Bu memlekette ne kadar kötülük varsa, bir eksiksiz
bunların hepsinin suçu devlete aittir. Birkaç örnek vermek istiyorum.
Merdiven altı bir bitkisel ilaç üretim yerinde uyduruk
bir şurup yapılıyor. İnternette reklamlar, bu şurubu içen biri ölüyor yahut
felç oluyor. Suç devletindir. Çünkü şişenin üzerinde filan bakanlığı ruhsatıyla
yazılmaktadır. Başka bir örnek: Otomobili sürerken cep telefonuyla konuşuyor,
kaza yapıyor, ölen, yaralanan Suç devletindir. Çünkü devlet kanun nizam
çıkartmış, Sürücüler vasıta kullanırken telefonla konuşamaz diyor, gereken
denetimler yapılmıyor, cezalar verilmiyor, kazalar oluyor.
Meteoroloji Marmara da fırtına olacak diye haber
vermiş, plajda deniz bisikleti diye saçma sapan şeytan işi vasıtalar
kiralanıyor. Uyarılara aldırmayan beş genç bunlardan bir tane kiralıyor, denize
açılıyor, bisiklet batıyor, gençler boğuluyor. Suçlu yine devlettir. Bu kazadan
sonra bisikletleri topladılar ama iş işten geçmişti.
Markette kavanoz içinde çok ucuz acayip ballar satılıyor.
Yahu, bu kadar ucuza bal olmaz. Arada bir tahliller yapılıyor, bal değil, bal
aromalı glikoz veya mısır şurubu Bu sahte balları yiyenler hastalanıyor. Bunun
suçu devlete aittir. Bir yığın kanun, tüzük çıkarmış, bunları hayata
geçirmiyor.
Bir otomobil, otoyolda hızla gidiyor. Sürücü burnunu bir
kâğıt mendile silip pencereden asfalta atıyor. Birinci suçlu devlettir.
Çılgın bir sürücü sağlaya sollaya zikzak yaparak deliler
gibi otomobil sürüyor. Sonunca feci bir kaza oluyor. Suçlu devlettir.
İki aylık çocuğu motosiklete bindiriyorlar. Kaza oluyor,
çocuk düşüp ölüyor. Suçlu devlet.
Eşek etinden köfte yapılıyor. Suçlu devlet.
İnşaat çöküyor. Suçlu devlet.
Akşam karanlık basınca büyük şehrin bazı yerlerinde karı
kız satışları başlıyor. Suçlu devlet.
Hastanelerde fotoğraf çektirir gibi hiç lüzumu olmadığı
halde sonografi mi, monografi mi neyse o çektiriliyor. Suçlu devlet.
Delikanlının elinde kapı gibi lise diploması var. Bir
sayfa yazı yazıyor, otuz tane imla ve noktalama hatası yapıyor. Suçlu devlet.
Binlerce örnek verebilirim. Türkiye deki bütün
kanunsuzlukların, kuralsızlıkların, suçların, aksaklıkların, kabahatlerin,
yolsuzlukların, kötülüklerin baş suçlusu devlettir.
Devlet kendi kanunlarını uygulamıyor.
Devlet gereken denetimleri yapmıyor.
Devlet suçluları herkese ibret olacak, herkesi korkutacak
şekilde gereği gibi cezalandırmıyor.
Devlet, yasak olduğu halde, kışın buzlu yollara kabak
lastikle otomobil, otobüs çıkmasına göz yumuyor.
Devlet 1500 kişilik polis ordularıyla baskın yapıyor,
bonzai işinin mafya başlarını yakalayamıyor.
Bursa da sersem ve şaşkın bir sürücü otomobiliyle durağa
giriyor. Beş zavallı kadını öldürüyor, suçlu tutuklanıyor, on ay sonra serbest
bırakılıyor. Can başına iki ay!..
Sahte kanser ilaçları internetten astronomik fiyatlara
satılıyor, devlet önleyemiyor.
İstanbul da trafik felç olmuş, devlet belediye zabıta
yok.
Bir yerde bir bardaklık küçük şişe maden suyu on beş
liraya satılıyor, devlet seyrine bakıyor.
İlacın, konservenin, içeceğin, gıda maddesinin
ambalajında yazılı olanlar ile içindekiler birbirini tutmuyor. Peki, devlet ne
yapıyor
İstanbul plajlarının çoğunun suları, mikroplu Çoluk
çocuk halk denize gidip eğleniyor. Devlet neredesin
Almanya da, Norveç te, İsveç te, İsviçre de devletler
var. Mesela Almanya da otomobil sürerken cep telefonuyla konuşabilir misiniz
Emniyet kemerinizi bağlamadan arabayı hareket ettirebilir misiniz Gecenin bir
saatinden sonra çivi çakmak suretiyle veya başka şekilde gürültü çıkartabilir
misiniz O devletler öyle kolay kolay suç işletmezler.
