Ey çocuk; bahar senin için yeşilliğini yeryüzüne döşer. Rüzgar, yağmur, kar, bulutlar hepsi senin ektiğin taneyi beslemek için iş görür... Hepsi Cenab-ı Hakk‘ın emrini tutarlar.Ey çocuk; Cenab-ı Hak geceyi senin rahatın için aratmış... Ay geceyi, güneş de gündüzü parlatıp şenlendirir. Güneş de gündüzü parlatıp şenlendirir.Bahar senin için yeşilliğini yeryüzüne döşer. Rüzgar, yağmur, kar, bulutlar hepsi senin ektiğin taneyi beslemek için iş görür... Hepsi Cenab-ı Hakk‘ın emrini tutarlar.Susuz kalırım diye korkma. Çünkü bulutlar omuzlarında suyunu getiriyor.Allah gözünü, burnunu, dimağını hoş etmek için topraktan renkler, kokular yiyecekler vücuda getirmiştir.Arıdan bal, havadan kudret helvası ağaçtan meyva, çekirdekten  ağaç yapmıştır. Güneş ve ay senin içindir. Bunlar senin dünya denen sarayının tavanını damını aydınlatan kandillerdir.Senin için Allah, dikene gül, yeraltında altın, kuru dala taze yaprak vermiştir.Allah Kadir‘dir. Kullarını naz ile, türlü nimetlerle böyle besler.Can-ü gönülden, hem yalnız dil ile değil, tekmil aza ile durmadan O‘na şükretmek lazımdır. Sadi der ki, "Ya Rabbi! Yüreğime kan oturdu, gözlerim yara oldu, senin in‘am ve ihsanının şükrünü söylemeye imkan göremiyorum. Yerlerdeki yırtıcılar, karıncalar, balıklar değil; feleklerdeki meleklerin hepsinin şükrü, Sana yapılacak şükrün binde birini teşkil etmez."

Kelebek Ayşe

Cuma, Cumartesi, Pazar, Bugünü bekledik çocuklar, Sevgiden, umuttan kaleler kurdukYine yeni bir masalda buluştuk.Gözlerinizde pırıl pırıl heyecan,Kelebek Ayşemiz, hemen gelsin o zaman.Kelebek Ayşe, -bütün çocuklar gibi- çok güzel, çok sevimli bir çocukmuş. Güzel yüzünde siyah gözleri ışıl ışıl yanarmış. O, en çok kelebekleri severmiş. Kelebeklerin narin kanatları, renkleri, desenleri çok hoşuna gidermiş. Okulda öğretmen ne olmak istediklerini sorunca, her seferinde "Kelebek olmak istiyorum" dermiş. Kelebek olma hayali, küçük kalbini çok heyecanlandırırmış. Keyifli olduğu zamanlar, oyuncakçıdan aldığı kelebek kanatlarını takar; kelebek olmanın mutluluğunu yaşarmış. Çizdiği kelebek resimlerini rengarenk boyar, onlarla dostluk kurarmış.  Sonra  "Haydi uçalım arkadaşlar" dermiş. Annesi ve kardeşi Asaf, onun kelebek oyununu keyifle izlerlermiş. Kelebek Ayşe, uçarmış, uçarmış, uçarmış. Daldan dala, çiçekten çiçeğe konarmış. Kelebek avcılarından kaçarmış. Acıkınca yaprak yiyemezmiş tabi ki! Annesinin pişirdiği nefis yemeklerden yer, çorbalardan içermiş. Yaprak yiyen arkadaşlarını şaşkınlıkla izlermiş. Yorulunca mışıl mışıl uykuya dalarmış. Rüyalarında yine hep kelebek olurmuş.Günlerden bir gün Kelebek Ayşe yine kanatlarını takmış, uçuyormuş. Bir ses duymuş:- Merhaba tatlı kız. Adım İpekkanat. Bugün yine çok keyifli görünüyorsun.Kelebek Ayşe sesin geldiği tarafa bakmış. Karşısında çok güzel, gerçek bir kelebek görünce daha da heyecanlanmış:- Merhaba, İpekkanat. Benimle konuşmana çok sevindim doğrusu. - Kelebekleri çok seviyor olmalısın.- Hem de çok! Bak benim de kanatlarım var. En çok kelebek olmayı istiyorum.- Sana bir sır vereyim mi küçük kız?- Sahi mi? Kelebeklerin de sırları var mıdır?- Olmaz mı? O güzel kanatlarımızda bir çok sır taşırız.- Bana vereceğin sır hangisi o zaman?İpekkanat, kanatlarını çırparak cevap vermiş:- Biz de siz çocukları çok seviyoruz. Ama o kadar kısa yaşıyoruz ki biliyor musun? Bazı arkadaşlarımız bir gün, bazılarımız bir hafta, en fazla bir, bilmedin iki ay.- Gerçekten mi? - Evet! Allah bizi de bu şekilde yaratmış. Biz de bazen siz çocuklara hevesleniyoruz. Kelebek Ayşe, İpekkanat‘ın bu sözlerine çok gülmüş:- Ne yani siz de çocuk olmaya mı özeniyorsunuz?Gülme sırası, İpekkanattaymış. Başını sallayarak, güzel kanatlarını çırpa çırpa gülmüş. Sonra:- Allah hepimizi çok güzel yaratmış. O şüphesiz her şeyin en iyisini bilir. Önemli olan her zaman dost kalmamız. - Haklısın, demiş Kelebek Ayşe. Ama ben kelebek oyunumdan vazgeçemem. Yine kanatlarımı takar uçarım, çiçeklere konar, doya doya koklarım. Avcılardan kaçarım. - Harikasın kelebek kız. Oyunlarına tabi ki devam etmelisin. Bu oyunların bizim de çok hoşumuza gidiyor. Kelebek toplantılarında senin adını her zaman anıyoruz. Kelebek Ayşe ile İpekkanat uzun uzun konuşmuşlar. Dostluklarını pekiştirmişler. Çocuklar, büyünce kelebek olamasa da kelebeklerle dost kalabilirlermiş. Daha temiz daha güzel, bol çiçekli, bol kelebekli bir çevre için herkesin yapabileceği işler varmış. Masal biterken kelebekler; kelebeksever bütün çocukların ellerine, yüzlerine, defterlerine kanatlarının renklerinden sürmüşler. Çocuklar bu sürprize çok sevinmişler.- ZEKİYE ÇOBAN

