Ama görebilecek göz gerek!
Görmek istemeyenler içinse ortada hiçbir şey yok!
Her yer güllük gülistanlık!
Bir taraftan din, iman nutukları atılırken bir taraftan
da dış güçlerin kuklası haline gelinmesi oldukça ibret verici bir durum!
Hani Nasrettin Hoca merhumun güzel bir tespiti vardı,
Parayı veren düdüğü çalar derdi, hatırladınız değil mi
Şimdi bu sözü biraz tersinden okumanın tam vaktidir!
Yani Para alarak düdük haline gelenler bunun
farkındalar mı dersiniz
Bazı gelişmeleri kavrayabilmeleri için para alarak düdük
haline gelenlerin bunun farkına varmaları şart!
Bakmayın şimdilerde demokrasi müdafii kesildiklerine!
Aslında demokrasi olmuş-olmamış, yaşanmış-yaşanmamış hiç
önemli değildir!
Demokrasi ellerdeki bir koz!
Bütün meseleleri amaçlarına ulaşabilmek!
Ve bu uğurda her şey mubah!
Yalan da söylenebilir!
Rabbim şerlerinden muhafaza eylesin!
Birilerinin parayı verdiklerine göre düdüğü çalmak
istemelerinden daha doğal ne olabilir!
Parayı alıp düdük haline gelenler de leb demeden
leblebiyi anlayacak zekâya sahipler!
Daha parayı verenlerden bir talep gelmeden bile onlar
hesabına ötüyorlar!
Kraldan çok kralcı kesilip ellerine geçen her fırsatta
onlara arka çıkıyorlar!
Onları kıracak, üzecek söz ve eylemlerden özenle
kaçınıyorlar!
Bu taife konuştuğu zaman anlıyoruz ki yine kendilerinden
bir görev istenmiş!
Parayı verenlerin düdüğü iyi öttüreceklerinden şüphemiz
yok!
Şüpheli olduğumuz tek şey düdük pozisyonunda bulunanların
işin farkında olup olmadıkları!
Belli bir takımın dışında kalanların olayın farkında
olduklarını hiç sanmıyoruz!
Onlar iyi niyetle dine imana hizmet ediyoruz diye
koşturuyor!
Ama belli bir takım diye tanımlamaya çalıştığımız ekipte
böyle bir safiyetin olduğuna da inanmıyoruz!
Onların iyi niyetten epey uzak olduklarını düşünüyoruz!
Her şey ayan beyan ortada!
Kimin kimlere nasıl hizmet ettiği de apaçık!
Bütün mesele biraz feraset ve basiret sahibi olmakta!
O zaman her şeyin ne kadar aşikâr olduğu hemen
anlaşılıyor!