Her iftar, bir “ihtar”mış!

Abone Ol

“Üzerinde her canın hakkı var” diyerek Ramazan hamlesini başlatan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, her kesimle iftar sofralarında buluşarak önemli bir sorumluluğu yerine getirmeye çalıştı. Sırasıyla; üniversite öğrencileri, çocuklar, gençler, yaşlılar ve çalışanlarla buluşarak verdiği mesajlarla, her iftarın aslında bir ihtar olduğunun altını çizdi.

Gençler üzerinden verdiği ihtar: “İçinde bulunduğumuz hız ve haz çağında kötülüğe bulaşmadan gençliğini yaşayan her genç bir kahramandır. Bu kahramanlar, dünyamızın  ve bölgemizin çok kötü bir süreçten geçtiği bir süreçte inşallah barışın ve huzurun egemen olduğu yeni bir dünyayı kuracaktır. Her birinizin kalbinde yüksek idealler var. O yüksek idealler sadece makam ve mevki olmasın. Her biriniz büyük bir ilim insanı, yeryüzüne ve insanlığa faydalı bir insan olmayı yüreğinizde beslediğiniz gaye olarak görüyor olmalısınız”.

Yaşlılar üzerinden verdiği ihtar: “Yaşlılara saygı duymak dinimizin bir gereğidir. İçinde yaşlısı bulunan her ev, huzurlu bir evdir. Çünkü evlatlarına sürekli dua ederler. Evlatlar da daima anne baba duası almaya devam ederler. Biz öyle bir inancın mensuplarıyız ki, Sevgili Peygamberimiz ‘Büyüklerine saygı duymayan küçüklerine merhamet göstermeyen bizden değildir’ buyuruyor”.

Çocuklar üzerinden verdiği ihtar: “Ramazan ayında camileri dolduran çocukların sesleri gürültü değil, Allah’ın nimetidir. Çocuklarımız yüksek bir idealle, güzel bir hayat yaşayarak milletimize ve insanlığa faydalı insanlar olacaktır. Her türlü kötülükten uzak olarak, daima ilmin ve ahlakın peşinden giderek insanlığa faydalı olun”.

Sorumlu insanlar üzerinden verdiği ihtar: “Ramazan ayı bir aylık okul gibidir. Bu okulun muhteşem bir programı var. İlk imsaktan bayram namazına kadar gündüzüyle gecesiyle ibadettir. Orucu da, teravihi de, sahuru da, gecesi de, gündüzü de ibadettir. Böylece Ramazan ayı, insanların kuraklaşmış yüreklerini sonbahar yağmuru gibi bereketlendirerek tozunu toprağını alıp arındırır”. Bu yağmura ulaşamamış mümin için en büyük tehlike, ibadetlerini rutinleştirmesi, şekle indirgemesi ve ibadetlerinin özünü kaybetmesi olacaktır. Meğer her iftar, bir ihtarmış ve son nefese kadar üzerimde her canın hakkı varmış!