ABD de uyduruk bir ilaç yüzünden bir kimse mağdur olsa
mahkemeler milyon dolarlık tazminata hükmeder, sahtekârların dünyasını
karartır.
Devlet kendi kanunlarını, tüzüklerini, talimatnamelerini
bütün gücüyle, devamlı şekilde uygulamadıkça suçlu kalmaya devam edecektir.
Devletin ilgili bakanlıkları, belediyeler; bütün gıda
maddelerini, içecekleri en sıkı şekilde hiç aralık vermeden denetlemek
zorundadır.
Suçlular, sahtekârlar, düzenbazlar gereği şekilde
başkalarına ibret olacak, suçlu adaylarını korkutacak şekilde cezalandırılmazsa
bu memleket düzelmez.
Halk kötülükleri, aksaklıkları, denetimsizliği,
kanunların uygulanmamasını, gereği gibi ve yeterli şekilde protesto etmezse
rezalet, kepazelik, mağduriyet içinde yaşamaya mahkûmdur.
Bir ara beş kilo halis (!) balı yüz liraya satıyorlardı,
yanında bedavadan bir de hediye Şikâyetler oldu, sahte firmalara ufak tefek
cezalar verildi. Ne yaptılar Marka değişikliğiyle biraz sonra yine piyasaya
çıktılar. Ah devlet, neredesin
Halka eşek eti, evcil domuz eti, yaban domuzu eti
yediriliyor. Halka sahte bal yediriliyor. Hemen hemen bütün gıda maddelerinde
ve içeceklerde yüzlerce çeşit kimyevi madde, aroma, koruyucu, boya var.
Sağlık Bakanlığı ndan ruhsat alamayanlar, Hayvan
Bakanlığı ndan ruhsat alıyor.
Bakanlık Müslüman halka domuz ve eşek eti yedirenleri
teşhir ediyormuş Sevsinler!.. Bu suçu işleyenler yerin yedi katı dibine
sokulmadıkça asıl suçlu hep devlet olacaktır.
(İkinci yazı)
Siyasete Dair
SALONUMUN duvarlarında hat levhaları var. Onlardan
birinde Euzü billahi mineş Şeytan ves siyase yazılı.
Siyaset yapmamak da bir tür siyasettir.
Zamanımızda üç konu ayağa düştü: Birincisi futboldur
Futbolun ayağa düşmesi çok normaldir, çünkü adı üstünde ayak oyunudur.
İkincisi siyasettir. Bir ülke halkının büyük
çoğunluğunun, olup bitenlerin içyüzünü bilmeden yoğun siyaset dedikoduları
yapması, o ülke için büyük bir felakettir.
Üçüncüsü dindir. Maalesef on yıllardan beri on
milyonlarca halk dinî-islamî konuları mıncıklayıp duruyor.
Ülkemizin kültür seviyesi çok düştü. Bazı toplumlarda hem
bilenler konuşur, hem bilmeyenler. Bizde ise bilenler susuyor veya
susturuluyor, bilmeyenler alabildiğine konuşuyor.
Bendeniz siyaset uzmanı değilim. Siyasetin büsbütün
cahili de değilim. Bazı çok önemli gerçekleri biliyorum ama yazmıyorum,
konuşmuyorum. Siyaset ordinaryüs profesörleri adamı boğarlar.
Halk siyasetle meşgul olmasın mı Öyle bir şey demedim.
Meşgul olsun ama ciddî şekilde. Uzmanlar siyaset konusunda analizler yapsınlar,
hadiselerin iç yüzünü araştırsınlar, olup bitenlere ışık tutsunlar, halk da
bunları okusun.
Bir ülkenin siyasetini anlamak için tarihini, kültürünü
iyi bilmek gerek. Lozanı bilmeden bugünü anlayamazsınız Türkiyedeki Kriptolar
hakkında yeterli miktarda sağlam bilgiye sahip olmazsanız yine anlayamazsınız.
Bugünkü Türkiyeyi anlamak için 1920 lerin Başhahamı Hayim
Nahumu bilmek gerekir.
Pakradunileri bilmeden modern, laik, Kemalist, çağdaş
Türkiyeyi anlamak ne mümkün
Bizde ciddî siyaset kültürü yok, siyaset magazini var.
Siyaset magaziniyle olup bitenlerin içyüzünü anlamak
mümkün olmaz.
En iyisi bu konuda uzak durmak
2.9.2014