Her gün yeni bir icatta olan...

Abone Ol

"Kavga yok eğitime devam" diyerek, kavganın akıl kârı bir şey olmadığını söylemeye bile gerek duymuyorum. Çünkü kavga akıl ve akıllı işi değildir. Gelecek düşüncesi olan, umudu iman edinmiş kimselerin yapacağı tek şey vardır: Yeniliğe açık olmak ve eğitime önem vermek.

Yeni ve yeniliğe özlem insanın en önemli özelliği olup, onun değişmez hedefleri arasında yer alır / alması gerekir. Bu bağlamda geçmiş kültüre yeni bir vizyon ve özellik kazandırmak, onu toplumsal ve evrensel değerlerle yeniden inşa etmek insanın / toplumun genel felsefesini oluşturur, oluşturması gerekir.

Tabiat yeniliklerle doludur. Bu yüzden olsa gerek ki, Allah, insandan yüzünü tabiatta çevirmesini ister, çünkü tabiatta insan için güzel örnekler vardır. Önemli olan sebeplere bağlanmadan görünenin ötesine geçip varlığın / varlıkların görünmeyen yönlerini görebilmek / keşfedebilmektir. Mevlânâ tabiatın zâhirine bağlanmayı, "tabiatın çivisine takılan kurumuş et parçası"na benzetir (Dîvân-ı Kebîr, IV, beyit 2380).

İnsanın, çeşitli nesnel sebeplerin bulunmadığı mânevî âleme (Dîvân-ı Kebîr, IV, beyit 2381) geçmesi gerekir. Çünkü bu âlemde can, halden hale girer ve her zaman değişir, orada her dem taze kalır. Tek bir sıfata bağlanıp kalındığında bulunulan yer cennet de olsa insana çöl gibi gelir (Dîvân-ı Kebîr, IV, beyit 2381-3).

Hayatı anlamlandıran ve güzelleştiren yeniliklerdir. Çünkü yeniliğin olduğu yerde değişme, gelişme, dirilme ve bir halden başka bir hale geçme vardır. Kitabın yanı sıra evren kitabının sürekli okunmasının anlamı budur.

İnsanın yeni ve yeniliğe uzanabilmesi için özellikle daha önce öğrendiği bilgilere bağlanıp kalmaması gerekir. Terkedilen bilgilerin altında bir define yani metodik şüphe ile kuşkulanılan bilgiler vardır. Bu yüzden yeniyi alıp eskiyi vermesini bilmek gerekir, çünkü her gün geçen günden, her yıl geçen yıldan daha üstündür.

Eski, giyilen bir elbise; yeni de gönlün sevgilisidir. Giyilen elbise eskir ve vakti geldiğinde de atılır. Eskiye bağlanmak gönlün işlevsellik kazanmasına engeldir. Çünkü gönül sürekli yeni şeyler ister: Mevlânâ, "Beden güçlü bir bağdır, gönlün yeniye akıyorsa eskiyi çıkart!" der (Dîvân-ı Kebîr, II, beyit 1273).

Mevlânâ nın gayreti, yeniye ve yeniliğe açık kişiler yetiştirmektir, o, her konuda tutuculuğun ne kadar zararlı olduğunu anlatır.

"Kâinatta her şey sürekli değişiyor, dolayısıyla insanın da yeniliğe açık olması gerekir. Usanç ve bezginlik ancak bu yolla ortadan kalkar" diyen Mevlânâ, Rahmân sûresinin 29. âyetini düşüncesine temel alarak ilâhî metodun izlenmesini ister. "Her gün yeni bir icatta olan" ve her zaman akan sınırsız ilâhî rahmetten nasibini almak için, onu anlamaya çalışmak gerekir (Dîvân-ı Kebîr, IV, b. 3263-65, 3304) der.

Yeniliğin en büyük düşmanı "nefis"tir. Nefsin istekleri insanın çevresini daraltır, idrakini güçsüzleştirir, yani yeniye uyumunu (intibak) zayıflatır. Onun için nefis kirini, keskin görüş (feraset) suyu ile yıkamak gerekir.

"Temizlenince perde kalkar; yeniliğe açık temiz kişilerin ışıkları sana vurur" diyen Mevlânâ, gelişmek ve tazelenmek için âşıklar gibi erimesini, yeniliğe açık olmasını, bütün tuzakları kırmasını, böylece daha yükseklere ve uzaklara giden kapıların açılmasını ister. Dertler insanı yeni çareler aramaya sevkeder, böylece "çare"yi yeniler; usanmış ve kurumuş dalları kırar. Çünkü eskiyi yenileyen dert kimyasıdır" (Dîvân-ı Kebîr, IV, beyit 2384-86).

Güneşin meyveyi olgunlaştırması gibi keder de insanı olgunlaştırır. İnsanın en büyük noksanı mükemmelliktir. Bu yüzden insan kendinde bulunmayan özellikleri arar; insân-ı kâmil olma isteği insanın mükemmelleşmesinin motivasyonudur.

Bu yüzden noksanlıklar insanları araştırmaya sevkeder. Bütün sanatlar yokluk ve noksanlıkların eseridir. Eğitim de insandaki hamlığın ve noksanlığın eseridir. Olgunluk ve hünerin noksanlıkta aranması gerekir.

İnsan dünyaya ham olarak gelir. Eğitim bu noksanlık ve hamlığı gidermek için yapılan bir faaliyettir. Kötü olan şey, insanda olgunluk zannı ve vehminin bulunmasıdır.

Eğitim, insana kendi noksanını göstermelidir, çünkü kendi noksanını gören insan olgunluğa doğru süratle koşar. Mevlânâ ya göre hekimlik mesleğinin / sanatının güzelliğini ortaya çıkaran, zayıf hastadır (Dîvân-ı Kebîr, I, beyit 3216-3227).

Yenilik hem insanın iç âleminde hem de ortaya koyduğu ürünlerde aranır. Eğitim donmuş, kurumuş ve yozlaşmış düşünce ve fikirleri insana aktaran bir faaliyetten öte, maddî ve mânevî kültür unsurlarında ve ürünlerinde büyüyen, gelişen, değişen, yenileşen ve taklide açık olmayan bir hedefe yönelen faaliyettir.