Bir Kıssa Bin Hisse

Aldatan bizden değildir

Sahabenin ileri gelenlerinden Cerir bin Abdullah Hazretleri birgün kendisine bir at satın almak üzer pazara gitmişti. Uzun araştırmalardan sonra, nihayet güzel bir at buldu. Atın sahibi ile pazarlığa tutuştu. Adam, atına 500 dirhem fiat istemekteydi.Cerir, az çok attan anlıyordu. Adamın istedi fiyatın atın gerçek değeri yanında çok düşük kaldığını farketmişti. Bu durumu adam şu şekilde ifade etti:"Atın, bu fiattan çok daha fazla eder. Eğer razı olursan sana 600 dirhem veririm.. Fakat, 800 dirheme dahi müşteri bulabileceğini de söyleyeyim. Çünkü bu at, iyi cins attır."Atın sahibi şaşırdı. Müşterinin, satıcının istediğinin üstünde bir fiat ödemeyi teklif etmesi, ona çok tuhaf gelmişti. "Deme atıma bu fiatı biçiyorsun? DediCerir şu karşılığı verdi:"Atın kıymeti, belki dedi 800 dirhemin üstündedir. Ancak ben sana en son 800 dirhem ödeyebilirim. Daha fazla ödemeye kudretim yoktur."Atın sahibi sevinçle:Öyleyse, ben de sana 800 dirheme sattım" dedi.Cerir 800 dirhem ödeyerek atın satın aldı. Satıcı hala şaşkınlık içindeydi. Kendisi 500 dirheme bile razı iken, hiç ummadığı bir biçimde 300 dirhem daha kazanmıştı. Düşündükçe bu alış verişe bir mana veremiyordu. Sonunda Cerir‘e durumu sormaktan kendini alamadı:"Ya Cerir, ben atı 500 dirheme gönül rızasıyla satıyordum. Sen bu fiatı verip, atı alıp gidebilirdin. Halbuki atın 800 dirhem edebileceğin söyledin ve atı bu fiata satın aldın.. Seni böyle davranmaya iten sebep nedir, izah eder misin? Düşünüyorum da aklıma bir türlü halledemiyorum."Ceri kendisini böyle davranmaya ien sebebi,adama şu şekilde izah etti:"Biz Peygamber Efendimize, bir Müslümanın diğerini aldatmayacağı hususunda söz verdik. Nasıl bu sözümüze aykırı hareket edebiliriz? Atının 800 dirhem edeceğini bilirken, daha düşük fiata satın almama nasıl vicdanın ve imanım müsaade eder?  O zaman seni aldatmış, hile yapmış olmaz mıyım? İşte beni, atına istediğinden yüksek fiat vermeye zorlayan sebep budur."

