Gündem

Her şeyin başı sağlık

Her şeyin başı sağlık

Abone Ol

Hayatı doya doya yaşamak sağlıklı olmakla mümkündür. Bir hastalığımız varsa ve bizim için onunla yaşamak bir eziyetse ne kadar zengin olursak olalım hayattan zevk alamayız. Sağlığımızın bozuk olması hayatımızın anlamını ve verimini olumsuz yönde etkiler. Yaptığımız iş her neyse o işten yeterli verim alamaz, üretken olamayız. Dolayısı ile böyle bir yaşam doya doya yaşanan bir yaşam olamaz.

İnsanın bir yerinin ağrımaması sağlıklı olduğunu göstermez. Sağlığımız hakkında en doğru davranışımız ona sürekli yatırım yapmamız gerektiğini iyi bilmemiz ve bunun gereklerini hayatımız süresince her an yerine getirmemizdir. İnsanın iyileşmesi zamanla sınırlı değildir. İyileşmek ve bunu kalıcı hale getirmek yaşanan bir süreçtir. Bu süreç ise doğumla ölüm arasında yaşanan her andır.

Sağlıklı olma bilinci kazanmak insanın kendisine kazandıracağı en doğru alışkanlıktır. Bu alışkanlık insanın sigaradan kurtulması için ona güç verir. Günlük egzersizlerini yapmak için zaman ayırması gerektiğini açıklar. Sağlıklı düşünerek sağlıklı kararlar almasını ve böylece verimli bir yaşam sürme imkânını kazanır.

Tüm bunlar için sağlığımıza katkı yapmamızı sağlayacak, hayatın anlamını ve değerini yükseltecek, verim ve yeteneklerimizi kullanmamız noktasında bize katkılarda bulunacak birçok yöntem ve uygulama vardır. Uygulanmalarıyla asırlardır dünya insanlığının sağlığına katkıda bulunmuş bu yöntemler dünya insanının ortak mirasıdır. Bu mirastan yararlanmayı bilmek ve hayatımız içinde onları değerlendirmeyi bir alışkanlık haline dönüştürmek bize doya doya yaşama becerisi kazandıracaktır.

Yediklerimiz bizi kanser yapıyor

Yediğimiz her gıda bedenimizde mevcut tüm organlarımızı olumlu veya olumsuz etkilemeye devam eder. İnsan kendi bedenini en çok yedikleri, içtikleriyle tahrip etmektedir. Son yıllarda hava kirliliği ve çevresel faktörlerde önemli oranda bu etkide pay sahibi olmaya başlamışlar ve özellikle nükleer enerji santrallerinin yaygınlaşmaya başlaması, radyasyonun yayılmasına neden olan bazı kazaların olması çok geniş bir coğrafyayı kanser hastalıkları açısından tehdit etmeye başlamıştır. Nitekim ülkemizde son yıllarda kanser vakalarında belirgin bir artma meydana gelmiştir. Elbette bu etki sadece birkaç faktörün kontrolünde değildir. Hayatın içinde karşılaşılan hemen her faktör az veya çok bu etkiye katkıda bulunur.

Teşhis yöntemlerinde yaşanan teknolojik gelişme hastalıkları teşhiste büyük kolaylık oluşturmuştur. Eskiden hayatını kaybeden birçok kişinin neden öldüğü tam olarak anlaşılamıyordu. Şimdi insanlar modern tıbbın hizmetine giren teknolojik imkânlar sayesinde hastalıklarına çok daha çabuk teşhis koydurma imkânı bulmuşlardır.

Teşhisin konulması tedavinin kolayca yapılması anlamına gelmiyor. Teşhis bakımından günümüzde bir sıkıntı yaşanmıyor. Fakat teşhis edilen hastalıklara çözüm bulma noktasında önemli sorunlar yaşanmaya hala devam ediliyor... Çünkü teşhis ile tedavi arasında her zaman doğru orantı yoktur. Hastalıklar ilerlemiş ve kronikleşmişse bir süre sonra onları tedavi etmek hakikaten son derece zor bir hale gelebilir.

Tatlı yiyelim asidik konuşalım

Tatlı olan hemen her şey; kış mevsiminde iken yorgunsak veya stres faktörleriyle karşı karşıya bulunuyorsak şiddetle canımızın istediği bir gıda haline gelir. Kan şekeri düştüğünde, bedenimiz yorgun olduğunda, karanlık yağmurlu ve basık havalarda tatlıya karşı olan isteğimiz bedenimizin doğal ihtiyacı haline gelir. Bu esnada bedenin seratonin hormonuna karşı ihtiyacı artmıştır.

Böylesi durumlarda bir veya birkaç tane bitter çikolata alınması ihtiyacı hemen karşılar. Çikolata dışında baklava veya diğer tatlılarda aynı cevabı oluşturabilir. Fakat halkımız içinde de çok yaygın olarak ifade edile gelen ‘tatlı yiyelim tatlı konuşalım‘ sözünün de gerçeklik payı vardır. Çünkü tatlı yenildiğinde kısmen insanların moralleri yerine gelmekte ve bu ortamda insanlar daha bir uyumla iletişime geçmektedir. Diğer yandan sık ve fazlaca tatlı tüketimi bedenin asidik özelliğini arttırmakta hem fazla kalori alımına bağlı ve hem de genel dolaşımda bulunan kanın kirlenmesi bakımından olumsuz etkiler meydana getirmektedir.

Tatlı yeme alışkanlığı disipline edilebilir. Fazla miktarlarda ve sık bir alışkanlık haline gelmesi engellenerek zararları minimuma indirmek mümkündür. Fakat akut gelişen bazı olaylardan sonra bu ihtiyacın çok zirve yaptığı durumlarda dengeli bir şekilde tatlı ihtiyacı giderilmelidir.

Ciddi bir ihtiyaç hissetmiyorsak tatlı ihtiyacımızda dengeli olmak zorundayız. Zira bolca ve dengesiz tatlı tüketimi kan kimyasını asidik hale getirir ve bu durum uzun vadede önemli sağlık sorunlarını ortaya çıkmasına neden olur. Hipertansiyon, depresyon, karaciğer yağlanması, kolesterol yükselmesi bu hastalıklardan en yaygın olanlardır...

Tatlılar bağışıklık sistemini bozar

Grip salgınının bu kadar yaygın olduğu bir dönemde baklava ve tatlıları biraz daha az tercih etmemizde fayda vardır. Her ne kadar bu sektörde hizmet verenler bu düşünceye karşı olsalar da bilimsel gerçekler bu yöndedir.

Özellikle bol su içilmesi ve egzersiz yapılması bağışıklık sistemi için çok faydalıdır. Ayrıca Allah‘ın bu mevsim dolayısıyla bize bahşettiği meyve ve sebzelerden bolca tüketmek, bitki çayları içmek, günde bir çay kaşığı çörek otunu ağzımızda iyice çiğneyerek yemek bağışıklık sistemimiz için faydalı olacaktır...