikte yaşıyoruz. Seçimler “milli irade şöleni” şeklinde geçmeli. Adaylar, partiler görüş, çözüm ve projelerini serbestçe halka anlatabilmeli; adil, eşit bir yarış ortamı hazırlanmalı. Siyasiler birbirine saygılı, hoşgörülü, centilmence davranmalı. Barış, kardeşlik ortamı oluşmalı. Millet “özgür iradesiyle” tercihini yapabilmeli. Uzlaşma ve iç barış yara almamalı.

Türkiye bu güzelliğe layıktır. Ne yazık ki, bazı ihtiraslı politikacılar, özel yetiştirilmiş trolleri de kullanarak adeta terör estiriyorlar.  Sorumluluk mevkiindeki bir yetkili “seçim savaşı”ndan söz edebiliyor. Her şeyden önce “savaş” dış düşmana karşı yapılır. Aday ve partiler kesinlikle birbirinin “düşmanı” değil; “hizmet yarışı”na girmiş rakipleridir. Bu rekabet tamamen  “daha güzelini yapmayı, hizmet kalitesini yükseltmeyi” amaçlamalı.

Bir siyasi parti iktidar hırsına kapılarak rakiplerini “düşman” olarak göremez. Bu amaçla tuzak, kumpas kuramaz. Rakibine karşı tetikçilik yapamaz; algı operasyonuna girişemez. “Savaş kapıda”; “3. Dünya Savaşı başladı; genişlemeyi bekliyor” sözlerinin dolaştığı; ABD, İsrail; Avrupa, Yunanistan gibi tarihi düşmanlarımızın pusuda beklediği bir zamanda birbirimize “düşman” görmenin kime faydası olur?

1969’da milletimizin aslına, özüne, tarihine dönmesi için Milli Görüş hareketi başladı. Yabancı etkisindeki unsurlar, bu hareket ve liderine demediklerini, yapmadıklarını bırakmadılar. Rahmetli Erbakan Hocamız 42 sene ateş çemberinde bir mücadele verdi. Isparta’da, Antalya Serik’te taşlandı. Milletine karşı görevini sürdürdü. İşine baktı.

SEÇİM SAVAŞ DEĞİLDİR

İHTİRASLI politikacılar, Erbakan Hoca ve arkadaşlarına yapılanların benzerini, bugün onun yol arkadaşları ve kurduğu Saadet Partisi’ne karşı yapıyorlar. Seçim kararı alındıktan itibaren öylesine yalan, iftira ve karalamalar yapılıyor ki! Seçim stantlarına, afişlere tahammül edilemiyor; pankartlar toplatılıyor. Ankara’da bir partinin ileri gelenleri toplu halde pankart asan küçük bir Saadet’li gruba saldırıyor. Bir milletvekili adayı, 7 arkadaşıyla birlikte öldüresiye dövülüyor. İçlerinde hâlâ tedavisi sürenler; yaralarına 7-8 dikiş atılanlar var. Seçimi “savaş” olarak görenler sahne almış vaziyette.

Gözü dönmüş ekip günlerce, “Saadet Partisi, 28 Şubat savcısı Tanju Güvendiren’i aday yaptı” korosunu seslendirdi. Bu yalanı her ortamda, sosyal ağlarda yaydı. Saadet Partisi’nin olayı tekzip etmesi bile onların hızını kesemedi.

Vicdan sahibi yazarlar da vardı. Elif Çakır Saadet Partisi’ne yapılan linç girişimine tepki gösterdi. Olayı 28 Şubat medyasına benzetti. Yazısında diyordu ki: “Temel Karamollaoğlu’nun açıklamaları cımbızlanıyor, kesiliyor, biçiliyor ve bütün gerçekler sakilce çarpıtılıyor.” (Karar, 26. 5. 2018)

Yazar devamında korkunç iftiranın iç yüzünü anlattı: “Dönemin Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve 5 kişiyi tutuklayarak cezaevine gönderen DGM Savcısı Nuh Çetinkaya. Tanju Güvendiren kim? Rahmetli Erbakan Hoca’nın kadim bir dostu... İddia edildiği gibi 28 Şubat mahkemelerinin ne savcısı, ne de hâkimi değil. 28 Şubat’ın yargı ayağındaki isimlerden biri değil. 28 Şubatçı değil.”

SAADET’LE DERTLERİ NE?

Temel Karamollaoğlu’na eşi üzerinden bile “çirkin iftiralara” girişildi. Temel Bey, üniversiteyi İngiltere’de okudu. Muhtereme eşi Ayşe Hanım 53 yıl önce Müslüman oldu. Temel Bey’le evlendi. İslamî şuurda 2 evlat yetiştirdi. Bunlardan Zahit’le 2001’de Mısır’da 1 haftalık beraberliğimiz oldu. Evliya gibi bir genç! İftiralarına aile ve kadını bulaştırmak insanlık mıdır?

49 yıllık Milli Görüş mücadelesini yakından bilenlerdenim. Davamızın çok çetin badirelerden geçerek bugünlere ulaşması Allah’ın büyük ihsanı! Milli Görüş davasına Türkiye ve insanlığın büyük ihtiyacı var. Yapılanlara davamız adına sabredecek; işimize bakacağız. Kimseyi incitmeyecek; cahilce tavırlara gülüp geçeceğiz.

Bilge Başkan’ımızın tavrı örnek olsun! İftira ve hakareti “yöntem” olarak seçenlere, “Ben onların seviyesine düşmeyeceğim” diyor: “Kötü söz sahibine aittir.” Her kap içindekini sızdırır.

Milli Görüşçüler yarım asırdır milletimizin saadetini hedefliyorlar; Türkiye’yi kalkındırarak, “lider ülke” yapmayı! Maddi kalkınmayı manevi kalkınmanın üzerine kuruyorlar. “Önce ahlak ve maneviyat!” bayrakları en önde!

Bilge Başkan problemlerin çözümünü 3 maddede özetliyor: 1. İsrafın kaldırılması. 2. Yolsuzluğun önlenmesi. 3. Havuz sistemi. O zaman Türkiye’nin zenginliğini göreceksiniz, diyor.

Yalan, iftira, karalama korosuna cevabı 8 asır önce Mevlana’mız verdi: “Suskunluğumuz efendiliğimizdendir / Değilse her soruya verilecek cevabımız var / Biz önce söze bakarız; söz mü diye / Sonra adama bakarız; adam mı diye!”