Mini Test

Ne kadar sıkılgansınız?

Size uyguladığımız bu testi samimi duygularla cevaplandırır, ne kadar sıkılgan olup olmadığınızı öğreneceksiniz. Haydi bakalım kolay gelsin.1. Kendinizden bir üst sınıfta okuyan veya sizden güçlü biriyle konuşurken küçüklük duygusuna kapılır mısınız?Evet    Hayır2. Vücudunuzdaki bazı değişikliklerden (mesela kulaklarınızın büyüklüğü, burnunuzun büyüklüğü, şişmanlığınız veya zayıflığınız) sıkılır mısınız?Evet    Hayır3. Önemli biriyle tanıştırılınca kızarır mısınız?Evet    Hayır4. Çok sevdiğiniz biri sizin yanınızda bir başkasıyla fazla ilgilendi diyelim, somutur musunuz?Evet    Hayır5. Bilmediğiniz bir konu üstünde konuşulurken, kendinizi konuşmaya mecbur hisseder misiniz?Evet    Hayır6. Fikirlerinizi kimsenin dinlemedi inancında mısınız?Evet    Hayır7. Derste kalkmanız istenince yüzünüz kızarır, kalbiniz hızlı hızlı atar mı?Evet    Hayır8. Teklifiniz kabul edilmediği zamanlar kendinizi küçük düşmüş, işe yaramaz biri sayar mısınız?Evet    Hayır9. Daima yeni fikirler ileri sürmeye, fikirlerinizi açıkça ifade etmeye çekinir misiniz?Evet    Hayır10. Öğretmen "Kimler derse çalıştı?" diye sorunca çalışmış olsanız bile parmak kaldırmaya korkar mısınız?Evet    Hayır- Değerlendirme:Bütün "Hayır"ları işaretlemişseniz sizde çekingenlik denen şeyden eser yok. Çok atak ve medeni cesaret sahibisiniz. Sizi kutlarız.7 soruya hayır 3 soruya evet demişseniz de çekingen sayılmazsınız.Hayır cevabınız eğer 6‘dan az ise çekingensiniz demektir. Çekingenliğinizi yenmeye çalışmalısınız. - İNCİ KARAMAN

Bugün ne dua edelim

Allah‘ım! Yaptığım işlerin yanlış anlaşılmasından ve haksızlığa uğramaktan, haksızlık etmekten sana sığınırım.Çalışmalarımın sonucunu hayırlı eyle, onların hep hayırla devam etmesini nasip eyle. Beni aileme, ülkeme ve insanlığa faydalı bir insan yap. Bizi dünyada ve ahirette en güzel nimetlerinle sevindir.

Nasrettin Hoca‘nın biri bir gün

Allah Biliyor

Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış : - Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş. Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve : - Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.

Tarih dede Yazıyor

Küçük Yavuz‘un büyük sözleri

Geleceğin Yavuz Sultan Selim‘i çocuktu Henüz beş, altı yaşlarında bir çocuk... Amasya‘daki sarayın bahçesinde tek başına ok atma talimi yapıyordu. Koca yay boyunu aşıyordu. Fakat daha o yaşta attığını vurmaya başlamıştı.Son okunu da hedef tahtasının tam ortasına saplamayı başarınca çok sevindi. Babası Sultan İkinci Beyazid, ne zamandır onu izliyor, gözetliyordu. Dayanamayarak, "Allah, gücüne güç katsın oğlum. Ama niçin yalnızsın?"Küçük Selim gözlerini açarak, "Yalnız değilim ki Sultan Babam, Allah her yerdedir."Babası Sultan Beyazid bu cevaptan çok memnun kaldı."Ok talimi yapmak için küçük sayılmaz mısın?" diye sordu."Hayır" dedi küçük Selim, "İnsan ömrü her şeyi öğrenmeye yetecek kadar uzun değildir. Bir şeyler öğrenmek isteyen işe küçükken başlamak zorundadır. Hele şehzadeler, herkesten fazla bilgiye sahip bulunmazlarsa nasıl serdar(kumandan) olabilirler?Sultan Beyazid bu sözlerden sonar oğluna sıkıca sarıldı. "Bunları sana kim öğretiyor?" diye sordu.Selim çekinmeden cevap verdi:"Hocam Muhyiddin Efendi ile anam Gülbahar Hatun."İşte çocuklar, Selim‘i Yavuz Sultan Selim‘in ruh halini şekillendiren ve onun manevi alt yapısını oluşturan sıkı bir eğitim veren hocası ve şefkatini eksik etmeyen annesi Gülbahar Hatun‘du.

