Her gün Milli Gazete aşısı olmak şart

Abone Ol

Bir medya fırtınası ile beyinler dumura uğratıldı, düşünceler kirletildi, önüne set çekilip başka mecralara akıtıldı.

Erbakan Hocamızın ve Milli Görüşçülerin gözlerinin içine baka baka, “Biz partimizi Erbakan’ın emriyle kurduk. O ve Saadet Partisi bize karşıymış gibi davranacaklar, biz de onun ideallerini gerçekleştirmek için çalışacağız” ve benzeri, suflörlerinin empoze ettiği aldatmalarla harekete geçtiler. Erbakan Hocamız hayatta iken, “Beni AKP’nin günahlarına ortak etmeyin” diye feryat etmesine rağmen, bu hezeyanı, “Erbakan ve Erdoğan’ın büyük oyunu” olarak işlediler, en başta oyları böyle alıp üst üste iktidar oldular.

İlk icraatlarının biri olarak meşru-gayrı meşru ayırımı yapmaksızın çeşitli yollarla medyanın gücünü elde ettiler. Medya gücü ile yine meşru-gayrı meşru ayırımı yapmaksızın, her metodu kullanarak iktidarlarını pekiştirdiler. Türkiye mozaiğini parçalara ayırarak, kendilerinin dışındaki parçaların hain olarak tanınmasını ellerindeki medya gücüyle beyinlere empoze ederek yollarına devam ettiler. Saadet Partisi’ni ve Milli Görüş camiasını da medya gücü ile estirdikleri adeta delirtici rüzgârlarla “teröristlerle dost olmakla” itham edip, “Erbakan’a ihanet edip, CHP ve HDP ile işbirliği içinde” göstererek, Milli Görüşçülerin ekseriyetinin beyinlerini etkileyerek yanlarına çekmeyi başardılar.

Peki, hiç düşündük mü, yanlarına çekemedikleri Milli Görüşçüler bu zehirli rüzgârdan kendilerini nasıl korudular?

Elbette İslami olarak, sağlam itikat ve ameli ilmihal bilgileri ile ve siyasi olarak da, TV5, Kanal 42, Kudüs TV ve benzeri kanalları izleyerek ve de hepsinden önemlisi, Milli Gazete’yi her gün kesintisiz alıp takip ederek. Bilhassa Milli Gazete, her türlü çok yoğun entrika, zehirli ve şaşırtıcı rüzgârlar, uyduruk haberler, iftira dolu isnatlara karşı bağışıklık kazandıran bir aşı oldu. Her gün aşılanmak kaydıyla.

Bugünlerde artık bu yalan, dolan ve iftiralarla bile ayakta duramayacak hale geldiler. Ülkemiz maddi ve manevi çöküntü yaşıyor. Aile perişan, eğitim çıkmaza girdi, rezervler bittiği gibi eksiye geçti, israflar gün gibi ortaya çıktı. Şimdi suflörleri söylemlerde yeni ayarlamalar yapıyorlar:

“Tamam kardeşim, bunlar israfçı, ekonomi felç oldu, eğitimi başaramadılar, enflasyon dolu dizgin, faiz almış başını gidiyor. Bunu zaten biz de inkâr etmiyoruz. Ama bunlardan başka seçenek mi var? Gelecek olanlar bunlardan daha berbat ederler. Yine de biz bunları desteklemeliyiz.”

Bunlara karşı deriz ki:

“49 yıldır ‘Hak Geldi Batıl Zail Oldu’ diyen ve her gün kendimizi aşıladığımız Milli Gazete’miz var.”

Ey yeni yeni uyanmaya başlayan Milli Görüşçüler! Sakın bu yeni zehirli rüzgâra kapılmayın. Elbette Türkiye çaresiz değil. Milli Görüş var. Milli Görüş’ün koalisyon ortaklığı şeklinde de olsa, yaptığı muazzam icraatlar size unutturulmaya çalışılıyor. Yine ülkeyi batıran AKP’ye mecbur ve mahkûmmuşuz gibi gösteriyorlar. Bunlara asla itibar etmeyin, beyninizin zehirlenmesine müsaade etmeyin. Her gün Milli Gazete alın, bunların zehirli rüzgarlarına karşı aşılanın.

Milli Gazete’nin koruyucu aşı yerine geçtiği bugünkü gelinen yıkım noktasında aşikâr bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Milli Görüş’ün ve Milli Gazete’nin ortaya koyduğu çözümlerden başkalarının çıkmaz sokağa ya da uçuruma açılan kapı olduğu ayan beyan aşikâr olmuştur.

O halde Milli Gazete’mizi her gün kesintisiz alıp okumak, okutmak mecburiyetimiz vardır.

Yoksa zehirli rüzgâra kapılıp, iki dünyamızın da kararması işten bile değildir.

MİLLi GAZETE

Her gün korur aşı gibi,

Daima okuru, yazılarla.

Yalan ve iftira dolu olsa,

Zehirler o kuru yazılarla!