Her konuda ahkam kesmemek

Abone Ol

14/10/2002 tarihli Millî Gazete de bu başlık altında yayınladığım makalemden sonra bazı tanıdıklarım "Olmaz, hocam o Prof ların her ikisi de Cuma namazını da bilirlerdir, İslâm ın şartlarını da bilirlerdir" demişlerdi.

Makalemin metni şu idi:

"Halkın, ilim adamının her şeyi bildiğine inanması halka zarar vermez. Hatta ilim adamlarına saygısının artmasına sebep olduğu için faydalı bile olur.

Ancak, ilim adamı kendini her şeyi bilen olarak görmeye başlarsa işte o çok tehlikeli olur.

İlminden, irfanından istifade ettiğim Ahmet Muhtar Büyükçınar hoca efendi anlatmıştı: "Ellili yıllarda Mısır da okurken gazeteler Türk Dışişleri Bakanının Cuma namazı kılmasını bilmediğini yazmışlardı. Dışişleri Bakanı Pakistan da iken Cuma namazına gitmemesinin nedeni olarak namaz kılmasını bilmediğini söyledi diye haber ajansları geçtiler. Ben de o haberi o günün en büyük gazetelerinden birine göndererek haber yapıldı" demişti.

Mutasavvıflar üzerine çok önemli yazılar yazan bu bakanın Cuma namazını bilmemesi benim aklıma hiç yatmadı.

Geçen sene (2001) değerli Profesörlerimizden birine bu durumu sordum. "Ben o ilim adamımızla tanışamadım. Ancak sana daha önemli bir haber vereyim. Filan Prof. Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bilirdi. İslâm ansiklopedisine de önemli maddeler yazdı. Ben asistan idim. Bir gün beni odasına çağırdı ve kimse duymaması için alçak bir ses tonuyla "Ahmet, İmanın şartı beş miydi, altı mıydı " diye bana sordu. Ben doğrusunu söyleyince "Eyvah iddiayı kaybettim" dedi" diye cevap verdi.

Ahirete intikal eden ilim adamlarının ismini vermedim. Onları veya çocuklarını incitmek istemem. Ama yaşayan ilim adamlarımızdan Prof. Hurşit Güneş beye iç güzelliğinden dolayı teşekkür ederken bilmediği konularda yetkili kuruluşlardan sormasını isterim.

Şimdi Hurşit beyin yazısına bir göz atın: "Namazın bitiminde Ka de kısmı vardır. Halk arasında buna ettehüyatüye oturmak da denir. Burada kısa (Mekke de inen) sureler okunur. Leheb suresi de bunlardan biridir. (Milliyet 07/10/2002)

Yazının tamamını eleştirmiyorum. İşim eleştiri olmadığı için yapmıyorum.

Bir kerre namazın bitimindeki oturuşta hiçbir mezhebe göre Leheb suresi okunmadığı gibi, Mekke de veya Medine de inen 114 sureden hiç biri okunmaz. Sevgili peygamberimizden bize intikal eden "Ettehıyyatü", salâvatlar ve Kur an dan iki tane dua ayetleri okunur. İlâve bazı dualar da okunabilir.

Her ilim adamı her şeyi bilecek diye bir şey yok ama bu içi İslâm sevgisiyle dolu insanlarımızın "Eskilerin zaruratı diniye" dedikleri her Müslüman ın bilmesi gereken şeyleri de bilmesi gerekir.

Uzmanlık isteyen alanlarda ise uzmanına (Diy. İşl. Başk.) danışmasını bilmeli.

Şair Talib-i Kadim:

"Çeşm-i insaf kadar kâmile mîzan olmaz.

Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz" yani, olgun insan için değerlendirme terazisinin en güzeli insaflı bir göze sahip olmaktır. Kişinin kendi eksiğini bilmesi gibi irfan/kültür olmaz."

04/02/2006 cumartesi günü değerli araştırmacı yazarlarımızdan Ahmet Özalp beyefendiye bu makalemde geçen cehalet haberlerini ve Profların isimlerini söylediğimde "Sana daha sağlam bir delil göstereyim" dedi ve 2005 de Türkiye İş Bankası nın Kültür yayınları arasında çıkan "Tarihçilerin Kutbu, Halil İnalcık" kitabında Prof. Halil İnalcık ın Cuma namazının kaç rekat olduğunu bilmediğini kendi diliyle söylediğini haber verdi.

Hemen o kitaptan bir tane satın aldım ve kendi gözlerimle gördüm ve kitabın 134 üncü sayfasında şöyle diyor:

"Birgün, cuma günüydü galiba, o camiye götürüldük ve öğle namazını orada kıldık doğrusu kaç rekat bilmiyorduk. Neyse, bir imtihandı bizim için, her şeyi bilmek lazım, Müslüman ız."

"Modern Dünyaya İlişkisi Bakımından İslâm Kültürü" adı altında Amerika da yapılan bir toplantıya bildiri sunmak için giden Türkiye nin en önde gelen, hatta "Tarihçilerin kutbu" diye tanıtılan zat, Amerika da  Cuma namazına gittiklerini değil götürüldüklerini söylüyor.

Bu değerli araştırmacımız, 361 inci sayfada "Kur an da recm ayeti var" diyor. Halbuki Kur an da böyle bir ayetin olmadığını Kur an okuyan herkes bilir.

Bu "Tarihçilerin kutbu" denen zatın bir çok yanlışını ve de o yanlışların doğrularını görmek için Ocak 2006 tarihli Kitap Postası isimli dergide Ahmet Özalp ın yazısını okuyuverin.