Her hasta bekler sabahı

Abone Ol

Bireyleri birbirinden mesafeli tutarak yönetme” esasına dayanan hastalığın yaşı delikanlılık çağına vardı. Bu hastalığı tedavi etmek adına öncelikle, olumlu zihinsel modellere sahip uygulamalara odaklanmalıyız. Çünkü hastanın yaşı değil, hastalığın yaşı önemlidir. Ve bu açıdan bizi bekleyen sürecin, düzensizlik içinde bir düzen barındırıyor olması, hastalığın bir an önce tedavi edilmesini zorunlu kılıyor. Rahatsızlığı tespit ederek, kaynağını bularak çatışmaya son vermek adına hastalığın ve hastanın yaşını bilmemiz gerekiyor. Ancak bu sayede iletişim tesir ve güven üretebilir.

Tesir ve güven oluşturan her hamle, çalıştığımız her insana özgüven ve kendi kendini organize etme yeteneklerini uygulama imkânı verir. Böylelikle herkes korkmadan çekinmeden farklı, sıra dışı fikirlerini korkusunu yenerek dile getirir. Beraberinde iletişim kanallarının sağlıklı çalışmasını sağlayacak “olumlu düşünme ve model çalışma” ortaya konduğunda oluşacak tedavi ile her yaştaki hastayı kazanabiliriz. Bu süreçte sorumluluk hassasiyeti, bir doktor hassasiyeti gibi olmalıdır. Hastaya karşı duygularını her açıdan kontrol edebilme ve nasıl tepki vereceğine karar verebilme büyük önem taşır. Bu titizlik sayesinde insanları suçlama bırakılır, negatif enerji yaymaktan kurtulunur.

Başkalarının sınırlarını aşmaz, neyin ne kadar, ne zaman, nasıl yapılacağını iyi bildiğinizde ise, konuşulan kelimelerden çok, kelimelerin arkasına gizlenen duygular devreye girecektir. Sizinle birlikte olanlar bu duyguları duyacak, anlayacak ve sınıflandıracaktır. Doğru tedaviyi tespit ettikleri anda savunma yapmaktan ve yapmacılıktan sıyrılacaklardır. Bu noktadan sonra karşınızdakini yargılamadan, hemen sonuçlara odaklanmadan neler olduğunu dikkatli bir şekilde araştırmayı tercih ettiğinizde muhatabınızı kazanmış olacaksınız.

Geniş kesimlerin tepkisiz kalmasının ve koyun sürüsü gibi güdülebilmesinin önlenmesi, yukarıda sıralanan sorumluluğun gerçekleşmesine bağlıdır. Bildiklerinizi yaptığınızda bilmediklerinizi öğrenmek adına sorunların özüne iner ve sorumlu bir şekilde durumu ele alırsanız, işinizin en önemli kısmı olan “aidiyet duygusu”nu da başarmış olursunuz. Böylece algıların ve beklentilerin değil, sizi bekleyen süreç konuşulur, “beklenen reçete” ortaya çıkar ve her hasta bu sabahı bekler…