Aborjin gördüm. Hanımı ve iki çocuğuyla Melbourn’a yüz
kilometre uzaklıktaki eski altın madeni işleme köyünden çıkıyorlardı.
Ben de şimdilerde açık hava müzesi yapılan o köyü görmeye
gitmiştim.
Beni gezdiren arkadaş, “İşte bunlar Aborjin” dedi.
Elimde fotoğraf makinesi olmasına rağmen makineyi onlara
doğrultmadım.
Dikkatlerin üzerlerinde olmasından rahatsızdılar.
Bir de fotoğraf makinesiyle taciz etmek istemedim.
Öğrendiğime göre Hıristiyanlara karşı kindar, Müslümanlara
karşı olumlu imişler.
Bundan yüz elli yıl önce Avustralya’ya nakliye işleri yapmak
için develeriyle gelen Afganlı Müslümanlar, bunlara insan muamelesi yapmışlar.
İngilizler, İngiltere’deki mahkumları gemilerle getirip
adaya boşaltıvermekle başlayan işgali sırasında sayıları beş yüz bin
civarındaki Aborjin’leri öldürerek kendilerine yer açmaya çalışan ve sonunda
krallığa bağlı bir devlet olan Avusturalya’da bugün bile sayıları beş yüz bin
civarında imiş.
İngilizlerin ülkeye ithal ettiği bulaşıcı hastalıklar,
Aborjin’lerin çocuklarını kaçırmalar, Aborjin öldürenlere kelle başı ödül
vermeler, uyuşturucu müptelası yapmalar sonunda nüfus iki yüz senede hiç
artmamış ama İngiliz mahkumlarının sayısı, sonradan ilticalarla 24 milyon
civarına ulaşmış.
Afganlılar, nakliye işiyle uğraşırken yemek esnasında
kendilerine kuşkulu gözlerle bakan bu insanları ekmeklerine ortak etmişler.
İlk defa beyaz insanın sofrasına oturan Aborjin’ler bunların
iyi yaratık olduklarına karar vermişler.
Müslüman olanlar olmuş.
Afganlılar, Müslüman olan Aborjin kadınlarla evlenmişler.
Bugünlerde Müslümanlık Aborjinler arasında hızla
yayılıyormuş.
Amerika’da aşağılanan zencilerden Muhammed Ali Clay’ın,
Makolm X’in Müslüman olması onları çok fazla etkiliyormuş.
Avustralya’nın yaşayan Aborjin kökenli en ünlü boksörü
Anthony Mundine’nin Müslüman olması da Müslümanlaşmayı hızlandırmış.
Afganlıların yaptığı camiyi gördüm Adelaide’de.
Cami çok bakımlı.
Nedenini sorduğumda tarihi iki yüz yıllık olan
Avustralya’nın en eski binalarından olması nedeniyle devlet koruması altında
olduğunu ve bakımını çok iyi yaptığını söylediler.
Cami, ibadete açık. Camide öğle namazı kıldık ve
fotoğraflarını çektim.
Şu andaki Dışişleri Bakanı, eski Başbakan Kevin Rudd,
Avusturalya diline bir deyim yerleştirmiş: “Sorry Speech”
Başbakanken yaptığı bir konuşmada “Sizi adam yerine koymadık
özür dilerim, Çocuklarınızı elinizden aldık özür dilerim, yerinizden ettik özür
dilerim, eğitimden uzak tuttuk özür dilerim...” diye devam eden uzun
konuşmasının adı “Sorry Speech/Özür konuşması” olarak meşhur olmuş.
Avusturalyalı biri hem yanlış yapıp hem özür dileyene,
yeniden yanlış yapıp özür dileyene “Sorry Speech” dermiş.
“Avusturalya” denince insanların aklına Aborjin, Kanguru,
Bumerang, Koala geldiğinden ülkenin güzellikleri karartılmış.
Dostluğu bana mutluluk veren değerli arkadaşım Ahmet
anlattı: “Amerikalı işadamı iş görüşmeleri için Sidnaey havaalanına inmiş.
Onu karşılayan Avustralyalı iş adamıyla hava alanından
çıkarken Amerikalı: “Bizim köy otogarları bile sizin havaalanından büyük”
demiş.
İşadamının kaliteli arabasına binmişler, Amerikalı bizim
ticari taksiler bile bundan büyük” demiş.
Yol boyunca “Bizim köy yolları sizin otobanlarınızdan büyük”
derken büyük bina görmüşler ve burasının da şehrin en büyük marketi (AVM)si
olduğunu söyleyince Amerikalı: “Bizim köy bakkalları bundan büyük” demiş.
Derken yolun ortasından zıplayarak kanguru geçmiş.
Bu nedir diye sorunca,
Avustralyalı işadamı “bu bizim çekirgemiz” deyince Amerikalı
susakalmış.