Her şeyi bilirim hezeyanı

Abone Ol

Gençlik yıllarımızda, başımız darda kaldığında ya da bir

musibete duçar olduğumuzda manevi ablalarımızdan destek alır ve bu vesile ile

yeniden doğrulup yolumuza devam ederdik. O günlerde aile içinde yeterli desteği

bulamayan gençler, bu açığı ablalar ya da ağabeyiler aracılığıyla kapatırlardı.

Doğal olarak gelişen ve epey de kabul gören ablalık ya da abilik sistemi İslam

kardeşliği ve dayanışmasının gelişmesi bakımından da önemli kabul edilirdi.

Başlangıçta bu uygulama, iki kardeşin dayanışması olarak devam ediyor ve

masumiyetini koruyordu. Ancak daha sonraki yıllarda, abla ya da abi dediğimiz

bazı büyüklerimiz bunu istismar ederek farkında olmadan bağımlı bireylerin

yetişmesine neden oldular. Yani, bundan kendilerine bir üstünlük payesi biçen

bazı kimseler, artık her şeyi ben yaparım, herkese ben söz geçiririm, ben akıl

verebilirim anlayışı ile hareket ederek bu insanları kendilerine bağımlı hale

getirdiler. Oysa sağlıklı bir yardımlaşmada, insanlar bağımlı hale gelmezler

aksine, kişi sorunlarına kendi yöntemleri ile çözüm bulmaya teşvik edilir, güç

yetiremediği noktada ise destek verilir. Aksi takdirde abla ya da abiye

yaslanarak hareket eden bir kişi hayatı boyunca ne kendini tanıma ne

yeteneklerini geliştirme mikanı bulabilir ne de bağımlılıktan kurtulabilir. Bu

kimseler yaşları kaç olursa olsun etraflarında kendilerine bir yerde annelik ya

da babalık yapacak ağabeyler ablalar aramaya koyulurlar. Ablam ya da abim diye

taltif ettikleri kimseler, iyi niyetlerini korur ve nefislerinin yönlendirmesi

ile hareket etmezlerse faydalı olabilirler aksi taktirde iki taraf ta

birbirinden beslenir hale gelebilir.

Bağımlılığın getirdiği sorunları anne çocuk ilişkilerinde

de görüyoruz. Elbette bizler Batı toplumunda olduğu gibi, belli bir yaşın

üstüne geldiklerinde çocuklarımızı evden uzaklaştırıp, bireysel bir hayatın

içine sürüklemeyiz. Fakat bağımlı annelerin büyük çoğunluğu çocukların yaşı kaç

olursa olsun, ona üç yaşındaymış gibi muamelesi ediyor ve çocuğun ayaklarının

üzerinde durmasına fırsat vermiyorlar. Bu çocuklar büyüyemiyor ve kanatlarını

kullanamadıklarından uçamıyorlar. Anne bunu şefkat ve merhametinin bir sonucu

olarak yapıyor fakat bu çocuğa yapılan bir iyilik değildir. Bu çocuklar, tek

kanadı kırılmış bir kuş gibidirler ve topluma çıktıklarından annenin desteği

olmadan uçamazlar. Anne çocuğuna iyilik yapmak istiyorsa ya da manevi

ablalarımız ve ağabeylerimiz kendilerine dert anlatan kişiye destek vermek

istiyorlarsa onu kendi imkanları ile uçmaya teşvik etmelidirler.