Kelime kelime dinimiz

Keffaret: Kelime olarak mahvetmek, gidermek demektir. Dini tarifi: Yanlış ve eksik olan davranışların günahından kurtulmak için yapılan ibadetler. Keffaretler günahları af ettirir. Mesela Ramazanda kasten bir gün oruç bozan kişi ceza olarak 61 gün oruç  tutar. İşte bu keffarettir.Kelam: Söz, Allah‘ın sıfatlarından birisi. Allah sese, söze, harfe, kelimeye, ses tellerine havaya, kısacası hiçbir şeye muhtaç olmadan konuşur. İlahi kitaplar O‘nun kelamıdır.Kelime-i Şehadet: İslam‘ın beş şartından birisi de Kelime-i Şehadet getirmektir. Şöyle getirilir: "Eşhed-ü en lailahe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulüh."Manası: Ben şahitlik ederim ki Allah‘tan başka ilah yoktur. Ve yine ben şahitlik ederim ki Hazret-i Muhammed Allah‘ın kul ve Resulüdür, elçisidir."

Düşünce Dünyası

Dünya bir tren istasyonudur

Dünya yaratıldığında bomboştu. Sonra hayat başladı. Dünya defalarca doldu, defalarca boşaldı. Tıpkı bir tren istasyonu gibi... Trenle yolcuk yaptınız mı? Yolculuk sırasında bazı istasyonlarda durur. Yolcular inip ihtiyaçlarının giderir. O istasyonda bazı yolcular iner, bazıları trene binerler. Yüzler değişir. Tren yoluna devam eder.Dünya da böyle bir istasyon gibidir. İnsanlar doğar, bir süre bu istasyonda misafir olur ve ahiret alemine doğru yolculuğa devam ederler. Yani bazıları dünya treninden iner (ölür), bazıları biner (doğar). Böylece hayat devam eder.Bazı görevlerimiz vardır. İnsan nasıl boşuna trene binmezse boşuna dünyaya gelmez. Başıboş değiliz. Hepimiz Alah‘ın askeriyiz. O‘na kulluk borcumuzdur. Kulluğumuzu Allah‘ın istediği şekilde yapar, dürüst, namuslu, ahlaklı, yardımsever, vatansever, abid (ibadet eden) olursak imtihanı başarıyla vermiş oluruz. Allah da bunun armağanı olarak bizi cennetine koyar.

Sizden Gelenler

Bayrağım

Bu tatlı gülüşüyleNazlı süzülüşüyleGöğsümü kabartarakDalgalansın bayrağım.Ninem şalınıDedem vermiş kanını, Yurdumun her yanını,Şenlendirir sen bayrağım.Yaşıyoruz sayendeMutlu ve hür gölgende.Dalgalanan gül sen de Göklerimde bayrağım.- Hasan Can, Diyarbakır

Balıklar niçin konuşmaz?

Öğretmen derste sorar:"Ali balıklar niçin konuşmaz?"Ali cevap verir:"Öğretmenim siz başınızı suya batırsanız konuşabilir misiniz?"- Said Solmaz, Gaziantep

Allah Diyor

Bitkiler uyanırken,Can verdi Allah diyorMeyveler sallanırken,Rabbimiz Allah diyor...Her mevsim ayrı levhaOkuruz sayfa sayfa.Canlı cansız ne varsa,Yarattı Allah diyor. - Nuri O. Uygun, Konya

Bizden Size

Sevgili çocuklar; Sımsıkı dostça tuttuğunuz ellerinizde bir haftanın verdiği hasretle yine birlikteyiz. Sayfamıza gönderdiğiniz eleştirileri dikkate alıyorum. Bazı tashih hatalarından bahsediyorsunuz, buna biraz daha dikkat etmeye çalışıyorum. Ama sizden de gayret bekliyorum. Sayfamıza destek vermeniz için katkıda bulunmanızı bekliyorum. Şiir, fıkra, çizgi ve bulmacalarınızla...Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun!

Muhabir: Haber Merkezi